Affetmek, yaşanılan olayın etkisinden kurtulmak için, kişinin öncelikle kendisi için attığı bir adımdır. Affedemeyen kişi, yaşanılanları değiştiremez. En fazla bundan sonrası için ne yapacağını belirleyebilir. Olayın etkilerini, hayat boyu bizi etkilememesini, cebimizde taşımamamızı sağlar. Affetmemenin bizi nasıl etkilediğini görmek istiyorsak, olayı aklımıza getirip o an neler hissetiğimizi görebiliriz. Eğer yoğun duygular yaşıyorsak hala affedemediğimizi gösterir. Ayrıca affedemediğimiz için o duyguları depoladığımızı, en küçük bir kıvılcım (Onu görmek, tv de benzer haberler,başkasının başına geldiğinde, konuyla ilgili bir haber vs.) ile nasıl alevlendiğini görebiliriz. Oysa affetmemek,hem ruh sağlımıza bir yük, hem de ilişkinin devamı için koca bir engeldir. İlişikinin ya iyileştirilmesi ya da bitirilmesi kararı da affetme sürecinin tamamlanması ile daha sağlıklı verilebilir.

Neden affedemeyiz

Affetmek istemeyen kişinin en büyük kaygılarından biri de aynı şeyi tekrar yaşamaktır. Bu nedenle çoğu zaman aynı şeyi tekrar yaşamamak için affetmek istemez. Olayı sıcak ve gündemde tutar, "Unuttum sanma!” mesajı verir.

Afetmek istemeyen kişi, "Bu kadar basit olmamalı” diye düşünerek affetmek istemez. Bunun hemen affedilmesi ve gündemden kalkması halinde yapanın yanına kar kalacağını düşünür. Bedel ödetmek ister. Bu olayın kendisi için ne kadar ağır olduğunu olayın etkisinin affetmemekle sürdürerek göstermek ister.

Affetmeyen kişi, affetmesi halinde kendisinin, kendisine zarar verenin ve çevredeki insanların onu zayıf, gurursuz ve aciz olduğunu düşüneceğini zannedeceğini düşündüğü için affetmek istemez.

Affetmek istemeyen kişi, affederse hiç bir şey olmamamış gibi, ilişkinin yürümesi gerektiğini düşünür. "Affedersem barışmam lazım" diye düşünür. Affetmek istemeyen kişi, bedel ödetmek ister. Diyetini ister. Karşıdaki kişinin çabası ,daynaması ve bedel ödemesi ile hem kendisine verdiği değeri ölçer hem de ödeştiğini düşünür.

Afffedemeyen kişi, yapılan davranışı kişiliğine ve kendisini değersizleştirmeye yönelik bir saldırı olarak algılar. Affetmeyerek değerini korumaya ve toplarlamaya çalışır.



Peki affetmek nedir

Aslında affetmek, öncelikle kendimiz için, ruh sağlımız için geçerli olan bir davranıştır. Affetsek de affetmesek de geçmiş yaşanılanı değiştiremeyiz. Sadece korunma ve kırılmanın yansımalarını yaşarız. Yukarıdaki affetmek istemeyen kişinin düşündükleri aslında yanlış olanlardır. İnsanlar affetmeyi taviz vermek olarak algıladıkları için affedemez. Ayrıca, affedilmesi gereken kişinin de çaba göstermemesi ve hatasını kabul etmemesi de affetme sürecini engeller. Öncelikle biz affedeceğiz. Bunun yanında karşıdaki kişi bize değer veriyor, bizimle ilişkisini sürdürmek istiyorsa da onun da fazlasıyla özleştirisini yaparak, hatasını kabul ederek çabalaması gerekiyor. Fakat karşımızdaki insan, hatasını kabul etmezse, bizimle ilişkisini sürdürmek istemezse , hatta hatasını kabul etmese bile bizim yine affetmemiz gerekir. Onunla ilişkimizi keserek de affedebiliriz. Yani affetme, karşıdakine bağlı olmadan yapılan bir çalışmadır. Mutlak olarak affetmemiz karşıdakinin çabasına bağlı olmamalıdır. Onıun çabası belki iletişim/ilişkinin devamına katkı sunabilir.

Diğer yandan affetmeyerek, hata yapan kişinin bedel ödemesini sağlar, ödeşme mantığını ona aktarmış oluruz. "Ben hata yaptım o da affetmeyerek bana bedelini ödetti” düşüncesiyle hata yapanda suçluluk, pişmanlık ve mahcubiyet duygularının önüne geçmiş oluruz. Yani o affedilmeyerek hatasının bedelini ödediğini düşünür.

Affetmek:

- Yaşanılan olayın duygusal etkisinden ve düşünsel patinajından kendimizi kurtarmaktır.

- Yaşanılan olaydan dolayı kendimizi kesinlikle suçlamamaktır.

- Yaşanılan olayı,o günün şartlarıyla beraber alıp kendimizi de bizi üzeni de affetmektir.

- Yaşanılanla ilgili kin, öfke, nefret, kızgınlık, kırgınlık gibi duyguları yaşamımız boyunca cebimizde taşımamaktır. (Taşısak sanki neyi değiştireceğiz?)

- Yaşanılan olayın etkisinden kurtulmak, onun yarattığı duygulardan dolayı kurban rolünü üstlenmemektir. (Affetmeyen insanlarda özgüven kaybı yaşanır)

- Yaşanılan olayı kendine mal etmemek ve kendini suçlamamaktır. ( Hak edecek ne yaptım dememektir).

- Davranışı yapanın kendisiyle alakalı olduğunu kabul etmektir.

- Barışmak değildir. Affederek de onunla iletişimimizi bitirebiliriz.

- Unutmak değildir. Zaten zihnimiz yaşanılan hiç bir şeyi unutamaz. Unutursak, tekrar tecrübe etmiş olmayız. Ama doğru bir yorumlama şekli ile etkilerinden ve yüklerden arınabiliriz.

- Zayıflık değildir. Bir olay asla bizi yıkamaz. Kandırılmamız, aldatılmamız, hakarete uğramamız vs. insanoğlu herşeyle başa çıkacak potansiyele sahiptir. Olayın bizi kontrolüne almasına izin vermemeliyiz.

- Olayın farkında olmak, ama bunun etkisinden çıkmaktır. Hayat boyu bizi etkilemesine izin vermemektir.

- Kişinin hata yaptığında affedilmesini sağlar. Affet ki affedilesin.

- Zordur, mümkündür ve gereklidir.

- Yine de affetmek için kendimizi zorlamamalıyız. Çünkü affetmek bir süreçtir hemen karar verilemez.

- Dinen emrediliştir. (Affeden Allah'tır, insan ise Allah'a tabii olarak ve O'nun ahlakını taklit ederek affeder. Çünkü varlıkta hak sahibi olan mülkün sahibi de olan Allah'tır. İnsan gerçekte hak sahibi değildir. Bizim affedici olmamız esas itibarıyla bir lütuf değil, haddimizi bilmek demektir. E.Demirli)

- Artık bir şey hissetmemek değildir. Küçük duygu kırıntıları olabilir. Ama genel anlamda bir şey hissetmemektir. (Öfke,kızgınlık,intikam kin..)

A'RÂF – 199.ayeti; "Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir”

Kendi mutluluğun ve yüklerden kurtulmak için affet.

Serhat YABANCI

Aile-Evlilik-İlişki Terapisti

Kadinvekadin.net özel haberidir.