Motivasyona ihtiyaç duyanlar için ilham verici 10 kitap

İçinde bulunduğumuz bu zor salgın günlerinde motivasyona ihtiyaç duyanlar için çok ilgi gören kitaplarından oluşan ilham verici bir seçki hazırladık...

Zor günlerden geçiyoruz. Koronavirüs endişesi ile birlikte yeni normal hayata adapte olmaya çalışıyoruz. Bu süreçte elbette motivasyon kayıpları yaşanıyor. Motivasyon kayıplarının getirdiği isteksizlik ve hiçbir şey yapmak istememe hissi, işleri daha da zorlaştırabiliyor. İşte, tam da bu noktada ihtiyacımız olan tek şey, ilham verici bir kitap olabilir.

İşte motivasyona ihtiyaç duyanlar için hazırladığımız 10 ilham verici kitap.

İyi Aile Yoktur

Nihan Kaya

Usta yazar Nihan Kaya tarafından kaleme alınan İyi Aile Yoktur kitabı, gençler ve ebeveynlerin davranışlarına yönelik incelemeleri barındırıyor. Çocuklara, aileleri tarafından öğretilen davranışların, aslında çocukları ne denli bir sıkışmışlığın içerisine ittiği konusuna yer veren Kaya, örnekler ve alıntılar ile konuyu detaylı bir şekilde ele alıyor. Daha çok anne ve babalara ithafen yazıldığı düşünülen eser, aslında yediden yetmişe herkesin okuması gereken bir baş ucu kitabı niteliği kazanıyor.

Kitabı vurucu ve çarpıcı kılan ise davranışlar hakkında derin bir sorgulama yaşatıyor oluşu. Bunu ikili ilişkiler, aile, çocuklar, okul sistemi gibi pek çok alanda tek tek inceleyen kitap; aynı zamanda kendimize dair pek çok öznel duygunun nedenlerini de araştırıyor. İnsanın kendine ve davranışlarına adeta bakış açısını değiştiren kitap, yalnızca ebeveynler için değil, kendisini anlamak ve anlamlandırmak isteyen herkes için yazılıyor.

Hayır Diyebilme Sanatı - Sınırların Kadar Özgürsün

Müthiş Psikoloji

Gerçekten "özgür” müsünüz? Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük? Toplumsal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi giyinebiliyor olmak mı yoksa? Canınızın istediği saatte uyuyup, canınızın istediği saatte uyanarak, yine canınızın istediği saatlerde istediğiniz kadar çalışarak, ihtiyacınız olan parayı kazanabilmeniz mi? Bir hafta sonu tatilinde cep telefonunuzu kapattığınızda mı özgür hissediyorsunuz sadece kendinizi? Hayatınızla ilgili her kararınızı sadece kendinizi düşünerek mi alıyorsunuz? Kaderinizin ipleri tamamen sizin elinizde mi? Başkalarının sizden yararlandığını düşündüğünüz oluyor mu? Kaybetmekten korktuğunuz insanlar yok mu? Değişmeye ne kadar açıksınız? En azından yumurtayı nasıl yemekten hoşlandığınızı düşünün. İlle de rafadan mı? Yoksa "Bugünlük de böyle olsun, ne fark eder ki?” dediğiniz olur mu?

Önemsiz gibi görünen bu küçücük ayrıntıların mücadelesi içinde silinip gider sizi siz yapan sınırlarınız. Çünkü "özgürlük” sandığınız gibi "sınırsız” olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Diğer bir deyişle, hayır diyebildiğiniz ölçüde, özgürlük alanınıza sahip çıkarsınız. Hayır Diyebilme Sanatı sınırlarınızı doğru çizerek, kendinize geniş bir özgürlük ve özgüven alanı yaratmanın incelikleriyle dolu, duyarlı bir rehber...

Panik Ataktan Kurtul

Monika Tuğutlu

"İlk panik atağımı yaşadığımda on dokuz yaşındaydım. Bir pazar günü ikindisinde, bulutsuz bir gökyüzünde çakan şimşek gibi çarpmıştı beni. Kafamın aniden ağır bir hastalığın etkisi altında kaldığını düşünmüştüm, öyle ki o an öleceğimi sanmıştım.

O günden sonra bu korku yaklaşık otuz yıl beni hiç bırakmadı, neredeyse her gün ensemdeydi ve bağırarak duyamadığım bir şey söylüyordu. Bu zaman içinde korku benimle beraber yaşadı ve hayatımda attığım her adımın olağanüstü eziyetli olması için elinden geleni yaptı.”

Monika Tuğutlu yaşadığı otuz yıllık panik atağı böyle anlatıyor ve nasıl özgürleşeceğinin sorularını da kendine sormayı ihmal etmiyor… Önündeki şu otuz yılı nasıl geçirmek istiyorsun? Hayatın boyunca hep ikinci kemancı olarak mı kalacaksın? Başkalarının dikte ettiklerini mi tekrar edeceksin bundan sonra? Senin içinde ukde kalmış bir şey yok mu hiç? Hayat kesinlikle burada donup kalmış olamaz, değil mi?

"Yıllarca çocuklarıma, iş arkadaşlarıma ve hayat arkadaşıma dayanak olmuştum. Onların istinat duvarıydım ben… Peki, ben kime yaslanmıştım bunca yıl boyunca? Bu zorlu hayatı yaşamak için gücü ve cesareti nereden almalıydım?”

Monika Tuğutlu yıllarca panik atakla yaşadı. Korkularına direndi, üstüne gitti ve sonunda yendi… Bu kitap panik atakla yaşayanların el kitabı olacak. Tuğutlu'nun kendi deneyiminden yola çıkarak panik atağı nasıl yendiğini, korkularıyla nasıl mücadele ettiğini okuyacaksınız. Herkesin bir çıkış yolu vardır, Panik Ataktan Kurtul bu çıkış yoluna adım attığınızın bir işareti… Korkularınızı geride bırakıp özgürleşmek istiyorsanız kendi çıkış yolunuzu bulmaya ne dersiniz?

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı

Mark Manson

"Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: "Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.” "Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir. Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, "Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n'apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz. Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.

Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan "Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir. Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

Sınırsız

Ufuk Koçak

Siz hiç 20 yaşında yeniden yürümeyi öğrendiniz mi? Her insanın hayatında bitmeyen geceler vardır, peki siz hiç üç gün enkazın altında öylece beklediniz mi? Siz hiç kocaman bir kenti kaybettiniz mi? Siz altında hatıralarınız olan ağaçları denizin metrelerce altında ziyaret edip denizin altında kalan dostunuzun evinin ziline bastınız mı? Siz hiç yaşadığınız kentte hayatta kalan insanlara dostlarınızın yaşayıp yaşamadığını sormaya cesaret edemediğiniz günler yaşadınız mı?

Ben hepsini yaşadım.

Siz hiç dünyanın en zor ve uzun yolları arasında gösterilen 508 km'lik Antik Likya Yolu'nu 75 gün dağlarda kalarak yürüdünüz mü? Siz hiç, bir karıncadan ilham alıp dünya rekoru kırdınız mı? Siz hiç engel dediğiniz şeylerin üzerinden atlayıp dünyanın dört bir yanından gelen milli sporculara moral ve motivasyon kaynağı oldunuz mu? Size, sizi hiç tanımayanlar "Sen gerçek misin!” diye sordu mu? Siz hiç acıyı bal eyleyip insanlara sundunuz mu?

Ben bunların hepsini yaptım ve bu kitapta yazdım.

Hayat onu yaşamayı bilen cesur insanlarındır.

Sen Değişirsen Her Şey Değişir

Başak Sayan

İnsan kaderini değiştirebilir mi? Bundan seneler önce bana bu soru sorulsaydı kesinlikle hayır derdim. Bana göre kader asla değiştirilemeyen bir şeydi ve herkesin o kadere boyun eğmesi gerekiyordu. O sıralarda kendi içsel yolcuğuma henüz başlamamış ve evrene dair büyük sırları keşfetmemiştim. Her şey uzun yıllar önce girdiğim bir depresyonla başladı. Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum? sorusu zihnimden çıkmıyordu. Çünkü insanlar değişse de yaşadığım olaylar hep aynıydı. Sanki sürekli aynı yerde takılan bir filmde oynuyor gibiydim. Karşımdaki oyuncular sürekli değişiyor ama senaryo bir türlü değişmiyordu. İşte içsel yolculuğum bunu fark etmemle başladı. O zamanlar bilinçaltımın derinliklerinde saklı olan kök inançlarımın hayatımı nasıl etkilediğini bilseydim, onları nasıl değiştireceğimi ve istediğim gibi hayatı nasıl yaratabileceğimi de bilirdim.

Başak Sayan; Bağlanma Korkusu, Kelebeğin Kaderi, Ölü Kuşların Sessizliği ve Nigâhdar romanlarının ardından ilk otobiyografik kitabında kendi hayatının iplerini nasıl eline aldığını ve içsel yolculuğunda nelerle karşılaştığını bilim ve felsefeyle temellendirerek olanca samimiyetiyle anlatıyor. Bu kitap, insanın elindeki en büyük gücü nasıl kullanması gerektiğini, inancın ve düşüncenin neler yaratabileceğini, bilinçaltında bulunan kök inançların nasıl değiştirileceğini, arzu edilen bir yaşamın nasıl tezahür ettirileceğini detaylarıyla ve 21 günlük bir çalışmayla okura sunarken, aynı zamanda kişinin gerçek özü ile bağlantıya geçmesini de sağlıyor.

Keşke her insan kendi sihirli lambasına sahip olduğunun ve dilediği her şeyin gerçekleşeceğinin farkında olsa...

Zor Olsa da Hayat Devam Ediyor

Rövşen Abdullaoğlu

Sen kimsin? Hangi gizli hazinelere sahipsin? Hayat için bunun bir önemi yok. NE YAPIYORSUN? Başarı sadece hareket halinde olanları sever.

Yaşadıklarınızı nasıl tanımlarsanız tanımlayın yanılmış olmazsınız çünkü hayata hangi pencereden bakarsanız bakın, göreceğiniz şey aslında görmek istediğinizdir.

Zorluk ve rahatlık... Bu iki boyacı ellerine bir fırça alarak ömrümüzü sırayla boyar. Bugün siyah boyasıyla hayatımızın üstünden geçen zorluk isimli boyacının elindeysek, hiç endişelenmeyin, yakında sıra diğerine de gelecektir. Hayatta sürünenlerden olmamak için mutlaka bu pozitif bakış açısına sahip olmalısınız. Bunun için her şeyin en güzel tarafını ve sizin için faydalı olabilecek en üstün amaçları arayıp bulun! İyimser ile kötümserin arasındaki fark buradadır. Aslında iyimserin iyimser olması, durumunun iyi olmasından, kötümserin mutsuz ve üzgün olması ise hayat koşullarının kötü olmasından kaynaklanmaz. Hayır, aralarındaki fark, çevreye bakışlarında, hayat felsefelerindedir.

Azerbaycan'da binlerce okurun hayatını değiştiren bu kitabın çok satanlar listesinde olmasının sırrı burada işte. Geçmişi geçmişte bırakarak başarısızlıklardan nasıl ders çıkaracağınızı, isteklerinizi ve gizli potansiyelinizi hedeflere doğru nasıl yönlendireceğinizi gösterip, kuru nasihat çerçevesinden çıkarak, insana hayatını kökten değiştirme yöntemleri önermekte, becerilerini gerçekleştirmek için özgüven duygusu aşılamakta.

Düştüğünde Kalkarsan Hayat Güzeldir

Esra Ezmeci

Yaşanmamış bir hayattan daha üzücü ne olabilir?

Yaşam size ne getirir bilemezsiniz ama sizden ne götüreceğini siz belirlersiniz.

İnsanız. Yanlışlarımızla doğrularımızla, başarılarımızla başarısızlıklarımızla, sevdiklerimizle sevemediklerimizle, yaptığımız ve var olduğumuz her şeyde her an gelişiyor ve büyüyoruz.

Bazen canımız o kadar acıyor ki hayata küsüp büyümeyi ve gelişmeyi unutuyoruz. Oysa varlığımızın en anlamlı kısmı hatalarımızdan, tecrübelerimizden ders alarak gelişmek, ilerlemek ve en büyük besinimiz sevgiye her zaman yer açmaktır. Unutmayın, hiçbir zaman, bir daha sevemeyecek, yeni bir hedefin peşine düşemeyecek, yeni hayaller kuramayacak kadar yaşlanmayacaksınız. Hâlâ nefes alıyorken yaşamdan istediğinizi alın.

Vazgeçme

Dr. Ozan Bahar

Sınanmamış, yaşanamamış acılar ve olaylar üzerine konuşmak çok kolaydır.

Bu kitapta yazdıklarımın hepsi gerçek. Vazgeçmezseniz hayatınızı değiştirme ihtimaliniz var!

Benim bunu yapacak sihirli bir gücüm yok! Hayatınızı sadece SİZ değiştirebilirsiniz! SİZ DEĞİŞMEDEN hiçbir şey değişmeyecek. Kalbinizi ve zihninizi açın lütfen… Mesajlarım kalpten kalbe akacak Hepimizin kendimizi bir çıkmazın içinde hissettiği, gözyaşları döktüğü, hayal kırıklıklarına uğradığı, çaresiz kaldığı, güvensiz ve korku dolu anları olmuştur. "Allah'ım sadece bir ışık, bir çıkış” dersiniz. Bulduğunuz an arkasından gideceksiniz... İşte, insan olarak yolculuğumuz, bunların üstesinden gelme yolculuğudur. Bir çıkış ya da başlangıç noktası arıyorsanız, DOĞRU KİTABI ELİNİZDE TUTUYORSUNUZ…

O halde size, Yüzbaşı Ozan Bahar'ın, Prof. Dr. Ozan Bahar'a dönüşümünün hikâyesini anlatayım…

Şefkat

Zümra Atalay

Şefkat, insan yaşamında zaman zaman kaçınılmaz olabilen acıya farkındalık-duyarlılık ve insan acılarının azaltılması doğrultusunda bir sorumluluk gerektirir. Acı karşısında sergilenen duyarsızlık insan olmanın temel erdemlerinden birine körleşmek demektir.

Şefkat, öğrenilip geliştirilebilen ve içinde farkındalık, duyarlılık, empati, cömertlik, paylaşım gibi ögeler barındıran bir erdemdir. Yalnızca birinden diğerine yöneltilen değil, aynı zamanda bireyin kendine yönelttiği öz şefkati de içerir.

Sevgili Zümra Atalay bu eserinde, insan olmanın önemli bir parçası olmasına rağmen giderek unutulmaya başlanan bir değer olan şefkati değişik boyutlarıyla, okuyucunun kolaylıkla takip edebileceği yalın bir dille aktarmış. Bilimsel bilgilerin yanı sıra kişisel deneyimlerini de katarak şefkati yaşamımıza yeni baştan entegre etmenin yollarını paylaşmış. Kitabının okuyucuya önemli katkılar sağlayacağına inanıyor ve özenle ortaya çıkan bu eser için kendisini kutluyorum.

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.

Yorumlar

YORUM YAZ