İnsanın en çok ihtiyaç duyduğu şey: Anlaşılmak

Ruhumuzun ihtiyacı belki de sevgi değil, anlayış...

Şu hayatta bir canlının en çok ihtiyaç duyduğu şey sevgi sanırdım. Ama yaş aldıkça ve gördükçe öğreniliyor ki, meğer ihtiyaç duyulan asıl şey anlayışmış. İnsan elbet sevgisiz yaşayamıyor. Ama daha acı bir hissiyat ruhunu, sevdiğin insanlar seni anlamadığında sarıyor.

Yok sayılmanın göz ağrısı gibi olduğunu söyler İclal Aydın bir şiirinde. Her acının bir tarifi var, o da yok sayılmayı böyle tarif etmiş işte derdim kendi kendime. Tam anlamamışım meğer, hissedememişim şuramda. Şimdi düşününce, anlaşılmamak da bir kağıt kesiği acısına benziyor. İncecik bir kağıt kesiği gibi; kanatmıyor, ama çok acıtıyor.

İnsan neden acıtır en sevdiğini

Hep duyarız ya, "Nazım sana geçiyor" diye yaptım. Nazımız geçecek kadar çok sevdiğimiz insanları çok kolay kırdık diyelim. Ya sonrası? Neden gönül almayı bilmemekle ilintili aslında her şey.

Her şey insanlar için; kırmak da kırılmak da. Ama gönül almayı bilmemek ya da ne bileyim en başından aslında bambaşka biri olup sana inan o insanı hayal kırıklığına uğratmak... Kağıt kesiğini suya tutmak gibi...

Şimdi elimde kafama dank etmiş hisler yumağı, klavyenin başındayım. Bir de ruhumu saran bir Mevlana sözü: "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol". Bir gün öğrenir miyiz acaba, kendimiz gibi olmayı! Bir kalp atışında tüm evrenin hayat bulduğunu, kırılan her kalbin boşlukta sallandığını...

Kendime öğüt

Tüm bu yazdıklarım belki canım yandı diye belki de ben can yaktım diye... Ne önemi var ki! Önemli olan kitaplar arasında kelebekler kuruttuğum çocuk yaşımı çoktan geçmiş olmama rağmen kalbimi orada unutmuş olmam. Hani insan hayatının her dönemecinde kendine öğütler verir ya; ya da en azından vermelidir. Ben de hepimiz adına kendime öğütlerimi bırakıyorum buraya... Belki ekleyecekleriniz vardır, çoğalır, daha az can yakarız, daha az canımız yanar diye...

- Seni hayata bağlayan ne varsa, sen de ona sımsıkı sarıl. Şu hayatı yaşamak, bir uçurumun kenarında yaşamaktan farksız çünkü.

- Kimsenin ruhunda derin yaralar açmasına izin verme. Hayat bu kadar bozuk bir psikolojiyle yaşamak için fazla kısa.

- Zamanla bir şeylerin düzelmesini bekleme, düzelmeyecek. Hem sonra o insanlar asla değişmeyecek. Kimsenin değişmesini, zamanın dönüp sana gülmesini bekleme. Becerebilirsen sen yap gitsin.

- Gözünün görmediği, kalbinin hissetmediği hiçbir şeye inanma. Bugüne kadar öğrendiğim bir başka gerçek de insanın iki yüzlü olabileceği...

- Kaybettiğini sandığın şeyler belki de hayatının en büyük kazancı olacak. Ama yine de bilemezsin ki... Kaybetmeden önce sen en az bir kere kazan!

- Dost dediğin kolay bulunmuyor kaybetme. Ama bu onların senin kalbini açık ameliyat edeceği anlamına gelmesin.

- Dünyayı tersine döndür desem becerirsin, bunu yapamazsın bilirim, ama söylüyorum: Artık insanlar senin kalbini kırdığında, sen de onları kırmamak için susma!

- Sarılmanın gücüne hep inan! Çevrende bunu anlamayanlar olsa bile...

- Her zaman teşekkürü bir borç bil ve Allah'a şükrünü en çok kuluna teşekkür etmeyi unutmayarak yap!

- Sen, sen olmaktan asla vazgeçme! Kırsalar da seni, çok kırsalar da, hep en çok canın yandığında hissettiğin acı tarifin gibi, sivri uçlu bir topuklu ayakkabı ile kalbinin üzerinde gezinseler de, sen kendini, filleri, insanları, kelebekleri, kedileri, kalemleri, kağıtları, boyaları ve daha sevdiğin birçok şeyi sevmekten asla vazgeçme!

- Birisi sana yapamazsın dediğinde, eğer denememişsen ona inanma! Başkaları yaptıysa sen de yaparsın, eksik değilsin kimseden, ama istersen biraz fazla olabilirsin.

- İnandığın şeyler uğruna savaşmaktan, olmak istediğin şey olmaktan asla vazgeçme!

- Bunu da yapamazsın biliyorum, severken suyunu çıkaranlardansın. Ama birini hak ettiği kadar sev!

- Unutma, insanlar gider, filmler biter, kelebekler erkenden ölür... Sen yoluna bak, yol uzasın, sen yorul, ama asla vazgeçme!

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.

Yorumlar

YORUM YAZ