Salgın döneminde ileri yaştaki kişilerin yalnızlığı arttı

Türkiye’de pandemi sürecinin yaşlı bireylerin yalnızlık ve yaşam doyumu üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılan çalışmaya göre yalnızlığın çağrıştırdığı duygulara dair verilen yanıtlardan en yüksek oranlara sahip olanlar sırasıyla “mutsuzluk”, “üzüntü”, “çaresizlik”, “ölüm” ve “hüzün” oldu.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı önderliğinde yürütülen "Pandemi Döneminde Yaşlılık ve Yalnızlık çalışması, 20 Kasım-30 Kasım 2020 tarihleri arasında çevrimiçi anket yoluyla Türkiye'nin farklı illerinden 60 yaş ve üzeri bin 598 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Toplam 30 sorudan oluşan ankette; katılımcıların yalnızlık duygusu, katılımcılara yalnızlığın çağrıştırdığı duygular, katılımcıların yalnız hissettiklerinde yöneldikleri aktiviteler, mutluluk düzeyleri, sağlık durumları, Covid-19 virüsüne yakalanma oranları ve pandemi sürecinin yaşlı bireylerin sosyo-kültürel durumlarına etkisi üzerine sorular yer aldı.

Yalnızlık en çok mutsuzluğu çağrıştırıyor

"Kendinizi ne sıklıkta yalnız hissedersiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 22,2'si "hiçbir zaman”, yüzde 37,7'si "ara sıra”, yüzde 22,8'i "nadiren”, yüzde 11,4'ü "çok sık”, yüzde 5,6'sı "her zaman” şeklinde cevapladı. Çalışmada ayrıca bekar olan yaşlı bireylerin evlilere göre kendilerini daha yalnız hissettikleri görüldü. Bu süreçte yalnızlık duygusunun yüksek olduğu katılımcının yüzde 68,7'si pandemi sürecinde yakınlarıyla görüşememesinin bir sonucu olarak kendini yalnız hissettiklerini dile getirdi.

"Yalnızlık size hangi duyguları çağrıştırıyor?” sorusuna katılımcılardan en sık alınan cevap yüzde 20,8 ile mutsuzluk olmuştur. Katılımcıların yüzde 16,6'sı üzüntü yanıtını verirken yüzde 10,0'ı çaresizliği, yüzde 9,8'i ölümü, yüzde 8,3'üne hüznü çağrıştırdığını belirtti.

Ankette yer alan "Genel olarak tüm yaşamınızı düşündüğünüzde kendinizi nasıl tanımlarsınız?” sorusuna katılımcıların yüzde 58,3 "orta düzeyde mutluyum”, yüzde 27,7'si "çoğunlukla mutluyum”, yüzde 10,6'ı "çoğunlukla mutlu değilim”, yüzde 3,4'i ise "hiç mutlu değilim” yanıtını verdi.

"Yalnızlık duygusunu yoğun şekilde hissettirdi"

Üsküdar Üniversitesi'nde ikincisini bu yıl düzenledikleri 'Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu' nda yalnızlığı bir çok yönüyle ele aldıklarına dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, araştırma sonuçlarıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

"Araştırma sonuçlarına göre yalnızlık duygusu bakımından öne çıkan özelliğin medeni durum olduğu göze çarptı. Boşanmış veya eşini kaybetmiş yaşlı bireylerin evli katılımcılara nazaran kendilerini daha yalnız hissettikleri tespit edildi. Pandemi boyunca yakınlarıyla görüşememe yaşlı bireylerin "yalnızlık” duygusunu daha yoğun bir şekilde hissetmesinde etkili faktörlerden biri olduğu ortaya çıkmıştır.

Yalnızlığın çağrıştırdığı duygulara dair verilen yanıtlardan en yüksek oranlara sahip olanlar sırasıyla "mutsuzluk”, "üzüntü”, "çaresizlik”, "ölüm” ve "hüzün” oldu. Dolayısıyla, yakın çevresiyle görüşme imkânı kısıtlanmış olan yaşlı bireylerin yalnızlığı en olumsuz anlamlarıyla hissedip tecrübe ediyor olmaları muhtemel görünmektedir. Katılımcıların yalnızlık hissettiklerinde en çok ibadete, televizyon ve telefona ve dışarı çıkmaya yöneldikleri görülmüştür. Bu sonuç, yalnızlık hissini aşmaya yönelik ruhsallığın ve sosyalleşmenin önem taşıdığını göstermektedir. Yalnızlıktan kaynaklanan olumsuz ruh hallerinin teselli, yakınlık ve bağ kurma gibi duygusal ihtiyaçlar ortaya çıkarıyor oluşu önemli bir nokta.

Salgına yakalanma oranlarında "hayır” cevabı %90,4 gibi büyük bir orana sahiptir ve katılımcıların çoğunun sağlık düzeyleri bakımından genellikle sağlıklı hissettikleri yönünde yanıt vermiş oluşu da bu oranla uyumlu görünmektedir. Virüse yakalanmayan katılımcılar arasında bekarların oranı ise beklenebileceği üzere daha yüksektir.

Katılımcıların çoğu, Pandemi boyunca gündelik rutinlerinin değiştiğini, genel sağlık sorunlarını takip etmede zorlandıklarını, birtakım ekonomik zorluklar yaşadıklarını, yeme sıklığında artış gözlemlediklerini ve aile bağlarında kopma hissettiklerini ifade etmişlerdir. Bu bakımdan, Pandeminin sosyo-kültürel durumlarına doğrudan etki ettiği açıktır.

Katılımcıların büyük çoğunluğu virüse yakalanmadığı halde, diğer sağlık sorunlarını yeterince düzenli takip edemedikleri ve tedavileri aksadığı için sağlık açısından kırılganlık göstermeye devam etmektedirler. Ekonomik sıkıntıların varlığı, sosyalleşme eksikliği, artan yalnızlık duygusu ve yakınlık özlemi çekmek psikolojik iyi oluş açısından da güçlük çektiklerinin göstergesidir. Pandemi sonrasında da 65 yaş üzeri nüfusun hem fiziksel hem ruhsal sağlık problemler bakımından daha kırılgan ve olumsuz etkilenen kesim olması gözden kaçırılmaması gereken bir ihtimaldir.”

Yorumlar

YORUM YAZ