Sevgili İsmail Kün ile 5 Ekim Cumartesi günü, Günışığı Kitaplığı'nın düzenlediği Zeynep Cemali Yayıncılık Konferansı'nda tanıştık. Anadolu Kitapçıları adlı söyleşinin bir parçası olduğunda dudaklarından dökülen her bir sözcükte tanıdığım, bildiğim topraklardan portakal çiçeklerinin kokusunu doldurdu burnuma. İşte o günden beri o, artık benim İsmail Abi'm. Neşesi, keyfi, bilgisi öylesine dopdolu bir insan ki… Ondan bahsetmesem olmazdı. Biz de aramızda uzanan yollara aldırmadan nefis bir söyleşi yaptık. Konumuz elbette kitaplardı; ama portakal çiçeklerinin kokusunu şimdi siz de alacaksınız…

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

(İsmail Kün ile)

SANIRIM ÜLKEMİZDE KAPILARINI EN ERKEN AÇAN KİTABEVİYİZ

- İsmail Abi, senden bahsederek başlayalım mı? Konferansta ailenden, kitaplarla olan ilişkinden bahsetmiştin. Anlatımın beni çok etkiledi. Bize kendini, kitaplarla olan bağını anlatır mısın?

Merhabalar, insan konuşur evet; insan bildiği her alanda konuşur. Fakat kendinden bahsetmesi yani kendini konuşması zordur. Ama madem soru böyle geldi birkaç cümle kurmak gerekiyor artık.

- Can kulağıyla dinliyorum…

Kendimle hayat arasında kurduğum en güzel bağ (zaman geçtikçe de tek) kitaplar olageldi. O tek odalı evde abimin kitaplarına özenerek yaklaştığım dünya, zamanla kaçtığım veya sığındığım tek alan oldu. Ve kurduğum işyeri de, o dünyanın insanlara dönük tek yeri oldu diyebilirim. Sabahın çok erken saatinde uyanıp yarım saatlik spor sonrası artık kaçınılmaz olarak yönetmek zorunda kaldığımız sosyal medya hesaplarına bakmak, iki saat kadar okuma ve mesai. Sanırım ülkemizde kapılarını en erken açan kitabeviyiz. Öyle ki saat 07.30 da çayımız hazırdır.

- Oh, mis gibi! Peki bir gün bir bağımsız kitapçı olmayı hep hayal eder miydin?

Öyle bir hayalim yoktu açıkçası. Çocukluk, tahsil ve dahi başladığım her şey yarım kalıyordu ve nihayet geç, ama genç olmayan bir yaşta askerlik de bitebilmişti. Sanırım başlayıp da bitirebildiğim tek şey de o olmuştu.

Sahaf İsmail Kün ile kitaplar üzerine konuşuyoruz

- Antik Sahaf'ın kurulma hikâyesi nedir?

Askere gitmeden önce gazete dağıtım şirketinde çalışıyordum. Dönüşte gazete dağıtım şirketindeki işime tekrar başlamadım. O zamanlarda bir gazete ayrı bir dağıtım şirketi kurmak zorunda kalmıştı. Ben de Tarsus dağıtımını üstlendim. Fakat henüz daha bir yıl olmuşken gazete, eski dağıtım şirketiyle tekrar anlaştı. Tabii biz de işsiz kaldık. İşte o günlerde iki arkadaşla birlikte Tarsus esnaflarına promosyon takvimleri hazırladık, kırtasiyelere kent kartpostalları pazarladık. Bu işlerden elde edilen geliri topladığımızda ancak 15 metrelik bir dükkân tutmaya yetmişti. Tuttuğumuz dükkân daha önce bir butik olarak kullanıldığı için, bir masa iki sandalye ve iki duvarında raflar, hatta zeminde çok güzel bir kilim bile vardı. Yani kira dışında bir harcaması yoktu.

- Ya sonra?

Röportajın tamamı için ensonhaber.com/kitap

*

Damla Karakuş

[email protected]kadinvekadin.net

Instagram: biyografivekita