Virüs ve mikroplara karşı mücadelede uçucu yağların etkisi

Soğuk algınlığı, gribal enfeksiyonlarda uçucu yağların önemini Aromaterapi Uzmanı Serdar Karakayiş açıklıyor.

Aslında bir koruyucu hekimlik sistemi olan ve yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan Aromaterapi; bitkilerin, kabuk, yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök gibi farklı yerlerinden çeşitli yöntemlerle elde edilen uçucu ve sabit yağlar aracılığıyla bütünsel dengeyi amaçlar. Vücut ve zihni uyarmak yoluyla kişinin kendi kendini desteklemesi iyileşmesinin hızlanmasını sağlar.

Beş duyu organı içerisinde koku alma duyusu ve dolayısıyla da kokular bilinçaltımızı harekete geçiren tek uyarıcıdır. Aromaterapiden amaçlanan şey; ruh-beden-zihin dengesi ile normal şartlar altında hastalık nedenlerini uçucu yağların bilinçaltına yaptığı etkiyle hafifletmektir. Ve aynı zamanda iyileştirici, rahatlatıcı, canlandırıcı, ağrı kesici ve en önemlisi de mikrop ve virüs öldürücü özelliklerinden yararlanmaktır.

Yüzyıllardır değer kaybetmeden hayatımızda var olan çeşitli bitkiler, pek çok anlamda hayatımıza değerli katkılarda bulunuyor. Lavanta yağı, portakal kabuğu yağı, defneyaprağı yağı, okaliptus yağları bulunduğu ortama ferahlık sağlarken aynı zamanda gribal enfeksiyonlarda ve soğuk algınlığı durumlarında mikrop kırıcı özelliği ile de tercih ediliyor.

Bu yağların faydaları saymakla bitmiyor

Pandemi döneminde yaşadığımız tedirginlik direncimizi düşürmekte. Virüs ve bakterilerin vücudunuzda yer etmesine engel olmak kendimizi korumanın ilk adımıdır. Bunun için portakal kabuğu, limon kabuğu, nane ve okaliptüs uçucu yağlarının antivirüs ve antibakteriyel etkisinden yararlanmalıyız. Bu yağları koklama kutularına damlatarak gün içerisinde koklayabilir, kokuları içimize çekerek düşen enerjimizi kuvvetlendirebiliriz.

Canlanıp, enerji kazanmak, konsantrasyonumuzu artırmak ve odaklanmak için kahve içmek yerine biberiye yağı koklayabiliriz. Kalbimizi kuvvetlendirmek, korkularımızdan uzaklaşmak ve içimizi ferah tutmak için kalbin yağı olarak bilinen gül yağını koklayabiliriz.

Antiseptik özelliği yüksek olduğu için kekik yağını evimizde, işyerimizde bulundurmalıyız. Mevsim değişiminde ve kış başlangıcında çabuk hastalanıyorsak eğer; suya birkaç damla kekik yağı damlatıp ağzımızı bununla çalkalayarak bu suyu içelim, enfeksiyonlar için koruyucu bir kalkan görevi görecektir.

Portakal kabuğu yağının güzel ve yoğun bir kokusu vardır. Portakalın kabuğu yavaş yavaş soyulurken turuncu renkli meyvenin saldığı güzel koku aynı zamanda mikrop kırıcı bir özelliği de sahiptir. Bu koku ruhu canlandıran ve vücudu sakinleştiren, içinizde huzur ve mutluluk yaratan bir kokudur.

Her evde bulunması gereken diğer harika yağda lavanta uçucu yağıdır. Uyku probleminiz mi var, yatmadan yastığınızın yüzünüzün değmeyeceği kısmına 3-4 damla damlatın sonrasında sabah uyanın. Bunun dışında antiseptik, antifungal, sakinleştirici, rahatlatıcı bir kokuya sahiptir.

Pandemi dönemi strese iyi gelen koku aromaları

Aromaterapi Uzmanı Serdar Karakayiş, "Pandemi döneminde evlere kapanma sürecinde pek çok kişi yoğun bir stres ve baskı altında hissediyor kendini. Evlerde geçirilen vakitler artıkça insanlar karamsar bir ruh haline bürünüyor. Bu durumda evde ferah ortam yaratmak çok önemli. Evde çeşitli hakiki uçucu yağların kokusunu hissetmek, hem fizyolojik hem de psikolojik olarak insanları ferahlatıyor. Paçuli yağının duygular üzerinde topraklama ve dengeleme etkisi vardır. Buhurdanlığa ya da difüzöre üç-dört damla Paçuli esansiyel yağı damlatın. Geçmişten günümüze Türk evlerinde uygulanan gelenektir, evde adaçayı tütsüsü yakmak. Adaçayı uçucu yağı bundan daha etkili ve tüm evde pozitif enerjinin artmasını sağlayan bir aromaterapi yağıdır” dedi.

Yorumlar

YORUM YAZ