Dün Dijital Dünyada E-beveyn Olmak kitabı üzerine Salih Uyan ile ettiğimiz sohbetin ilk kısmını paylaşmıştı. Bugün ikinci kısmı ile devam edelim…

Röportajın ilk kısmını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Çocuğun ekran başında saatler harcaması hiperaktivitenin sebebi değil, sonucu

- Çizgi filmlere de değinmişsiniz kitabınızda. Sizin de başlığınızda sorduğunuz gibi, burada da sormak istiyorum: Çizgi filmler ne kadar masum?

Çizgi filmlerin birçoğu masum tabii; ama arada öyle bilgiler ediniyoruz ki, insan korkuyor. Subliminal mesajlarla dolu çizgi filmler resmen çocuklarımızın ruh dünyasını erken yaşta kirletiyor. İnternette bir araştırma yapınca birçok şeyi öğrenebilirsiniz. O konuya çok girmek istemiyorum. Bizi asıl ilgilendiren konu çizgi filmlerdeki şiddet içerikli sahneler. Çocuklar haberlerde Suriye'deki savaşı seyredince korkar ve ürker. Ama çocukların hayal dünyalarına hitap eden bir çizgi filmin ortasında kavga, dövüş seyrederse, bunu zihinleri normal olarak algılar. Çizgi filmlerde iyiyle kötü birbirine karışırsa, işler karışır yani.

Salih Uyan Dijital Dünyada E-beveyn Olmak röportajı ikinci kısım

- Peki bu ebeveynler bu durumda ne yapmalı?

Anne babaların işi çok zor değil aslında. Kısa bir araştırmayla çocukların yaş özelliklerine ve ruhsal gelişimlerine uygun olan çizgi filmleri bulabilirler. Çocuklarımızın sağlıklı gelişimi için de bu kadar vakit ayırmak çok olmasa gerek. Çocuğa bez alırken bütün markaları inceleyen, fiyat araştırması yapan bir annenin, çizgi filmler için hiç vakit harcamaması abes olmaz mı? Bezin kalitesi kötü olursa en fazla pişik olur ve birkaç güne geçer. Ama çizgi filmlerin verdiği zararı giderecek bir merhem henüz bulunmadı maalesef.

- Ebeveynler, çocuklara ne zaman telefon almalı?

Telefon almakla ilgili bütün uzmanların görüş birliğine vardığı bir yaş yok. Ama genelde 12-16 yaş arası tavsiye ediliyor. Çocuğun gelişim özelliklerini de düşünerek anne babalar en uygun karar verebilirler. Ama 12 yaşından önce kesinlikle telefon alınmamalı. Bu konuda tüm uzmanlar görüş birliğine varmış durumda. Eğer çocuğunuz mutlu olsun diye onuncu yaş günüde Iphone 10 alırsanız, on beşinci yaş gününde ne yapacağınızı da düşünmeniz gerekir. Benim görüşüm çocuk liseye başlayana kadar akıllı telefon almamak yönünde. İletişim kurmak için ortaokuldan itibaren yarı akıllı bir telefon alınabilir.

- Çocuklar artık sokakta oynamıyor. Artık oyunlar da sanal ve çocuklar oyunun başından kalkmıyor. Bu tedavi edilmesi gereken bir hastalık mı?

Sokaklar gerçekten de öksüz kaldı. Artık eskiden olduğu gibi sokaklardan neşeli çocuk sesleri gelmiyor. Daha çok evlerden "Bırak o tableti artık elinden!” diye bağıran annelerin sesleri geliyor. Dışarıya çıkmayan çocuklar da giderek içine kapanıyor. Durum ciddileştiğinde bir uzmana gitmek yerine internetten teşhis bulmaya çalışan anne babalar da genelde hata yapıyor. Mesela bir babaya, "Çocuğunuz aşırı hareketli, yerinde duramıyor. Hiperaktivite bozukluğu olabilir!” diyorsunuz. Baba şöyle cevap veriyor; "Ne hiperaktivitesi hocam! Sen bir de evde gör bizim çocuğu. Ekranın başına bir oturuyor. Saatlerce hiç kıpırdamadan oyun oynuyor.” Halbuki bir çocuğun ekran karşısında saatlerce oturuyor olması hiperaktivite bozukluğunu işaret ediyor. Ve ekranda sürekli değişen görüntüler ve tetikte olma hali çocuğun rahatsızlığını tetikliyor. Yani çocuğun ekran başında saatler harcaması hiperaktivitenin sebebi değil, sonucu. Ama bunu birçok anne baba bilmiyor. Bu yüzden de bir uzmana danışma ihtiyacı hissetmiyor.

- Ebeveynler durumun boyutunu nasıl değerlendirmeli?

Anne babalar çocuğun giderek içine kapandığını, iletişim becerilerini kaybetmeye başladığını ve az konuşmaya başladığın fark ettiğinde yasaklamak yerine mutlaka bir uzmana danışmalı. Çünkü ekran bağımlılığı genelde bir kaçışın sonucudur. Yasaklamak yerine çocuğun neden kaçtığını tespit etmek gerekir.

Salih Uyan Dijital Dünyada E-beveyn Olmak röportajı ikinci kısım

Denetim mekanizması ebeveynlerde olmalı

- Oyun akımlarından da bahsetmişsiniz: Mavi Balina ve Momo! Bu tür akımlar çocukları nasıl etkiliyor? Ve bu akımlar neden doğuyor?

Bu çok tatsız bir konu maalesef. Gözümüzün önünde çocuklar intihar ediyor ve sebebi bu oyunlar. Korkunç bir durum! Korku ve ölüm temalarıyla çocukları kendilerine bağlıyorlar ve sonucu felaket oluyor. Bu tür oyunlarda son level maalesef kara toprak. Mesela Mavi Balina oyununu başlatan kişi 21 yaşındaki Philipp Budeikin ismindeki bir Rus. 2016 yılında tutuklanan Budeikin, çıkarıldığı duruşmada, toplumda temizlik yaptığını söyleyerek, kurbanlarını "biyolojik atıklar" olarak tanımlamış. Yani karşımızda bir psikopat var.

- İnsanın kanı donuyor! Neler yapılıyor peki bu konuda. Aileler ne yapmalı?

Birçok ülkede çocukları Mavi Balina tehdidinden korumak için ciddi bütçeler ayrılmaya başlandı. Durum bu kadar ciddi yani. Türkiye'de de birçok intihar vakasının arkasından bu oyun çıktı. Anne babaların konuyu iyi öğrenmeleri ve sonra çocuklarını takip ederek korumaları gerekiyor. Başka da bir çözüm yok!

- Tabii sosyal medya da bir başka konu; sosyal medyanın ebeveynler ve çocukları üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sosyal medya fırsatları ve tehlikeleri içinde barındıran uçsuz bucaksız bir dünya. Hepimiz oradayız. Orada seviniyoruz, kızıyoruz, ağlıyoruz, şaşırıyoruz. Çocukların ve gençlerin yeni kahramanlarının doğum yeri de sosyal medya oldu artık. İş başvurularında adayın sosyal medya hesaplarını kontrol etmeden alım yapılmaz hale geldi. RTÜK televizyon kanallarını takip ediyor ama sosyal medyada denetim yapmak imkânsız. Bu yüzden denetim mekanizması ebeveynlerde olmalı.

Salih Uyan Dijital Dünyada E-beveyn Olmak röportajı ikinci kısım

- Nasıl peki?

Bir kere 14 yaşına kadar çocukların kendi kimlikleriyle sosyal medya hesapları oluşturması sakıncalı. 14 yaşından 16 yaşına kadar da açılan hesapların şifreleri anne babayla paylaşılmalı. Gerçek dünyada çocukların kimlerle arkadaşlık ettiğini takip eden ebeveynler, dijital ortamdaki arkadaşlıkları da takip etmeliler. Felaket tellallığı yapmak istemem; ama denetimsizlikten kaynaklanan bir sürü acı olay var. İntihar vakaları, cinsel tacizler, siber zorbalık hadiseleri hep sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor.

- Tabii sosyal medya denince dediğiniz gibi bir sonraki adım da siber zorbalık! İnternet çok büyük bir ağ ve bu zorbalık, gençleri intihara kadar sürüklüyor… Bu noktada ebeveynlere düşen görevler neler?

Eskiden zorbalık belirli bir mekânda olurdu. Zorbalığa maruz kalan çocuklar da o ortamdan uzaklaştığında bir anlamda kurtulurdu. Ama zorbalığın dijital halinden kurtulmanın imkânı yok. Çünkü çocukların ceplerinde gezen bir cihazla yapılıyor. Biz salonda oturup televizyon izlerken, çocuğumuz odasında yüzlerce, belki binlerce kişiden dayak yiyor olabilir. Kan ve gürültü olmadığı için bunun farkına varmamız çok zor. Tek yol çocukların dijital kimlikleriyle tanışmak ve onların dünyasında yer almak. Siber zorbalık deyince aklınıza çok karmaşık olaylar da gelmesin. Bir Whatsapp grubunda çocukla ilgili yazılan olumsuz bir cümle bile çocukların ruh dünyasında inanılmaz yaralar açabiliyor. Hele bu yorumlar daha geniş kitleler tarafından görülürse, içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Türkiye'de ve dünyada siber zorbalık yüzünden intihar eden yüzlerce genç var. Hepsinin hikayesi de aynı. Anne babalar maalesef çocuklarının yaşadıkları bunalımı ancak kötü sondan sonra öğreniyorlar. Yapılan açıklamalar da genelde, "Hiçbir şeyden şüphelenmedik. Bize bir şey bahsetmedi. Son zamanlarda biraz içine kapanmıştı; ama normal gözüküyordu.” şeklinde cümleler kuruluyor. Çünkü siber zorbalık kanser gibi çok sinsi ilerliyor ve belirli bir aşamayı geçtikten sonra dönüş olmuyor.

Salih Uyan Dijital Dünyada E-beveyn Olmak röportajı ikinci kısım

Gençler mutluluk üzerine biraz kafa yormalılar

- Bütün öneriler ebeveynlere yapılıyor. Malum özellikle ergenlik aileden bağımsızlık evresi demek! Peki ebeveynlerin yanında gençlere neler söylemek istersiniz?

Gençler mutluluk üzerine biraz kafa yormalılar. İnsan nasıl mutlu olur, varoluşun sebebi nedir, bu dünyada niçin yaşıyoruz gibi sorular üzerine kafa yorarlarsa, sosyal medyanın abur cubur ortamından biraz uzaklaşıp derinleşme fırsatı bulurlar. Ruhlarımız sağlıksız beslendiği için giderek obezleşti. Sürekli gereksiz bilgi yığınlarıyla ağırlaşmaya ve hantallaşmaya devam ediyor. Şiir sevmeyen, kitap okumayan bir genç geleceğin dünyasında kendine yer bulamayacaktır. Bunu iyi bilmeleri lazım. Ekran süresini kısıtlamak için mutlaka bir program yapmalılar. Çünkü sosyal medya hesaplarında akıp giden mesajları kaçırmayayım derken hayatı kaçırıyorlar.

- Onlara önerebileceğiniz kitaplar ya da filmler olur mu? Ebeveynler için de alalım tabii…

Gençler için Peyami Safa'nın "Eğitim, Gençlik, Üniversite” kitabını tavsiye edebilirim. Film tavsiyesi vermek zor. Ama benim favori filmimi soracak olursanız, "Dövüş Kulübü”diyebilirim. Bu kadar dijital dünyadan ve ebeveynlerden bahsettikten sonra, Ebeveynler için de "Dijital Dünyada E-beveyn Olmak” kitabını tavsiye edeyim bari. Kendim yazdım diye söylemiyorum; ama gerçekten çok güzel ve faydalı bir kitap oldu. İnşallah okurlar, beğenirler ve faydasını görürler.

Damla Karakuş: Teşekkür ederim.

Salih Uyan: Teşekkür ederim.

Salih Uyan Dijital Dünyada E-beveyn Olmak röportajı

Dijital Dünyada E-beveyn Olmak

Salih Uyan

Timaş Yay.

S.: 240

Kitabı satın almak için tıklayınız: idefix

*

Damla Karakuş

[email protected]adinvekadin.net

Instagram: biyografivekitap

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.