Obezite cerrahisi kimler için uygundur

Sadece cerrahi bir operasyonla bitmeyen, devamında ise diyetten egzersize ve gerekli görülen birçok vitamin ve mineral takviyesine kadar ciddi boyutta “sabır” ve “sebat” gerektiren tedavi yöntemi obezite cerrahisi hakkında her şey...

Obezite cerrahisi, genelde mideye tüp taktırma olarak bilinen ancak tüm obezite hastalarında uygun görülmeyen, birçok tetkik ve duruma göre değerlendirmesi yapılmış olan hastalarda uzman hekim tarafından uygunluğuna kanaat getirilmiş hastalar için uygulanan tedavi yöntemidir.

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Tuğrul Demirel kadınvekadın okurları için obezite hakkında önemli bilgiler verdi.

Operasyon sonrasında hastanın gerekli görülen ve vücut yapısına uygun olarak düzenlenen diyet programına tamamen ve harfi harfine uyması, aynı zamanda yine uzman hekim tarafından belirlenmiş ve hastanın yapabilme kapasitesine göre adım adım uyarlanmış olan egzersizlere gerekli görülen süre ile uyulması, diğer taraftan yine hekimin ara ara istediği tetkikler ve tahliller sonucunda hastanın ihtiyacı doğrultusunda vitamin ve mineral takviyesi yapılmasını kapsayan bu süreç ile hastanın vücudunda biriken zararlı yağlardan kurtularak, olması ihtimal olan kanser, hipertansiyon, böbrek yağlanması ve kalp krizi gibi hastalıkların riskini tamamen ortadan kaldırmayla sonuçlanması beklenen bir tedavi yöntemidir. Bu süreç zarfında hastanın operasyon için uygun olup olmadığı ise, ilk olarak vücut kitle indeksine göre hesaplanan yağ oranına göre teşhisi konulacak olan obezite/ obezite değil sonucuna göre değerlendirmeye alınır. Bu hesap sonucunda vücut kitle indeksi 35 oranının üzerinde olanlar obezite olarak değerlendirilmekte ve ciddi bir sağlık problemi yaşanmadığı takdirde ilk olarak diyet ve egzersiz programları ile bu durum aşılmaya çalışılır. Sonrasında hastanın programa kesin ve kati olarak uyduğuna karşın, herhangi bir ilerleme söz konusu değilse, yine uzman hekim tarafından uygun bulunduğu takdirde obezite cerrahisi hastaya uygulanmaktadır.

Diğer taraftan, herhangi bir program uygulanmamasına karşın, obezite olduğu belirlenmiş olan hastalarda, kısa süre içerisinde etki etmesi beklenen bir tedavi gerektiğinde ( bu durumlar uyku apnesi, tansiyon ve diyabet gibi yaşam standartlarını ve düzenini ciddi derecede etkileyen hastalıklar) bu hastalar için de obezite cerrahisi uygulanabilmekte ve diğer aşamalara sonrasında geçilebilmektedir. Aynı zamanda obezite cerrahisinin uygun olup olmaması durumu yine hastanın hamile kalma ihtimaline, diğer hastalıklarına, herhangi bir sağlık sorununun bu durumu kötü etkileyip etkilemeyeceğine de bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Ancak her halükarda hastanın bu cerrahi operasyona uygunluğu, birçok tetkik ve araştırma sonrasında son kararı verecek olan uzman hekime bağlıdır.

Obezite cerrahisi sonrasında diğer hastalıkların riski de azalır mı

Obezite cerrahisi uygulanmadan önce birçok hastada aynı rahatsızlıkların oluşma ihtimali ve riski söz konusudur. Vücut kitle indeksinin 35 oranından yüksek olan hastaların obezite olduğu kanısı konulan hastaların, genel olarak yaygın derecede görülen en yoğun kilo alma bölgesi karın bölgesidir. Özellikle sindirim organlarının ve vücuda zararlı ya da faydalı olan besinlerin emiliminin sağlandığı bölge olan karın bölgesinde obezite sonucunda biriken aşırı derecede zararlı yağlar, kalp krizi riskini %50 oranında artırdığı araştırmalarla tespit edilmiştir.

Yine aynı şekilde, obeziteden kaynaklı karın bölgesinde biriken yağların böbreklerde yağlanmaya ve giderek bu durumun böbrek yetmezliğine kadar uzanabileceği de açıklanmaktadır. Sadece karın bölgesinde biriken yağlar değil, vücudun diğer bölgelerinde biriken yağların da en az karın bölgesindeki kadar tehlikeli olduğu obezite hastalığı boyunca vücuttaki tüm organların zarar görmesi, bu sebeple de herhangi bir bölgede kanser olma riskinin de arttığı aynı oranda görülmüştür.

Obezite olan hastaların diğer hastalıklar gibi aynı zamanda şeker hastası olduğu, tansiyon hastalığının da oldukça muhtemel olduğu araştırmalarla sabitlenmiş, bu durumda bir obezite gibi aşırı kilolu olma durumundan dolayı bireyin ne kadar çok ölüm tehlikesi içeren hastalıklara da yol açtığı açıkça kanıtlanmıştır. Tüm bu organların zarar gördüğü kadar beyin sistemi ve hücrelerinin de zarar görerek Alzheimer hastalığına davetiye çıkarma ihtimali de %35 gibi büyük bir oranda iken, obezitenin yol açtığı psikolojik hasarların tek tek anlatılmasına dahi gerek yoktur.

Kısaca, obezite hastasıyım demenin, aynı zamanda kalp, şekeri tansiyon, kanser, psikolojik ve beyin hücrelerinin yıpranmasından dolayı oluşabilecek her türlü beyinsel ve fonksiyonel hastalıklara da sahip olduğunuzun bilincinde olmalısınız. Obezite operasyonunun sonrasında ise doktorunuzun uygun gördüğü tüm programlara uyarak, bu zararlı yağlardan tamamen kurtulup, olmanız gereken kiloya ulaştığınızda ise, zayıflamanızın en güzel avantajı olarak bu risklerden de tamamen kurtulup, yine bedenen ve zihinsel olarak tamamen sağlıklı ve zinde olabilmenizdir.

Obezite sonrası vitamin takviyesi zorunlu mudur

Obezite tedavisi, birçok hastalığın tedavisinden belki çok daha uzun süren bir süreç olduğu için, öncelikle aşırı kilolarınıza rağmen kaybettiğiniz öz güveninizi biran önce toparlamalı ve tam olarak kendinize inanarak bu tedaviye başlamalısınız. Obezite cerrahisini yaptırdıktan sonra, uzman doktorunuz tarafından başlatılacak olan sağlıklı ve kilolarınızdan kurtulmanızda hem metabolizmanız hem de biriken yağların atılması için oluşturulmuş olan programa tamamen uymak, asıl tedavinin sonucunu da alabilmenizi sağlar. Aksi takdirde obezite cerrahisi uygulanan birçok hastada herhangi bir ilerleme görülememesi ve bu sebeple de psikolojik açıdan yıkım yaşayan hastalar olmaktadır.

Aynı zamanda beslenme oranına göre ya da beslendiğiniz yiyeceklere göre vücudunuzun gerekli vitaminleri alıp alamadığının takibini de doktorunuz yapmakta, böylece diyet programı boyunca karnınızın doymasından çok sağlık durumunuzun yerinde olup olmadığına dikkat edilmektedir. Bu aşamada yapılan araştırmaların bazılarında, gerekli tüm besinleri tüketmesine ve önerilen miktarda besin almasına rağmen hastanın vitamin ve mineral açısından herhangi bir emilim sağlayamadığı, bu sebeple de güç kaybı ve halsizlik gibi birçok sorunla karşılaştığı gözlemlenmiştir.

Hastanın alışık olmadığı bir beslenme düzenine geçtiği anda vücudun gerekli olan tüm ihtiyacını karşılayabildiğinden emin olmak, hastanın psikolojik ve beden sağlığı açısından günlük yaşamını hiç sorunsuz devam ettirebiliyor olmak ve aynı zamanda kilo kaybederken güç kaybetmesinin önüne geçilmek amacıyla genelde B12, kalsiyum ve multivitaminlerin takviyesinde uygunluk tespit edilmiştir. Ancak yine de bu vitaminlerin hastaya uygulanıp uygulanmayacağı, tamamen uzman hekiminize bağlıdır.

Obezite cerrahisinde saç dökülmesinin sebebi

Normal şartlarda, sağlıklı bir insanda günde yüz âdete kadar saç telinin dökülmesi olağan bir durumdur ve zaten sağlıklı bir insanda dökülen saç sayısı, çıkan saç sayısının onda biri gibi bir oranda olduğu için birey açısından herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Ancak bu saç dökülmesinin anormal düzeyde görüldüğü ve çıkan saçlarının oranının dökülenlere oranında daha az bir durum söz konusu ise kellik ile sonuçlanacak bir durum oluşabilmektedir.

Obezite cerrahisi uygulanmış olan birçok hastanın daha sonrasında en çok muzdarip olduğu konu saçlarındaki dökülme oranının artmasından kaynaklı bir korkudur ancak hastaların bilmesi gereken önemli bir bilgi vardır ki o da; belirli bir ani beslenme değişikliği doğrultusunda vücut duruma alışkanlık gösterene kadar emilen tüm vitaminler ve besin değerleri, vücudumuzun yaşam kaynağı olan kalp ve beyin gibi organlara daha çok yönlendirilmekte, bedenin herhangi bir durumda halsiz düşmesi ve hastalıkla karşılaşması otomatik olarak bu şekilde engellenmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple, obezite cerrahisi uygulanmış hastalarda asıl saç dökülmesine sebep olan mideye takılan tüp değil, operasyon sonrasındaki beslenme alışkanlığının değişmesiyle ilgilidir. Herhangi bir diyete başladığınızda da karşılaşabileceğiniz bu durum, büyük riskler oluşturmamakta, kısa süre içerisinde vücudunuzun bu duruma alışması ve yine saçınızın da ihtiyaç duyduğu tüm mineralleri gerekli oranda bedeninize dağıtmaya devam etmesi kuvvetle muhtemeldir.

http://www.tugruldemirel.com/

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.

Yorumlar

YORUM YAZ