Mutluluk, psikolojimizin düzelmesinden, sahip olduklarımızı daha çok sahiplenmeye kadar birçok duygunun bir arada bulunmasına ve yaşanmasına imkan veren bir olgu. Boşverin öyle sözlük tanımlarını zaten. Sizin içinizden nasıl bir tanım geçiyor, ona bakın.

Mutlu olduğunuz zamanları bir anımsayın. Şu an nasıl bir haleti ruhiye içinde olduğunuzu boş verin, sadece düşünün.

Mutluluk çabuk bulaşır

Düşünün hadi, korkmayın. En fazla kasvetli havanızdan sıyrılır, gülümsersiniz; bundan da kimseye zarar gelmez.

Mutluluk gerçekten masallarda anlatıldığı gibi bir şey olsa gerek. Elbette bilimsel açıklamaları vardır; ben ondan bahsetmiyorum. Nasıl ki aşıkken karnımızda adeta kelebeklerin uçuştuğunu hissediyorsak, ne bileyim, mutlu olduğumuzda da çiçek bahçesine düşmüş oluyoruzdur belki.

En son ne zaman mutluydunuz

Öyle kendinizi kandırdığınız zamanları sormuyorum. Böyle sağlam bir mutluluk. Hani küçücük bile olsa, gerçek olanından. Hadi, dürüst olun kendinize.

Sanırım hayatı yaşarken daha çok soru sormamız gerekiyor. Cevabını bulmak anlamlı elbette, ama şart da değil. Bunun sürecinde hissettikleriniz önemli olan. Düşünürken hissettikleriniz, cevabı ararken girdiğiniz yollarda karşılaştıklarınız…

Hepsi, ama hepsi hayatın yaşanılası yanları…

Çünkü doğru cevap diye bir şey yok

Evet, yok tabii. Ben var, bana göre olan var, benim sevdiğim, benim sevmediğim var. Gerisi iyilik sağlık dersin işte, paylaşırsın.

İnsan hiç düşünmeden, hiç sorgulamadan yaşarken bir farklı dönüyor bence dünya. Fark etsenize, hayat dün bugün deyip geçerken, biz yarından habersiziz ve yarının bugünden bir farkı olacak mı sormuyoruz. Bu cümle sanki sadece acı yüklü gibi…

Mutsuzluk çözüm değil

Nefes alıyorum, şükürler olsun! Öyleyse neden gri rengi sadece kıyafetlerimde, mobilyalarımda tercih etmek varken retinamın arkasında saklayayım ki? Sonra oradan bütün gözüme, kalbime, ciğerlerime sızsın… Hatta giderek kararsın dünya…

Bu döngü size de tanıdık geldi mi? İşte bu tam anlamıyla mutsuzluğun tarifi. Bana göre mutsuz insan sayısı o kadar çok ki, yürek dayanmıyor.

Hepimiz sümüklü sulu gözüz

Şöyle bir şey daha fark edin istiyorum: Bir film veya dizi izlemek istediğimizde sümüklü sulu göz olmaya daha yatkınız. Biri diğerinin aşkından ölmüş, aman annesi onu yıllar önce bırakıp gitmiş, öteki çok seviyormuş ama işte şartlar bunu gerektirmiş de aşkını kalbine gömüp gitmiş, beriki sevdasını dağlara yazmış da okuyanı olmamış…

İşte tüm bunlara kaç havuz dolduracak kadar içli içli ağladığınızı fark edin. Elbette ben de bunu yaptım, inkar edemem. Ama ne bileyim, bugün de dünyadaki yerimi bunları sorup, bizi bir yerlere taşır mı çabasıyla geçirmek istedim.

Bize renk gerek, hayata renk gerek. Kömür karası mutsuzluklar yaşayıp üç günlük hayatımızın sonuna geldiğimizde yaşayacağımız pişmanlığı öngörebiliyorum çünkü. Hatta biliyorum, çünkü böyle birçok film izlemiştim. O filmlerde mutlu karakterler de vardı ama.

Okuduğum bir şey geldi şimdi aklıma. Bir köyde, neresi hatırlayamadım, insanlar öldüklerinde mezar taşlarına doğum – ölüm tarihi ilgilenilmeksizin şu hayatta kaç gün mutlu olduklarını yazarlarmış.

Ne bileyim işte, Damla öldü ama hayatta 100 gününü mutlu geçirdi gibi mesela; ki benim çıtam yükseklerde inşallah…

Dilerim hepimizin mutlu gün sayısı sonsuz olsun…

Dilerim, bir gün hepimiz için mutluluktan öldü derler…

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.