Tıp bilimi insanın becerisine ihtiyaç duyan bir bilimdir, o yüzden bu alandaki büyük gelişmelerin, teknolojik yeniliklerden ziyade insan kaynaklı olmasına şaşırmamalıyız. Tıp alanındaki insanlığa büyük etkileri olan fikirler, tedaviler, aletler, kurumlar ya da gelenekler kitabın ana fikrini oluşturuyor.

Mikroskop altında
Büyüteç terimine dair en eski kullanıma, MÖ 1. yüzyılda Romalı filozoflar Seneca ve Yaşlı Plinus'un yazılarında rastlanmıştır. 12 yüzyıl sonraysa ince ve kalın kenarlı mercekler hayatımıza girene kadar, büyüteçler ilk gözlük camlarıydı. Özellikle o dönemdeki kullanım amacından dolayı 'pire-merceği' olarak adlandırılan ilk modern mikroskop, bir boru içine yerleştirilmiş basit eğimli bir mercekten başka bir şey değildi. Objeleri sadece 10 katına kadar büyütebilen bu basit alet, dünyadaki tüm bilim insanlarının ilgisini çekmişti.
16'ncı yüzyılın sonlarında Hollandalı iki gözlük yapımcısı Zaccharias Janssen ve oğlu Hans, tüp biçiminde her iki ucunda birer mercek bulunan bir büyüteç yapmışlardı, fakat henüz ismi mikroskop değildi. Onların bu çalışmaları, tam anlamıyla bir bileşik mikroskobun ve daha sonra da modern teleskobun icadına zemin hazırlamıştı. Janssen'in bu devrim niteliğindeki adımı, o zamanlar ünlü olmasa da ileride modern fiziğin ve astronominin babası sayılacak Galilei tarafından ileriye götürülmüştür.

Leeuwenhoek'in bitmeyen merakı
Bakterileri, mantarları, bir su damlasında kaynayan organizmaları ve kılcal damarlardaki alyuvarları ilk defa gören ve tarif eden kişi Leeuwenhoek'tir. Bugün, onun ilkeleri ve Amerikan mercek üreticisi Charles Spencer'ın modern aletlerinin birleşmesiyle oluşturulan bileşik mikroskoplar, normal ışıkta bin 250 kat ve mavi ışıkta beş bin kat büyütme yapabiliyor.
Leeuwenhoek'in mikroskobu, 10-15 cm. uzunluğunda ve kullanırken sabırlı olmayı gerektiren göze yakın tutulan bir aletti. Buna rağmen, merceklerinin üstünlüğü ve incelenen örnekleri aydınlatma yöntemi sayesinde zamanın en iyi görüntülerine ulaşmış, iki yüz kez büyütme yapabilmeyi başarmıştır.

İlk bilimsel çalışma
Leeuwenhoek'u mikroskop tarihi içinde farklı kılan şey, onun dünyaya olan merakıydı. Arıların iğneleri üzerine yaptığı gözlemlerini 1673 yılından başlayarak İngiliz Kraliyet Cemiyeti'ne mektup yoluyla 50 yıl boyunca aktardı. Mektupları Felemenkçe'den İngilizce'ye ve Latince'ye çevrilerek 'Royal Society Philosophical Transactions' adlı dergide yayımlandı. Bu mektuplar, bakterilerden kas hücrelerindeki şerit liflere kadar sayısız bilgiyi içeriyordu.
7 Eylül 1674 tarihli mektubunda, göldeki yeşil charophteleri, su yosunlarını, kavuşur su yosunlarını şöyle tarif etmiştir:
"Yılan gibi kıvrılan sıralı yeşil çizgiler... Yaklaşık bir saç kılı kalınlığında... Birbirine bağlı küçük yeşil küreciklerden oluşmuş...”
Başka bir mektubunda, kendi dişinden ve ağzını nadiren temizleyen bir adamın dişinden aldığı plak tabakası gözlemlerini anlatmıştır. Burada gördüklerini şöyle betimledi: "Şimdiye kadar hiç görmediğim kadar çevik yüzen, şaşırtıcı çoğunlukta bir arada yaşayan mikroskobik hayvancıklar... İkinci türse sıklıkla bir topaç gibi dönmekte... En büyük türse vücutlarını bükmekte... Diğer mikroskobik canlılar sayılamayacak kadar fazla...”

Büyük ilgi gördü
Kendi dışkısındaki Giardia lamblia parazitini (protozoa) ilk kez tanımlamış ve bu parazitin kendisindeki ishalin nedeni olduğunu, bilimsel olarak kanıtlanmasından iki yüz yıl önce tahmin etmişti. Tüm bunlar için bir çizer tutmuş ve betimlemelerini ona aktararak gerçeğe oldukça yakın resimler çizdirmiştir. Mektupları sayesinde ün kazanmış ve hiçbir toplantısına katılmasa da 1680 yılında İngiliz Kraliyet Cemiyeti üyeliğine seçilmiştir. Dönemin soylu ve güçlü kişileri, Leeuwenhoek'ün mikroskobik dünyalarını görmek için akın etmiştir. 1698 yılında yılan balığının kılcal damarlarındaki kan dolaşımını Rusya'da Büyük Petro olarak anılan Çar I. Petro'ya göstermiştir.

KİTAP HAKKINDA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYIN!