Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elvan Yılmaz Akyüz, yaptığı açıklamada, trans yağ asitlerinin, inek ve koyun gibi geviş getiren hayvanların sütlerinde ve yağlarında az miktarlarda bulunmasından dolayı uzun yıllardır insan beslenmesinde yer aldığını söyledi.

Endüstriyel olarak üretilen trans yağların ise tercih edilen paketli ürünler ve hazır gıdalardaki miktarına bağlı olarak yüksek oranlarda tüketilebildiğini belirten Akyüz, bu durumun özellikle gebe ve emziren kadınlar ile bebekler ve çocuklar için büyük sağlık risklerine yol açtığına dikkati çekti.

Anne sütü yağı, başlıca enerji kaynağı

Anne sütü yağı, bebek beslenmesinde başlıca enerji kaynağıdır. Ayrıca kendine özgü yapısı, yağ asitlerinin çeşidi ve oranları bebeğin gelişiminde yaşamsal öneme sahiptir. Anne sütündeki yağ asitleri büyüme ve gelişmede kilit rol oynar, tüm dokulardaki hücrelerin yanında özellikle beyin, retina ve sinir gelişimi için gereklidir.

Yüksek yağlı beslenme ve özellikle trans yağ asidi içeriği yüksek olan paketli gıdaların tüketimi, anne sütünün yağ asidi içeriğini değiştirmekte ve trans yağ asidi miktarını arttırmaktadır. Bu süt ile beslenen bebeklerde ilerleyen yıllarda kalıcı hasarlar oluşabileceği belirtilmektedir. Sadece gebelik sürecinde ve emzirme döneminde değil gebe kalmadan da annenin sağlıklı beslenmesi önemlidir.

Trans yağ tüketimini sınırlandırmak için kızartmalardan, paketli ürün ve fast food tarzı beslenmeden olabildiğince uzak durulmalıdır. Paketli ürün alırken etiket okuma alışkanlığı kazanmaya, trans yağ içermeyen ürün seçmeye dikkat edilmelidir. Vücuda alınan zararlı maddelerin uzaklaştırılması ve zararsız hale getirilmesi için antioksidanlarca zengin sebze, meyve ve zeytinyağ ağırlıklı Akdeniz tarzı beslenme şeklinin yaşam tarzı haline getirilmesi, yetişecek yeni nesillerin daha güçlü genetik yapılarının olmasına ve hastalıklara karşı daha az risk altında bulunmalarına yardımcı olacaktır.