Sema Sumeli'ye diyabet teşhisi konduğunda henüz 27 yaşındaydı. Hayatında her şey doktorlar ona bu kronik hastalığın kendisini erken yaşta öldüreceğini söylediğinde değişti. Çünkü Sema Hanım, başucunda bir kase keşkülle uyuyan o kişiden, her gününü sağlıklı beslenmeye adayan enfes kişiye dönüştü. Artık kendisini daha dinç hissettiğini söyleyen Sema Hanım, tüm bu sürecini anlattı.

Bu kitabı yazma sebeplerinden biri ise çok hoşuma gitti: "Markette anneler görüyorum, alışveriş sepetlerinde glikoz şuruplu, şekerli, koruyucu maddeli ürünler var. Belki çocuklarına vermeseler de, çocuklar ebeveynlerini taklit eder. Markette onların sepetlerinden o ürünleri çekip alamadığım için bu kitabı yazdım”.

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

27 YAŞINDA DİYABET TEŞHİSİ ALMAMLA HAYATIM DEĞİŞTİ

-Evet, klasik sorumla başlayayım: Sema Sumeli kimdir?

1978 Avustralya doğumluyum. Türkiye'ye döndükten sonra, harika bir mahalle çocukluğu ve gençliği yaşadım. Evimizin bahçesindeki ceviz ağaçlarının üstünde, sokakta ip atlayarak, kart oynayarak dolu dolu geçirdiğim bir çocukluğum oldu. Büyümem ile kendimi modern hayatından koşturmasında buldum. 2000 yılında Istanbul Üniversitesi İşletme Fakülte'sini bitirdim. 21 sene tekstil ihracat firmasında çalıştım. 27 yaşında diyabet teşhisi almamla hayatım değişti. Evliyim. Dino adında bir köpeğim, aslında oğlum var. Köpekleri, ağaçları, özellikle sonbaharı ve yapraklarını, yemek yapmayı, kendimle kalmayı ve uzun yürüyüşler yapmayı seviyorum.

-Henüz çok genç yaşlarınızdayken diyabet teşhisi almışsınız gerçekten. Günümüzde bu tür kronik hastalıkların artmasını nelere bağlıyorsunuz?

Maalesef gıdanın endüstri haline gelmesi, paketli ürünleri çok tüketmemiz, doğanın değil, fabrikaların yaptığı şeyleri yemeye başlamamız, hayvancılığın bir sektör haline gelmesi, geleneksel beslenmekten uzaklaşmamız ve de modern hayatın getirdiği stresle nasıl baş edebileceğimizi bilememek kronik ve otoimmün hastalıklara yol açtı.

BESLENMEDE BENİM İÇİN ANA KURALLAR VAR

-Sağlıklı beslenme trendlerini takip etmek günümüzde çok yaygın. Bunlar sizce faydalı akımlar mı?

Ben bu dünyadaki insan nüfusu kadar beslenme doğrusu olmalı diyorum. Çünkü hepimiz ''tek'' olan varlıklarız. Nasıl hepimizin parmak izi tek ise, hepimizin bedeni ve ruhu da tek. Örneğin, şu koca dünyada bir tane daha Sema yok. Bana iyi gelen, size iyi gelmez. Size iyi gelen bana iyi gelmez. Bunda DNA'mızın, genetiğimizim, alışkanlıklarımızın, yaşam şeklimizin, her şeyin etkisi var. Bu yüzden insanları A diyeti, B diyeti gibi kalıplara sokmanın doğru olmadığını düşünüyorum.

- Siz kendi yolunuzu nasıl buldunuz?

Ben kendi yolumu deneme yanılma şeklinde buldum ve yolculuğum hala devam ediyor. Çünkü bedenim de ruhum da devamlı değişiyor. Şu anda ben bir sene önceki Sema ile aynı değilim. Dolayısıyla kendim için şu anda bana iyi gelen beslenme, ileride iyi gelmeyebilir.

-Peki bu konuda olmazsa olmazlarınız neler?

Beslenmede benim için ana kurallar var. Rafine şeker kesinlikle hayatımda yok. İşlenmiş gıdalar, buğday türevi glutenli gıdaları tüketmiyorum. Bunun haricinde diğer besinler dönemsel değişiyor. Vücudumun sinyallerini dinliyorum.

-Neler söylüyor vücutlar?

Vücutlarımız çok akıllı ve bize her şeyi söylüyor. Örneğin, her gün üst üste, bir hafta boyunca kahvaltıda 2 yumurta yemişsem, cildimde döküntü oluyor. İşte bu vücudun en güzel sinyali. ''Bana yumurta verme, bir süre ara ver'' diyor. Glutenli bir şey tükettiğimde dayanılmaz bir hazım sorunum oluyor. Yine aynı… Vücudum bunu istemiyorum, hazmedemiyorum diyor bana. O ne derse, o…

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

"KRONİK HASTALIKTIR, İYİLEŞMEZ” DENEN HASTALIĞI İYİLEŞTİRDİM

-"Sema'nın Sağlıklı Mutfağı” adlı bir blogunuz ve epey etkileşim alan sosyal medya hesaplarınız var. Böyle bir blog açma ve hikayenizi paylaşma fikri nereden doğdu?

Bana ilk diyabet teşhisi konduğunda, ''İyileşmeyeceksin ve ömür boyu şu ilacı kullanacaksın'' demişlerdi. Ben hayat tarzımı değiştirerek 8 senenin sonunda bu hastalığı, tıp dünyasının ''Kronik hastalıktır, iyileşmez'' dediği hastalığı iyileştirdim. Mutfağa girmeyi ve yemek yapmayı da çok seviyorum. Yaptığım rafine şekersiz, unsuz yemekler beğenilince, aslında kendim beğenince, ben bir hesap açayım ve bunları anlatayım dedim. Hatta o zaman kendi adımı bile kullanmıyordum. Çünkü yemek paylaşımı yapmayı ayıp buluyordum; ama bu bilgileri de paylaşmak istiyordum. Bu durum bana da motivasyon sağlıyordu. 50-100 kişiye ulaşsam ve bunu anlatsam kar demiştim ve bir kişinin bile hayatına dokunursam sevinirim diye Sema'nın Sağlıklı Mutfağı hesabımı Mart 2014'te açmıştım.

-Şimdilerde ilk kitabınız "Sema'nın Sağlıklı Mutfağı” raflarda yerini aldı. Kitabınızda geçmiş yıllarda geceleri başında keşkülle uyuyan, bir porsiyon iskender yemek için mesafeleri önemsemeyen biri olduğunuzu anlatıyorsunuz. Böyle bir yaşam şeklinden şu an bulunduğunuz noktaya hangi motivasyonla geldiniz?

Verebileceğim tek bir cevap var: Korku! O zamanlar bu hastalığın iyileşebileceğini veya şu günkü durumumda olabileceğimi tahmin bile etmemiştim; fakat bana doktorum ''Böyle yaşarsan 40 yaşına geldiğinde tüm iç organların iflas etmeye başlar'' dedi. O güne kadar tek derdi ''Bu gece hangi bara gitsem veya hangi cafede yemek yesem?'' olan ben, bir anda bir hayat tehdidi ile başbaşa kalmıştım. O yaşta kronik bir hastalık teşhisi bana çok ağır gelmişti ve korkumdan, sadece hayat kalitemi artırmak, iç organlarımı koruyabilmek için bu yola baş koymuştum.

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

ONLARIN SEPETLERİNDEN O ÜRÜNLERİ ÇEKİP ALAMADIĞIM İÇİN BU KİTABI YAZDIM

-"Sema'nın Sağlıklı Mutfağı”, tarifler içeren bir kitap; ama salt yemek kitabı demek haksızlık olur. Siz kitabınızı nasıl tanımlarsınız?

Bu kitap annemin bana hamileleğinden başlayıp bugüne kadar yaşadığım evreleri anlatan bir kitap. Doğumdan öncesine, bebekliğime, çocukluğuma, genç kızlığıma kadar gitmemin tek nedeni şu: Hastalıklar bir günde çıkmıyor. Bunların altında çok fazla etken yatıyor. Benim yaptığım hataları kimse yapmasın, hamile anneler veya anne adayları annemin yaptıklarını yapmasın diye bu detayları anlattım.

-Evet, bir hikayesi var gerçekten…

Şu anda bazen hamileler görüyorum. Düşünmeden ''Canım istiyor'' diye tatlı yiyorlar. Markette anneler görüyorum, alışveriş sepetlerinde glikoz şuruplu, şekerli, koruyucu maddeli ürünler var. Belki çocuklarına vermeseler de, çocuklar ebeveynlerini taklit eder. Markette onların sepetlerinden o ürünleri çekip alamadığım için bu kitabı yazdım, detaylarını anlattım. Tarifleri de kendi beslenme dönüşümüm nasıl oldu ise, o düzende anlattım. Bir nevi hikayesi olan tarif kitabı oldu.

-Bu arada eğitimleriniz de var tabii. Diyabetle mücadele ettiğiniz yıllardan sonra, bütünsel beslenme ve fonksiyonel tıp eğitimleri almışsınız. Hangi noktada "Bu işin eğitimini almalıyım” diye düşündünüz?

10 yıl boyunca bu konularda okumadığım kitap, makale, yazı kalmamıştır. O zamanlar bu tür konular Türkiye'de pek konuşulmuyordu ve kaynak bulunmuyordu. Yurtdışı kaynaklardan araştırarak hastalıklar ve beslenme hakkında çok fazla fikre sahip olmuştum. Bir ara 2-3 kilo daha verebilmek için bir koçla çalışmak istedim. Kendisi ile yaptığım ilk telefon görüşmesinde kendisinin beslenme ile ilgili hiçbir fikri olmadığını ve benim ondan katbekat daha fazla bilgim olduğunu farkettim. O bana değil, ben ona anlatır duruma geldiğimde konuşma orada bitti.

-Gerçekten mi? Ne yaptınız peki?

Ona yatırdığım bir aylık para yandı, devam etmedim; ama bana bir ışık yanmış oldu. Kendimin farkına varmış oldum. Aynı anda da okuduklarım artık yetmez olunca, "Daha profesyonel eğitim almak istiyorum” dedim.

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

HİÇBİR ZAMAN "MÜKEMMEL BESLENME” DİYE BİR KAVRAM YOK

-Sosyal medya faydalı olduğu kadar, saldırgan davranışların açıkça ortaya konulabildiği bir mecra. Siz nasıl ilişkileniyorsunuz sosyal medyayla, kötü yorum yapanlar oluyor mu?

Ben her zaman söylerim. Ben sosyal medyanın şanslı kişilerindenim. Benim Instagram Ailem (takipçim demekten pek hoşlanmıyorum açıkçası) hep çok kibar ve belli bir kültür, sevgi, saygı seviyesinde kişiler. Aralarda tabii ki çatlak sesler oluyor ama barınamıyorlar.

- Siz nasıl yaklaşıyorsunuz bu kişilere?

Tartışmaya girmeden bazen ben blokluyorum, bazen kendileri gidiyor. Çünkü istedikleri kavga ve söz dalaşı ortamı benim hesabımda yok.

-Sağlıklı beslenmeyi hayata adapte etmek kolay değil pek çok insan için, neler önerirsiniz buradan insanlara?

Zaten hiçbir zaman ''mükemmel beslenme'' diye bir kavram yok. Mükemmellik kime ve neye göre olduğu değişen, göreceli bir şey. Başlamak için her zaman elimizdeki ''daha iyi'' seçeneği düşünüp, ondan seçmeye başlamak büyük bir adım olacaktır. ''En iyi''yi ararsak ve ''en iyi''den başlamaya çalışırsak hayal kırıklığı veya cesaretsizlik olabilir.

- Peki neleri mutlaka yemeli, nelerden kesinlikle uzak durmalıyız?

Benim için kesinlikle uzak durulması gereken şeyler rafine şeker, fazla un, genetiği değişmiş buğday ve ürünleri, işlenmiş gıdalar…

Mutlaka yenmeli dediğim, her zaman sebze, sebze, sebze… Rengarenk ve çeşit çeşit sebzeler… Maalesef çoğumuz ihtiyacımız olan kadar sebze yemiyoruz ve açıkları hep tahılla, etle doldurmaya çalışıyoruz. Tahılın da etin de fazlası maalesef iyi değil.

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

SABAH NE KADAR ÇOK SEBZE YERSEM, KENDİMİ GÜN BOYUNCA O KADAR DİNÇ HİSSEDİYORUM

-Güne nasıl başlıyorsunuz?

Ben eskiden uyandıktan en az 2 saat sonra güne başlayabilenlerdendim. Büyük bir ayılma sorunum vardı; ama sağlıklı beslenme her şeyi değiştirdiği gibi bu huyumu da değiştirdi. Şu anda çok daha enerjik uyanıyorım.

- Sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlarınız var mıdır?

Bizim uyanınca olmazsa olmazımız Dino ile dışarı çıkmaktır. Daha sonra bir kahve ve genellikle spor ile güne başlıyorum. Spor yaptığım günse, kocaman bir kahvaltı ile şayet sporsuz günüm ise bir sebze suyu veya kocaman bir kahvaltı salatası ile güne başlıyorum. Sabah ne kadar çok sebze yersem, kendimi gün boyunca o kadar dinç hissediyorum. Sabah yenen ekmek, sandviç, poğaça gibi şeyler gün içinde enerjiyi çok düşürüyor.

-Sema'nın Sağlıklı Mutfağı kitabından sonra hayatınızda neler değişti?

Kitap yazmak beni bilmeden kendimde bir yolculuğa çıkarttı. Unuttuğum bazı detayları hatırlamak bazen kalbimi acıtsa da, bunları kağıda dökmek bana çok iyi geldi.

- Bloga yazı hazırlamaya benziyor mu kitap yazmak?

Her zaman yazı yazmayı, duygularını, yaşadıklarını anlatmayı seven biriydim; ama kitap olayı biraz daha farklıymış. Oraya yazdığım her kelimeden sorumluyum. Üstünde çok kez düşündüğüm yerler oldu ve bir bütünde toparlamak kısmı tabii ki kısa blog postlarına göre çok daha meşakkatli oldu.

-Peki ya heyecan durumunuz nasıl?

Kitabım çıktığı günden beri heyecanım çok yüksek. Aslında sakindim; ama o her bir detayını sevdiğim kitabımı raflarda görmemle her şey değişti. Evimizin yakınındaki kitapçıya günde 3-5 kez gidip raftaki kitaplarıma bakıyorum. Eğer gitmezsem çocuklarını yalnız bırakmış anne gibi hissediyorum kendimi. Ayrıca sosyal medyadan kitabımı bekleyenler, aldıkça paylaşanlar, bana geri bildirimde bulunanlar, beğenisi dile getirenler de heyecanıma heyecan kattı.

Sema Sumeli ile ilk kitabı Semanın Sağlıklı Mutfağını konuştuk

YEDİĞİMİZ ŞEYLER BİZİ HASTA DA EDEBİLİR, SÜPER GÜÇLÜ DE!

- Kitaba hazırlığınız nasıldı? Ne kadar zaman aldı?

Kitabımın hazırlığı biraz duraklamalı oldu aslında. Ben her şeyin bir zamanı olduğuna inanırım. Doğru zaman demek ki şimdiymiş. Kitaba başlayalı 1.5 sene oldu. 1/3'ünü yazdım ve durakladım. Bir türlü ilerleyemedim. Görselliğe çok önem veren biriyim ve o kısmı toparlayamayınca motivasyonumu kaybettim. Sanki boşa yazıyorum gibi hissettim. 6 ay kalem kıpırdatmadım; ama sonra Küsurat Yayınları'nın sihirli değneği değdirmesi ile tüm motivasyonum geri geldi.

- İçeriğini nasıl toparladınız?

Yayınevim bana umut verdi, soru işaretlerimi giderdi ve elimden tuttu. Anladım ki bu bir takım işi. Tek başına devam edebilmek bazı noktalarda çok zor ve omuz verecek birine ihtiyaç olabiliyor. Yayınevimin bana elini uzatması ile toparlandım ve kitabımı 2 ay gibi bir sürede bitirdim. İçerik uzun zamandır kafamda hazırdı çünkü bu benim hayatım, yürüdüğüm yol. Sadece kağıda döktüm.

- Sağlıklı yaşam felsefesi ömür boyu derler, bu serinin devam kitapları da olacak mı?

Şu anda ikinci kitabım için kısa notlar almaya başladım bile. Belki daha çok erken; ama daha anlatmak istediğim çok şey var. Telefonumda notlar kısmına "2. Kitap” diye başlık açtım. Bu başlık açıldı ise altı dolar diye düşünüyorum.

- Okurlarınıza, size takip eden insanlara neler söylemek istersiniz?

En çok söylemek istediğim şey, lütfen sağlığınızı kaybetmeden, her şey yolundayken beslenmenizi değiştirin ve düzeltin. Hasta olduktan sonra geri dönüşü zor oluyor. Eğer hastaysanız da, yine de yoldan dönüş var. Yediğimiz şeyler bizi hasta da edebilir, süper güçlü de. Ilk başta zor gelse bile, bu taraf inanın çok güzel. Suya girince alışıyorsunuz ve sonra hiç çıkmak istemiyorsunuz…

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Sema Sumeli: Teşekkür ederim.

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.