Samet Doğan'ın hayatında savaş muhabirliği ile edebiyat bir yerde buluştu ve o, savaş muhabirliği dönemindeki anılarını ilk kez "Cuma Günü Uçmayan Kuş”ta anlattı. Şimdi de çocukluğumun canavaruı dedidiği Congolos'ta, babaannesinden dinlediği hikâyeleri anlatıyor. Bir sonraki romanında ise, Yemen'deki son savaştaki anılarını anlatmayı planlıyor…

DUYGULARIN EN GERÇEK HALİNİN YAŞANDIĞI YERLERDE YAŞAMAK, YAZARLIĞI ELBETTE BESLİYOR

- Samet Doğan kimdir? Okurlarımıza biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Özellikle yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Aslen Yozgatlıyım, liseden sonra Suriye'ye gittim ve Şam'da yaşamaya başladım. Orada eğitimimi tamamladıktan sonra gazetecilik yapmaya başladım. Edebiyatla orta okul yıllarından başlayan güçlü bir ilişkim vardı. Küçük hikâyeler yazmayı seviyordum; ama tam anlamıyla yazmaya savaş sırasında, Halep'te başladım. Yirmi beş yaşında bir romanyazmaya karar verdim. Oradaki insanların hikâyelerini anlatmak istiyordum ve ilk kitabım böyle şekillendi.

Samet Doğan, yeni romanı Congolos'u anlattı

- Türkiye'nin En Genç Ortadoğu Muhabiri olarak tanındınız. Bu yolculuk nasıl başladı?

Savaş muhabirliğine çok erken yaşta başladığım için böyle söyleyenler olmuştu. Arap Baharı başladığında ben de savaş muhabirliği yapmaya başlamıştım. Suriye'den, Irak'a, Yemen'den Libya'ya kadar pek çok savaş bölgesinde görev yaptım. Bu yolculuk, Arapça bilen biri olmam nedeniyle doğal olarak gelişti. Çünkü yanı başımızda pek çok şey oluyordu ve Türk medyası bilgileri Avrupalı ajanslardan alıyordu. Buna bir dur demek ve bilgiyi ilk elden almak için sahaya atılmak gerekliydi.

- Bu nasıl bir ruh hali? Size neler kattı?

Aslında en bilindik ifadeyle, beni ben yapan şey diyebiliriz. Ruh halinden çok kavrayış olduğunu söyleyebilirim. İnsanın her halini görmek, acziyeti, yokluğu, yıkılmayı yaşamak ve insanların zamanla katliamlara bile duyarsızlaştığını görmek… Bunlar bana insanın ne demek olduğunu ve sınırlarını öğretti.

- Yazarlığınızı beslediğini söyleyebilir misiniz?

Ünlü bir yazar, "Ölümle dans etmeden sanat imkânsızdır” der. Bu söz, her ne kadar artistik gibi görünse de içerisinde bir hakikati de barındırıyor. Duyguların en gerçek halinin yaşandığı yerlerde yaşamak yazarlığı elbette besliyor.

- Yazarlık en çok acıdan mı besleniyor acaba?

Acı, yazarın bir yazma dürtüsü olabilir; ama yazarlığı hayattaki her şey besliyor.

Samet Doğan, yeni romanı Congolos'u anlattı

CONGOLOS, BENİM KÜÇÜKLÜĞÜMÜN CANAVARI

- Savaş muhabirliği döneminizdeki anılarınız "Cuma Günü Uçmayan Kuş”u ortaya çıkardı. Son romanınız "Congolos”ta beslendiğiniz şey neydi?

Congolos, benim küçüklüğümün canavarı. Babaannem bu hikayeleri bana anlattığında daha parmak kadar çocuktum. Elbette o zamanlar Congolos anlatısının çok eskilere dayanan bir sözlü kültürün parçası olduğunu bilmiyordum. Sadece babaannemin anlattığı hikayeler olarak görüyordum. Akademik metinlerde, Türk kültürü araştırma kitaplarında karşılaşınca, aslında binlerce yıllık anlatılar olduğunu anladım. Tam da burada başladı geçmişe gidişim. Bu hikayelerden modern bir roman yazmaya karar verdim. Geçmiş ve günümüzü harmanlamak hoşuma gitti.

- Peki Congolos nasıl bir hikâye?

Bir köy çocuğunun başından geçen hem sosyolojik hem de metafizik olaylar zinciri. Biraz günümüze uygun bir anlatım diliyle çift katmanlı devam eden bir roman!

- Dünyayı yuvarlak değil, kat kat gören bir köy çocuğunun gözünden anlatıyorsunuz bu hikâyeyi? Bu çocuğun bakış açısını kurgularken nasıl bir ruh halindeydiniz?

Aslında çocukta kendimden çok fazla şey var. Hayata bakışı, şehri kavramaya çalışması geçmiş zamanlarımdan kalma hatırımda kalanlardan oluşuyor. Ben de romanın kahramanı gibi şehirde gördüğüm tuhaf şeylere her zaman hayret ederdim; ama sesimi çıkarmazdım.

- Tabii önce şunu sormalıydım: Roman tamamen kurgu mu? Bu çocuk, sizin çocukluğunuz mu yoksa?

Hikâye hem Yozgat'ta hem de İstanbul'da geçiyor. Karakter kendi çocukluğumdan izler taşıyor; ama hikâye tamamıyla kurgu. Gerçeklikten izler taşısa da nasıl derler, tamamen hayal ürünü.

- Sizce bu roman en çok kimleri etkileyecek?

Fantastik veya büyülü gerçekçi roman severleri etkileyeceğini düşünüyorum. Özellikle gençlerin hoşuna gideceğini düşünüyorum.

Samet Doğan, yeni romanı Congolos'u anlattı

ROMANDAKİ MEVLİDE NİNE ASLINDA BABAANNEM

- Babaannenizden bir alıntı cümle ile başlıyorsunuz romana. Yaşamınızda sizi etkileyen isimlerden biriydi sanırım…

Elbette. Romandaki Mevlide Nine aslında babaannem. Ondan duyduklarımı romana işlemeye çalıştım.

- Nasıl yazarsınız? Bir rutininiz var mı?

Evet aslında var. Duyanlara biraz garip geliyor; ama kalabalık ortamlarda yazabiliyorum. Gürültünün ve insanların olduğu yerlerde. Sabah erken saatlerde yazmaktan da oldukça keyif alıyorum.

- Yeni kitap çalışmalarınız var mı? Biraz bahsedebilir misiniz?

Henüz başlamasam da kafamda bir hikâye var. Yine savaş muhabirliği döneminden kalma bir gerçek hikâye. Yemen'deki son savaşta geçiyor. Bunu yazmak istiyorum.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Samet Doğan: Teşekkür ederim.

Samet Doğan, yeni romanı Congolos'u anlattı

Congolos

Samet Doğan

Profil Kitap

S.: 240

Kitabı satın almak için tıklayınız: D&R

*

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.