Merhaba ben Ezgi. Size 2009 yılından bugünlere gelmiş bir aşkın hikayesini anlatmak istiyorum; bizim hikayemizi...

Gençliğimin belki de en deli çağlarında karşıma çıkmış, bana sevmenin ne kadar özel ve güzel olduğunu hissettiren adamın, bugün hala elimi tutuyor olmasından daha anlamlı bir şey var mı bilmiyorum.

İnsan tesadüflere mi yoksa tevafuklara mı inanır ?

Belki biz ömür boyu bu sorunun cevabını bulamayız. Ama öğrendiğim bir şey varsa, o da hayatın biz planlar yaparken karşımıza çıkanlardan, başımıza gelenlerden ibaret olması.

İstanbul'dan Safranbolu'ya uzanmış bir hayat

Sene 2009 aylardan Ağustos…

Herkes yaz ayının tadını çıkarırken bende haftalardır tırmanan bir stres vardı. ÖSS'nin yerleştirme sonuçlarını bekliyordum. Derken o beklenen gün geldi ve sonuçlar açıklandı. Karabük iline bağlı Safranbolu ilçesinde bir meslek yüksekokulu kazanmıştım. Tercihlerimin hepsini İstanbul'un dışına yapmıştım. Hayatı tanımak, olgunlaşmak ve kendi ayaklarım üzerinde durabilmek için bundan daha iyi bir fırsatım olmadığını düşünüyordum. Çünkü hayat aslında benim için şimdi başlayacaktı.

Geleceğime çizilmiş en güzel yolun bu küçük tarih kokan şehirden geçeceğini nereden bilebilirdim?

Bu önce bana, sonra bize kaderin en güzel gülümseme şekliydi...

Üniversitede ilk aylar

Ailemin ilk göz ağrısıydım; İstanbul'un göbeğinden kalkıp bu minyatür şehre gelmiştim. Henüz 18'dim.

Herkesin birbirine garip bir endişeyle baktığı günlerdi ve belli ki bu bakışlar dönem içine yayılarak uzayacaktı. Okulun ilk yıl Yabancı Dil hazırlık şartı vardı. Ve tüm branşlar bölüm gözetmeksizin karma olarak derslere giriyordu. Herkes birer ikişer içeri girerken onu gördüm. Kalbim ürkek bir serçenin kalbi gibi atmaya başladı. Bu nasıl bir duyguydu. Beni çepeçevre kuşatan, sol tarafımın üzerine bu kadar biriken, bir anda vücudumu ağırlaştıran ve yanaklarımı kızıllaştıran şeyin adı neydi?

İlk tanışma

Kendimle iç hesaplaşmalarımın tavan yaptığı bir dönemdeydim. Bu heyecanı nasıl geçireceğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Sürekli gözlerim onu arıyor fakat gördüğümde hiçbir işaret vermemek için olanca gücümü kullanıyordum. Safranbolu'nun kışı sertti ve benim bu mevsime hazırlıksız yakalandığım bir gündü. Kendimi hiç iyi hissetmiyor sıraya kafamı dayamış dinleniyordum. Uzaktan birinin bana doğru geldiğini hissettim. O'ydu… Bana nasıl hissettiğimi, iyi olup olmadığımı sordu ve biraz konuştuk. Bu onunla ilk sohbetimizdi. Yanıma oturdu ben anlattıkça o dinledi.

O merhametli bakışını ömrüm son bulsa da unutmayacağımı biliyordum…

Tipik çalışkan öğrenci taktikleri

Hayatım boyunca hep altıncı hissinin faydasını görenlerden oldum. Bu his beni nasıl çepeçevre sardı bilmiyorum ama ben içimdeki bu tatlı fısıltıya teşekkürü hep bir borç bildim.

Eğitim hayatı parlak, çalışkan, en ön sırada oturan ve defteri tam bir öğrenci arıyorsanız, o şüphesiz bendim. Ve tam da bu terimlerin hakkını verdiğim günlerden birinde defterimin boş bir sayfasını açarak (İngilizce hazırlık okuyor olmanın verdiği enerji ile) Türkçesi ''Aslında baştan beri yalnızım'' olan bir şarkı sözü yazdım ve defteri kapattım. Yaklaşık 2 gün sonra Selman'ın o defteri benden isteyeceğini hissedip yazmıştım o sözleri sanki. Evet, belki okumasını isteyerek yazdığım o söze cevap verebileceğini tahmin edememiştim.

Ve yazacağı cevabın ''Asla yalnız yürümeyeceksin'' olacağını da…

Tanışma evresi

Bir şeylerin tek taraflı olduğu düşüncesinden çıkmam deftere yazılan o sözlerle tescillenmiş oldu. Onun da içinde bir şeylerin kıvrandığını ve benimle tanışmak istediğini anlamıştım. Kendi kendime vakit geçirdiğim zamanları kollayıp bana sorular soruyordu. Birbirimizle iletişim kurmaya başlamıştık ara sıra kısa mesaj atıyor aradaki sıcaklığı kopartmamaya çalışıyordu. Oturuşu, kalkışı ve karakteriyle eskilerin dediği gibi, tam bir İstanbul beyefendisiydi.

İlk buluşma

Birbirimizi tam olarak tanıma fırsatını Karabük'te bir cafede yakaladık. O gün anladım bir kahvenin kırk yıl hatırı olabileceğini. Kahvenin ilk buluşma için ne kadar manidar bir içecek olduğunu.

İçilen ilk kahvenin, orada verilen ilk sözlerin, ilk muhabbetin hatırı bir ömür boyu baki olsun istedim ve olacaktı da...

Evlilik kararı

Biriyle yaşlanmak istediğinizi anladığınızda gerçekten "Doğru insanı buldum!" diyor derinlerden bir ses. 19 Kasım 2009'da yarınlarım olmasını istediğim adamla 7 Mayıs 2015'te evlendik. 6 yıllık birlikteliğimizi evlilikle taçlandırdık. Geriye dönüp baktığımızda heybemize çok güzel anılar biriktirdiğimizi görüyorum.

Başından beri hep bu yolda yürümekti amacımız. Ailelerimizi üzmeden, maddi olarak zorlamadan, çalışarak her zorluğu birlikte aşmanın tadını biliyoruz. Tüm üniversite hayatımız birlikte geçti. 18 yaşında elini tuttuğum insanın geleceği olabilmek tarif edilemez bir duygu. Bu dünyada gönül eşini bulmak her insana nasip olmuyor gibi. Bu yüzden Rabbime sonsuz şükür duyuyorum. Söz merasimimizden düğünümüze kadar olan evrede tek bir ''keşke'' yaşamadım.

Ne istediysem, ne dilediysem fazlasıyla oldu. Sevginin açamadığı, saygının aşamadığı hiçbir güçlük yok, buna inanıyorum. Belki de bu inancı oluşturan Selman. O olmasaydı bu yaşadıklarımdan ne kadar uzakta olacaktım, düşüncesi bile tuhaf şimdi. Ben yine gülerdim elbet, kahkalar da atardım. Ama böylesine güzel seven bu adam, gülüşlerime şahit olamazdı. Bu ise hayatımda ömür boyu anlam veremeyeceğim bir büyük boşluk bırakırdı...

En güzel hikayem

Evlilik bambaşka bir hayatı kucaklamakmış.... Yeni bir dünyanın kapılarını aralamak ve o dünyanın sadece sizin çevrenizde dönmesi gibi; sayısız güzel yanı var.

Paylaşmayı öğreniyor bir kere insan… Bir hayatı önce, sonra bir yastığı, bir sofrayı ve bir parça ekmeği…

Zorlukları da var elbet ama eğer size sadece siz olduğu için değer veren birini sevdiyseniz diğerleri çok da önemli olmuyor. Bazen sarp bir uçurum gibi gözünüzü korkutabilir ama inanın hayat paylaşmayı öğrendiğinizde daha anlamlı.

Hayatı ve sevmeyi ertelemeyin.

Çünkü sevmek, insana yakışan en erdemli duygulardan bir tanesi...

Not: Siz de tanışma hikayenizi bizimle paylaşabilirsiniz.

[email protected]

[email protected]

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.