Mehmet Ali Birand kimdir

Hayatının büyük bedellerini çocuk yaşta ödeyerek yola başlayan, yaşamını gazetecilikle ve başarı ile özdeşleştiren Mehmet Ali Birand’ın hayat hikâyesidir…

Seveni de çoktu, sevmeyeni de. Ancak ne olursa olsun söz konusu gazetecilik olduğunda Mehmet Ali Birand'ın adının geçtiği yerde söylenecek renksiz bir cümle yoktu kuşkusuz. "Hayatımın bana dokunan isimleri, şansım” diye andığı isimler, ona mesleğini getirmiş, Birand da enfes bir reverans ile karşılayıp sol yanına nakşetmişti. Son ana kadar tutkuyla bağlı olduğu işinden bir an olsun kopmadı. Bize işimizi sevdiren o güzel isimlerden biri oldu. Dünya gözü ile tanışmak mümkün olmadı; ama şimdi cümlelerim evrene dağılıp belki onun da ruhunu yoklar, neden olmasın…

Bugün onun doğum günü…

İyi ki doğdun Mehmet Ali Birand!

İyi ki!

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

Çocukluğu

Mehmet Ali, 9 Aralık 1941 gecesi, İstanbul'da, Alman Hastanesi'nde, Mürvet ve İzzet Birand çiftinin oğulları olarak dünyaya geldi. Annesi Mürvet Hanım, Elazığ'ın Palu ilçesindendi. Kürt kökenliydi. Babası İzzet Bey'in kökleri ise, Karadeniz Ereğlisi'nden geliyordu. Bu hayat Mehmet Ali için eksik başlamıştı. Daha o henüz 2 yaşındayken, babacığı kalp krizi sonucu hayata veda edecekti. Kendini bilene dek, aradaki o kayıp yılları annesinden dinleyecekti…

İzzet Bey, Maliye Bakanlığı Kaçakçılık Şubesi'nin başındaydı. Bu dünyadan göçüp gittiğinde ise Mürvet Hanım, 42 yaşındaydı. İki çocukla beş parasız kalakalmıştı…

Mehmet Ali, ileride çocukluğunu hatırlayacağı yaşlarda, Erenköy'de, dört dönümlük bir bahçenin içinde koşturuyordu. Üç katlı köşk konak karışımı, her yanı dökülen bir evin bahçesiydi burası. Çocukluğuna dair bu bahçeyi, annesini, abisi Ural'ı ve tavan arasında cirit atan fareleri hep hatırlayacaktı. Sanki yaşamı bu kadar gibiydi. Oysa bu konak zamanında ne renkli, ne cümbüşlü bir yerdi. İzzet Bey döneminde her hafta dönemin en tanınmış seslerini, tiyatrocularını ağırlar; birlikte şarkılar söylenir, oyunlar oynanır, yenilir, içilirdi. Mehmet Ali ise, konağın ahının gittiği, vahının onu seyrettiği yokluk zamanlarını yaşamıştı…

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

Mürvet Hanım, kocasının üç aylığı ile evi geçindirmenin derdine düşmüştü. İçinde çırpındığı bu çaresizlik ona, İzzet Bey'in yasını tutması için zaman bile tanımamıştı. O, iki çocuklu bir anneydi. Yazsa yine bir nebze idi; asıl zorluk kış bastırdığında başlıyordu. Kömür sobası etrafında ısınıyor, alt katta haftada bir yanan hamamda yıkanıyorlardı. Günde 7, belki 7 sefer yapan özel bir otobüs vardı. Kar yolları kapatmadıysa bir saat süren yolculukla Kadıköy'e, oradan da vapurla inip şehri geziyorlardı. Bu, Birand Ailesi'nin klasik yaşam döngüsüydü…

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

Bu döngünün içinde 3 yaşında bir küçük çocuk olan Mehmet Ali, karlı akşamlardan birinde, banyo gününde yaramazlık peşindeydi. Haftada bir gelen bu banyo seansları, her çocuk gibi onu da eğlendiriyordu. Az olduğu için lezzetliydi de. İzzet Bey göçeli beri bir yıl geçmişti. Mürvet Hanım rutinine çoktan alışmıştı. Banyo sırası için sobanın üzerinde su kaynatıyordu. Birazdan küçük oğlunu paklayacaktı. Oğlu yerinde durabilseydi… Her şey bir anda oluvermişti. Mehmet Ali, kaynayan suyun üzerinden atlamaya çalışmış, o sırada kovayı devirivermişti. Kaynar su, sol bacağını yakmak için hiç zaman kaybetmedi. İşte şimdi Mehmet Ali'nin hayatının bundan sonrasını pekala etkileyecek, bir yılını hastaneye mahkum edecekti. Bu durumdan sebep zamana yayılmış 5 ameliyat geçirecekti. Yıllar sonra bugünlerden bahsederken, "Ölümün ucundan bir şans eseri kurtulduğum talihsizlik dizisi başlamış.” Diyecekti…

Aslında o, büyük bedelleri peşinen ödeyen bir çocuk olduğunu canının çok yandığı zamanlarda bilmiyordu. Okul hayatında yaşayacağı gelişmeler, onu ülkesinin tanıyacağı zamanlara taşıyacaktı. İşte bu, Mehmet Ali Birand'ın yaşam öyküsüydü…

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

Eğitim hayatı

Mehmet Ali, eğitim hayatına Erenköy Zihnipaşa İlkokulu'nda başladı. 1955'te, Dışişleri Bakanlığı'nda küçük bir diplomat olan dayısı Mahmut Dikerdem'in maddi imkânları ile Galatasaray Lisesi'ne girdi. Aslında çok para kazandığı bir statüde değildi. Yine de yeğeninin eğitimini üstlenmişti. Hayatın işte burada yüzüne güldüğünü düşünüyordu. Daha doğrusu okurken farkında değildi de, sonraları böyle düşünecekti. Dayıcığı, anacığını tenzih ettiğimizde, Mehmet Ali'nin hayatına dokunmuş 4 özel elden ilki idi.

Liseden 1962'de mezun oldu. Hemen ardından üniversite eğitimi için İstanbul Üniversitesi Filoloji Fakültesi'nde, Fransızca Bölümü'ne kaydoldu. Ancak okulunu maddi sorunlardan sebep tamamlayamadı. Annesinin çırpınışlarını ve halinin giderek tükenişini elem içinde izliyordu. Artık çalışmaya, para kazanmaya başlamalıydı. İşte bu noktada yolu, hayatına dokunan ikinci güzel elin sahibi ile tanıştı: Kenan İnal…

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

(1960 Birand: Merakımdan, akrabam Ulvi Yanalı görebilmek için gittiğim Yassıada giriş kartı)

Hayatının dönüm noktaları

Dayısının desteği ile Galatasaray Lisesi'nde okuması, çok sonradan fark edecek olsa da, - öyledir ya hani insan yaşadığı çok büyük yoklukların, kayıpların içinde fark edemez güzellikleri – hayatının ilk dönüm noktasıydı. Ona dokunan dört güzel el olacaktı. İkincisi Kenan İnal'dı!

Kenan İnal, Koç Grubu'nun önde gelen isimlerindendi. Birand'ların da aile dostuydu. Vehbi Koç'un, Mehmet Ali ile ilgilenmesini sağlamıştı. Sol ayağından beşinci ve son ameliyatını olmak için 1963'te, beşinci ameliyatını olmaya gitti. Döndüğünde de Koç Holding'de çalışmaya başlayacaktı. Ancak hayatın onun için başka planları vardı. Abdi İpekçi ile Galatasaray Lisesi yıllarında tanışmıştı. İpekçi, Londra'ya giderken Mehmet Ali'ye, "İlginç şeyler bulursan mektupla bildirirsin.” diyerek Milliyet'in Londra Muhabirliğini vermişti.

Mehmet Ali Birand kimdir? - biyografisi

Londra'da bir yıl geçirdi. Ameliyatını olduğu, İngilizce öğrendiği, Milliyet'e mektupla haberler bildirdiği dolu dolu bir yıl. Temmuz 1964'te ülkesine döndüğünde ise, kendini Milliyet'te bulmuştu. Abdi İpekçi, ona, gazeteciliğin kapılarını bir anda aralayıvermişti. Mehmet Ali çok çalışmıştı bu bir yılda. Çalıştıkça da heves etmiş, sevmişti işini. Sevdikçe de İpekçi'nin takdirini kazanmıştı. Madalyonun diğer yüzünde, Abdi İpekçi, Vehbi Koç'un, "Bırakın bir süre bizimle çalışsın. İki dili olan genç bir insan. Üstelik gazeteciliği seviyor ve yetenekli görünüyor. Bir deneyelim. Eğer yapamazsa size geri döner.” Diyerek rızasını da almayı ihmal etmemişti. Mehmet Ali, attığı bu kocaman adımdan geriye dönmeyecekti. Abdi İpekçi, ona dokunan üçüncü güzel eldi…

Biyografinin tamamı için ensonhaber.com/biyografi

*

Damla Karakuş

[email protected]kadinvekadin.net

Instagram: biyografivekitap

Yorumlar

YORUM YAZ