Hepimizin dünyaya bir geliş nedeni var. Vazgeçmeyen ruhumla ben de her zaman bunun arayışı için savaşıyorum. Ve dünyada mücadele eden, arayışta olan, bulduğunu paylaşan insanlara da bayılıyorum. Neslican işte onlardan biri. Dün akşam öğrendik ki, artık yeryüzündeki zamanını, görevini tamamlayıp bir melek oldu. Ruhu şad olsun…

Onu ilk kez Ted konuşmasında hakkınca gördüm, duydum, anladım sanırım. "Bir ortama girişimde 'Bacaksız geldiii!' diye sesleniyordum ve insanlar şaşırıyordu.” derken bağlandım onun hayat enerjisine. Sonra "Saçlarınızı, kilonuzu, boyunuzu sevin. Benim için sol bacağınızı da sevin.” dediğinde bir çınlama daha yankılandı beynimde. Buydu işte, bu kadardı. Aslında her şey insan içindi ve hepimiz yaşarken birbirimize bir şeyler öğretecektik, yaşayacaktık ve gidecektik…

Hem ben bunu çok erken öğrenmiştim. Okuyanlarınız hatırlayacaktır; arkadaşım Emine'nin duygu yüklü omuzlarını anlatmıştım size. Ondan sonra güçlenen omuzlarımı, büyüyen kalbimi… Aslında belki de tüm bu başımıza gelenlerin sonunda kalbimizi büyütelim, beynimizi layıkıyla kullanalım diye yaşanıyor yaşananlar. Hepimiz bunu fark edip, kibrimize küssek ya artık…

Neslican Tay'ın, "Ben Bir Bacaktan İbaret Değilim, Çok Daha Fazlasıyım." adlı Tedx konuşmasını dinlemek için tıklayınız.

Neslican, mücadelen çok güzeldi çiçeğim

Arkadaşım Emine'nin duygu yüklü omuzları

Okumayanlarınız için hikâyemi anlatmadan geçmeyeyim.

"İlk dershane deneyimimi yaşadığım yıldı. Yanlış hatırlamıyorsam Emine sınıfımıza ikinci dönem gelmişti ve biz lise giriş sınavları için oradaydık.

Emine'yi her ders öncesi abisi bırakır, her ders çıkışı da gelir alırdı. Bir gün geç kaldı ve yüzündeki endişe apaçık ortadaydı işte. Kendi kitaplarımı, kalemlerimi bir yana bıraktım ve hemen arkamda oturan Emine'nin eşyalarını toplamaya başladım.

Ayağa kalktı. Bakışları delici bir şekilde üzerimdeydi ve dönüp baksam ağladı ağlayacak gibiydi. Dönüp bakmadım, bütün eşyalarını toplayana kadar ona biraz zaman verdim. Her şeyin çantasında olduğundan emin olduğumda döndüm; gözlerinin içine içine gülümseyerek çantanın tek kolunu boynundan geçirdim. O an şimdiye kadar sadece ona bakıp gülümsediğimi, ama hiç konuşmadığımızı fark ettim.

Teşekkür edeceğini zannederken birden ''Ama benim kollarım yok'' dedi. Bir anlık bile duraksamaya mahal vermeden ''Öyle mi, hiç fark etmemiştim'' deyip güldüm. Bir yandan da beni yanlış anlarsa diye ödüm koptu. Ama o da dünyayı güzelleştirip bütün gezegenleri aydınlatacak kadar içten gülerek bana cevabını verdi. Ona yaklaştım ve omzuna bir öpücük kondurdum. Tutamam zannettiğim ve güçlü durduğum gözyaşlarım vardı. O öpücükle hepsi dağıldı. Bundan sonra her gün sohbet, gülücük ve sıradan bir hayat olacaktı…

Emine'nin vücudundaki en güçlü yerin kalbinden sonra omuzları olduğunu fark ettiğim o gün, sanki bir yaş daha büyüdüm. İnsan neyi eksikse oradan besliyordu kendini ve güçleniyordu.

İşte o gece ve sonraki her gece, dönüp kendi omzumu öperek uyudum; onun da aynen böyle yapıp güçlendiğini hayal ederek.”

Emine'yi anlattığım yazının tamamını okumak için tıklayınız.

Neslican, mücadelen çok güzeldi çiçeğim

Belki kaybedeceğim; ama savaşırken kaybedeceğim

Sosyal medyanın sahteliğe meydan okuyan bir yüzü de var. Evet; bir yanımız onun çok sahte olduğunu her ortamda özellikle vurguluyor, bir yanımız da onun bir parçası olmak için çıldırıyor. Çıldıran yanımızın daha ağır bastığını ben şimdi yüksek sesle hepimizin yerine söylüyorum…

"Belki kaybedeceğim; ama savaşırken kaybedeceğim.” Bu cümleyi Neslican, dördüncü kez kansere yakalanışını ve en güçlü kemoterapiyi alması gerektiğini haber verdiği videoda söyledi. Şimdi o, hepimizin nihayetinde uğurlanacağı sonsuzluğa uğurlanırken, bu cümle, vazgeçilmezimiz sosyal medyada çınlaya çınlaya yükseliyor. Nasıl yükselmesin! Savaşında yenilmeyeceğini vurgulamak için dimdik duran, bunu bizimle paylaşarak güç depolamaya çalışan Canım Neslican, daha başkasını kendine yakıştıramıyordu ki! Çünkü o, henüz 21'inde gencecik bir çiçekti ve yaşamak istiyordu. "Güçlü olmak bazen çok zor oluyor; fakat başka türlüsünü kendime yakıştıramıyorum.” diye boşuna dememişti…

Hayatın üzerine getirdikleriyle o, yaşamın şifresini erken çözenlerdendi. Bana göre dünyadaki en özel görevi de, işte bu öğrendiklerini bize anlatmak oldu. Biraz daha vakti olsa, eminim daha fazlasını yapacak gücü de bulurdu. Emine'nin kalbinden sonra güçlenen omuzları gibi, Neslican'ın da güçlenen bir bedeni vardı ve ayakta kalmayı hepimizden daha güçlü biliyordu belki.

Bunu da hepimizin yerine yüksek sesle söylüyorum…

Neslican, mücadelen çok güzeldi çiçeğim

Mücadelen çok güzeldi

Hayat dersi niteliğinde hissederek söylediği pek çok söz, paylaştığı pek çok an var Neslican'ın. Bu anlardan biri şöyleydi:

"Kardeşim yaşında bir arkadaşımın vefat haberini aldım onkoloji koridorunda. Herkes dayanamadı, gücü yetmedi, bilmem ne. Sanki kanserin ne olduğundan, çektiği acıdan haberleri varmış gibi. 'Mücadelesi çok güzeldi!' diyeceksiniz; dayanamadı değil! Güzel uyu Taner'im, mücadelen çok güzeldi.”

Neslican burada Taner'den bahsederken, aslında bir gün kendisinden de işte böyle bahsetsinler istiyordu. O hiç vazgeçmemişti ki! Öyleyse şimdi ardından yenildi, düştü, vazgeçti demek sizce de anlamsız değil mi? Yalan değil, insan olan yanıma yenildiğimde onun artık bu hayatta yaşamayacağını bilmek, bu dünyada varlığını sürdüren bedenimin canını çok acıtıyor. Yine de biliyorum, bu dünyadaki görevini müthişi bir şekilde tamamladın. Enfes bir şekilde zekice kavradığın ne varsa kalbinden gelen, koşulsuzca bizimle paylaştın. Şimdi ardında bıraktığın kalbine dokunduğun her bir ruh, seni içinde hissediyor ve eminim sen de bunu bir yerlerden hissediyorsun. Ya da ne bileyim böyle düşünmek en çok benim ruhuma iyi geliyor. Senin kazandığın onca savaştan sonra, şimdi bu bir kaybetmek olabilir mi hiç? Sen, sadece biraz yoruldun belki, çok değil ama bak, biraz. Şimdi dinlenmeye çekildin ve tekrar buluşacağımız günü beklemektesin. Bu da sanırım ailenin hissettikleri. Her duygunu bizimle paylaştığın için aslında biz de o ailenin bir parçasıyız işte şimdi.

O ailenin bir üyesi olarak diyorum ki ardından en çok:

Neslican, mücadelen çok güzeldi çiçeğim!

Sevgimle...

Damla Karakuş

[email protected]

Instagram: biyografivekitap

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.