Şengül, spiritüel yanı ile yaşamı keşfetmiş bir insan. Dünyanın Uyanışı'nı okuyanlar bunun farkında. Dünyayı sarsan bir virüs ile savaşırken elbette onun kaleminden çıkacaklar başka olacaktı. Şengül, Koronavirüs'ten önce kimdik, sonrasında kendimizi keşfe nasıl çıktık, ölümün de yaşamın da bir gerçeklik olduğunu niçin süzgecimizden geçirmeliyiz, bizler için yazdı. O kalpten bir ses, insana, insanlığa sesleniyor…

Şengül Boybaş yazdı: Korana öncesi ve sonrası

Ey insanlık!

Ey insanlık!

Sen kimdin?

Sen, paran, mevkiin, banka hesapların, evlerin, arabalarından ibaret değil miydin?

Şimdi kimsin peki? Zengini fakiri, ünlüsü ünsüzü herkesi vuran bir hastalık karşısında kendini çaresiz hissedip yaşama sımsıkı tutunmaya çalışan da sen değil misin?

Bugünlerde insanlığın her hâlini yaşıyor, ölümü daha yakından hissediyoruz.

Sadece savaşan ülkelerin yaşadığı bir son dakika haberi değil artık ölüm, çok yakınımızda, kapının dışında.

Ölüm nedir? Bu soruya cevap verebilirsek onu kabullenebiliriz belki ve yaşamla ölümün iç içe olduğunu.

Yaşam nedir? Bir ömür boyunca yaşamın ne olduğunu bulmaya çalışmak değil midir yaşamak!

Bazıları hayata gösterişli pencerelerden bakmayı yaşamak zannediyor, hayallerine, parasına, banka hesabına ya da sosyal statüsüne güveniyor, onlara bağımlı hâle geliyor. Bunun için sürekli mücadele ediyor. Oysa yaşadıkları çaba, acı, yalnızlık, ıstırap. Zavallı insanlık buna rağmen elde ettiklerini geride bırakmaktan korkuyor.

Ve bir virüs geliyor; hayatın koşuşturması içinde hiç aklımıza gelmeyen ölümü de yanında getiriyor.

Ölüm seninle konuşuyor:

"Artık hayatın gerçeğini oluşturan ve bağımlısı olduğun şeyleri geride bırakmalısın."

"Bırakmak zorunda mıyım?"

"Ben senin için geldiğimde mi bırakacaksın? Bu senin için daha zor olacak."

Bir arabaya, sevgiliye, sigaraya, bir parça eşyaya bağımlısın, "Peki yaşarken bırakmak mümkün mü?" diyorsun.

Ölüm cevap veriyor, "Bağımlılıkların kaygı ve belirsizliği beraberinde getirir."

Ölüm dile gelip hepimizi uyarıyor: "Dünya üzerindeki herkes acı çekti. Kalanlar, gidenler için gözyaşı döktü. Din adına, ulusalcılık adına, para adına ve ego adına vahşice öldürdüler birbirini. Bana sadece hasadı toplamak kaldı."

Şengül Boybaş yazdı: Korana öncesi ve sonrası

Yaşam, korkuların ve acının hiç olmamasıdır

İnsanlık çok fazla acı çekti. Hiçbir dönem acı çekmemeyi başaramadı. Istırap varsa sevgi yoktur. Kendine acımaz insan; ayrılık, yalnızlık, bölünme korkusu vardır. Biz bu problemlerin hiçbirini çözemedik. Acının sonu var mıdır? Yoksa insanlık sonsuza kadar acının denizinde boğulmaya mahkum mu?

Yaşam, korkuların ve acının hiç olmamasıdır.

Biz, başkalarına karşı kaba olmanın yanı sıra acımasız ve vahşiyiz. Milyonlarcasını, binlercesini öldürüyoruz. Ordular tasarladıkları şahane silahları ile övünüyor. Savaşı bitirme ihtimalini konuşan hiçbir strateji uzmanı yok; savaş sanatı uzmanı ise düzinelerce.

Şengül Boybaş yazdı: Korana öncesi ve sonrası

Koronavirüs ile başlayan derin dönüşüm

Koronavirüs insanda derin bir dönüşüm başlattı.

Korona öncesi ve sonrası olarak anılacak bugünler.

Her insan bir dünyadır. Her insan, içinde kendi kıyametini taşır. Korona sonrası ise kıyamet sonrası yeniden başlamak gibi olacak.

"Bir insanın iç dünyası derin, kökten bir dönüşüm geçirebilir mi?" sorusunun cevabını, etrafımızı saran ölüme rağmen ayakta kalabildiğimizde anlayabileceğiz. Öyle yüzeysel değişimler değil, derin ve köklü değişimlerden bahsediyorum. Bir hapishaneden diğerine geçmek değil bahsettiğim.

Gündelik hayatımız ve rutinlerimizin evirilmesinden, inançların evirilmesinden, bütün ideallerimizden, eylemlerimizdeki bütün çelişkilerden, tamamıyla özgürleşmekten söz ediyorum. Hiçbir çaba sarf etmeden Korona yardımı ile bir değişim yaşanıyor ve bu değişim radikal, sert ve acılı başladı. Öyle sert devam edecek ki insan bilincinde çığır açacak. Çünkü insan dünyadır, dünya da insan.

Şengül Boybaş yazdı: Korana öncesi ve sonrası

Artık tüm dünya olarak Korona'nın anlamını biliyoruz

Varoluş değerlerimiz, bizim saf gerçekliğimiz ve hammaddemiz. Korona, insanı sınırlayan faktörleri de sınırladı. Elini kolunu bağladı tüm insanlığın. Bu sınırlamanın ışığında bilinç dediğimiz daha evrensel bir kavramın içeriğinin değişimi gerçekleşecek.

Bilmediklerimizi bilir hale geleceğimiz, bildiklerimizi ise unutacağımız zamanlar yakın. Korona bilincin, radikal değişimin adı!

Evet, tecrit edilen beden ve ruh, şimdi evlere gönüllü olarak hapsoldu. Ölümün soğuk nefesinin ve Korona'nın küçük damlacığının vereceği hasar yüzünden, aslında bir bakıma yapamadıklarımızı yapmak, koşmadan durmak için bizlere fırsat yarattı. Kendimizin, eylemlerimizin, düşünce sistemimizin, inançlarımızın farkına vararak radikal değişime hazırlamalıyız kendimizi. Kendimize doğru sorular sorup doğru cevaplar almalıyız.

Bilincini ve gözünü boyadığın 'Sen'den arın; içinde var olan dünyanın, cevaplarını bildiğini biliyorum. Bilmediğimiz, tanımlayamadığımız ve asla anlayamayacağımız değişim kapıda. İnançlarımız, doğruluğunu hiç sorgulamadığımız kesin gerçeklerimiz, işte tam da bunlar kırılıyor ve onları sorgular oluyoruz.

Korku duvarı aşıldığında otomatik Korona radikal değişimine hazır mıyız?

Ey insanlık!

Hayatını yakından inceleme fırsatı bulan insanlık...

Anlamsızlığın farkına vardığında, anlamın sevgi, gerçeğin ise ölüm olduğuyla yüzleştiğinde, dünün deneyimlerini hatırlayıp yarının gerçekliğini tasarlamalısın.

Gelmekte olan yeni, yepyeni çağ, bildiklerimizle yaşayabileceğimiz gerçekleri barındırmıyor. Hayatın devamlılık ilkesi buna bağlı. Kendi yarattıklarımıza karşı inançlarımız yıkıldı. Düşünce ve zihnin planı yeni inançlar geliştirmeli, temelinde sevgi olmalı. Bağımlılıklarımızın şekli değişmeli. Anlamını bildiklerimizin içine Korona'da yaşamlarını yitirenleri dahil etmeliyiz. Artık tüm dünya olarak Korona'nın anlamını biliyoruz. Onun ölüm olduğunun farkındayız. Çok uzaklarda değilmiş ölüm. Ölümden özgürleşmeliyiz, yaşarken ölümsüz olmalıyız, bugüne kadar inşa ettiğimiz her şeyden özgürleşerek.

Zamanın içinde demir atmış dogmalarımıza da sesleniyorum. Düzen, Korona sayesinde düzensizliğe dönüştü. Kendi doğrularımıza tutunarak bu korkuyu yenebileceğiz.

Ve çok uzun sürmeyecek bu değişim.

Şengül Boybaş

Yazar

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.