Prof. Dr. Tarhan: Pandemiye rağmen bayram ruhunu yaşatmalıyız

Bayramların insan psikolojisi ve toplumsal huzuru açısından önemini, insan ilişkilerini onarıcı özelliğine dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pandemiye rağmen bayram ruhunu tedbirler kapsamında yaşatmak gerektiğine vurgu yaptı.

Sosyal ve manevi boyutu yüksek olan Ramazan ayında fedakârlıkların yapıldığını, bireylerin birçok tahammül gösterdiğini kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaklaşan Ramazan Bayramı'nın toplum psikolojisi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bayramın manasını kimse unutmadı

Böylesi nefis terbiyesi yani ego eğitimi yapılan bir dönemden sonra arkasından bir bayram gelmesi tamamen fıtri bir olay. Bayramların insanın beyindeki ödül ceza sistemine uygun ve ilahi bir şekilde 'Bu dönemde sen manevi olarak ilahi rıza için fedakârlıklar yaptın, sosyal sorumluluklar aldın, insanlara yardım etmeye çalıştın. Bunun sonucunda bayram bir ödül' tarzında bir de psikolojik boyutu var. Tatlı ve şeker çok verildiği için daha önceleri Şeker Bayramı da denilirdi. Bayramda şeker ikram etme, çocukları ve insanları sevindirme, bayram ziyaretlerinin olması gibi pek çok güzel gelenek var.

Dünyada modernizmin oluşturduğu dalgalar Türkiye'ye de yansıdı. Birçok şey değişti ama bayram geleneği toplumda değişmedi, hiç kimse bayramın manasını unutmadı. Çocukluluğumuza baktığımızda en güzel günler olarak bayramları hatırlarız. Çocukların güzel kıyafetler alması, o gün komşuları dolaşarak herkesin ödüllendirilmesi ve hoş karşılanması toplumsal bilinçaltına yerleşmiş durumlardır.

Toplumu toplum yapan, ortak kültürel değerleri, gelecekle ilgili idealleri ve geçmişteki birikimleridir. Bunlar ne kadar çok ortaksa o toplum birlik oluyor, değilse de o toplum ufak bir krizde dağılan bir toplum oluyor. Bu nedenle bayramlar bütün toplumu birleştiren değerlerden en önemlisidir. Bunu canlandırıp yaşatmak önemli.

Pandemiye rağmen bayram ruhunu yaşamalıyız

Bayramın anlamını hissetmeli, büyüklerimizi ve sevdiklerimizi arayarak gönüllerini almalıyız. Pandemi koşulları yüzünden bu bayramda da yakınlarımızı ziyaret edemeyeceğiz ancak teknolojiden yararlanarak bayramlaşabiliriz. Çevrimiçi görüşmeler yapabilirz.

Bayramda kırgınlıkları gidermek, dostluğu tazelemek, çocuklarımıza bayramda standart günlerden daha sıcak yaklaşmak, onlara bayram hediyesi almak ve aile çevresinden çocuklara bayram harçlığı verilmesi o çocukların hayata güvensiz bakışını düzeltiyor. Günümüzde insan ilişkilerindeki en değerli değer güven duygusudur. Bu bilimsel olarak çalışmalarda da ortaya konuluyor. Güvenin oluşması için insanda korku duygusunun azalması gerekiyor. Korku duygusunu azaltan duygu ise sevgidir. Sevgiyi arttıran davranış birebir iyilik yapmaktır, sevgiyle yapılan iyilik korkuyu azaltıyor, güveni arttırıyor ve insan ilişkileri arasında pişmanlık duyguları yok oluyor. Onun için bayramlar toplumda huzur ve barış için çok önemli. Komşunun komşuya olan öfkesi ve kırgınlığı bayramlarda telafi ediilebiliyor. Akrabalar arasında bir kırgınlık varsa 'Bayram artık boş ver' denilerek barışma ve bağışlamalar sağlanabiliyor. Bayram bir fırsat oluyor.

Bağışlayıcılığı öğrettiğimiz zaman travmayı çözüyoruz. Bayram, kişinin bağışlamayı hayatında ön plana çıkartmaya çalışması demek. Negatif duygularını, korkularını, düşmanlıklarını giderecek. Karanlığın beş atlısı olarak nitelendirdiğimiz kin, öfke, kıskançlık, düşmanlık, nefret duyguları var. Bu duygular yerine bireysel olarak neşe, sevinç, barış, gibi olumlu duyguları koymak gerekiyor. Sosyal olarak da insanlarla olan ilişkilerde sevgi, güvenin çoğalmasına sebep oluyor ve aynı zamanda görünmeyen toplumsal barışa, huzura hizmet ediyor. Toplumsal barışı, huzuru, insan ilişkilerindeki sağlıklı ilişkiyi sağlayabilecek adımlar atmak önemlidir. Bayram ve düğün gibi ortak kültürel faaliyetlerin hepsinin sosyal sermayeyi arttırıcı özelliği vardır.

Yalnızlık, küresel bir sorun. Bayramlar aslında bunu değiştirmek için bir fırsat haline dönüşmeli. Hiç olmazsa bayramlarda büyüklerimizi ve yakınlarımızı arasak hem çocuklarımıza örnek olmuş hem de ileri yaştaki kişilerin yalnızlık duygularını gidermiş oluruz. Koronavirüsten sonra yalnızlık daha da arttı. Bayram gibi özel günler yalnız, yetim ve muhtaç olan dezavantajlı insanlara dokunmak için bir fırsat şu anda. Muhakkak çevremizde engelli yardıma muhtaç, ihtiyacı olan kişiler vardır. Onlara dokunmayı da ihmal etmemek gerekiyor.

Yorumlar

YORUM YAZ