Geçtiğimiz günlerde kutlanan, ilk olarak 2012 yılında BM tarafından kabul edilen 'Dünya Mutluluk Günü'nü geride bıraktık. Peki, mutlu olmak mümkün mü? Mutlu olmanın sırları nelerdir? Sosyal medya bizi mutlu etmeye yeter mi? Ya da tam tersi; mutluluğumuzu elimizden mi alır? Gerçek sevgiyi bulmak gibi, gerçekten mutlu olabilmek de çoğu zaman zor olabilir. Öncelikle mutluluğun her insana göre değişen bir tanım olduğunu bilmek gerekir. Yani sizin için mutluluk verici bir olay, bir başkası için pek de bir anlam ifade etmeyebilir. Peki mutlu olmak için neler yapmalıyız? Araştırmalara göre; mutluluk için çabalamak, tam aksi yönde bir etki sağlayarak mutsuzluğa neden olabilir. Bizleri gerçekten neler mutlu eder? Mutluluğun nedeni diye bildiklerimiz, aslında mutsuz olmamıza mı neden oluyor? Bu haftaki yazımda tüm bu soruların cevaplarını bulabilirsiniz.

Fazla seçenek mutlu etmiyor

Çoğu zaman iyi ya da kötü olması fark etmeden elimizde fazla seçenek olmasının bizi daha fazla mutlu edeceğini düşünürüz. Ancak araştırmalar gösteriyor ki; daha fazla seçenek aslında bizi mutlu etmiyor, aksine kararsız kalmamızı sağlayarak daha fazla strese girip mutsuz olmamıza neden olabiliyor. Örneğin, internetten bir alışveriş esnasında fazla seçenek arasında kaldınız. Bu durum tercihte zorlanmanıza ve karar vermede güçlük çekmenizi sağlar. Ayrıca daha fazla seçenek arasında kalmak hem verimliliğimizi düşürür, hem de daha fazla yorulmamızı sağlar; dolayısıyla mutlu etmek yerine mutsuzluğa neden olur.

Mutluluk sizi bulsun

Emotion Dergisi'nde yapılan yeni bir araştırmaya göre, mutlu olmaya çok fazla önem vermek sizi mutsuz edebilir. Araştırmacılar, bir grup insana 'Mutlu olmak benim için son derece önemli' ifadesinin ne anlama geldiğini sordu. Daha sonra bireylerden, stresli olaylardan oluşan bir günlük tutmaları ve duygularını kaydetmelerini istediler. Araştırmacılar, mutluluğa ulaşmanın çok önemli olduğunu söyleyenlerin, stres zamanlarında yalnız hissetme olasılıklarının daha yüksek olduğunu buldular. Bu durum, mutluluk için bile aşırıya kaçmanın aslında mutsuzluğa neden olabileceğini ifade ediyor.

Mutlu olmanın sırrı şükretmek

Birçok insan, mutlu insanların çok daha minnettar olduklarını varsayar, bu varsayım doğrudur da. Bir dizi araştırmada, insanların 'haline şükretmeye' odaklandıklarında, güçlükleri veya şikayetleri karşısında neşe, mutluluk ve genel olarak iyi olma duygularını önemli ölçüde artırdıklarını bulmuşlardır. Minnettarlık duyan çalışma katılımcıları; daha sağlıklı bir şekilde uyuduklarını, başkalarına karşı kendilerini daha fazla bağlı hissettiklerini, başkalarına daha fazla duygusal destek vermeyi önerdiklerini ve daha iyimser hissettiklerini söyledi. Hatta başka bir gruba kıyasla ağrı skorlarında yüzde 8'lik bir düşüş bile yaşadılar.

Mutluluk ömrü uzatır mı

Araştırmalara göre, mutlu olmak hayatınızı uzatmayacaktır. Öte yandan yapılan diğer araştırmalar, olumlu bir bakış açısının insanların diyabet gibi kronik hastalıkları yönetmesine yardımcı olabileceğini gösteriyor. Hayatınıza pozitif düşünceyi dahil etmenizi istememiz işte bu sebepten…

Para mutluluğu alamaz

Zenginlik, herkes için mutlak bir gereklilik olmasa da, bazı durumlarda gülümsemenizin nedeni olabilir. Harvard Business School'da yapılan bir çalışmada, katılımcılardan giyim gibi önemli bir maddeye 40 dolar para harcaması istendi. Bir sonraki hafta sonu, aynı katılımcılardan, zaman kazandıran bir hizmet için para harcaması istendi. Hizmet satın alındıktan sonra katılımcılar, daha az kaygı ve zamanla ilgili daha az stres duyduklarını bildirdiler. Yani para, ancak size zaman kazandırarak mutlu edebilir.

Sosyal medya mutlu eder mi?

Sosyal medya, tabiri caizse hayatımızın hemen her yerinde. Öyle ki; sabah kalktığımızda ilk iş Instagram hesabımızı kontrol ediyor, Twitter'dan haberlere bir göz atıyor, arkadaşlarımızın doğum günlerini takip etmek için bile günlük olarak Facebook hesabımızı kurcalıyoruz. Peki sizce sosyal medya bizi gerçekten mutlu ediyor mu? Yoksa aslında gerçekte öyle olmasa dahi herkesin hayatının sosyal medyada ne kadar mükemmel göründüğünü görmek bizi sersemletebilir mi? İşte bu noktada araştırmalar imdadımıza yetişiyor. Araştırma için kurulan ekip, iki farklı Facebook kullanıcısı grubunu analiz etti. Bir grup, sosyal mecralara bir hafta ara verdi; diğer grup ise mesajları kontrol etmekte ve sosyal medyaya girmekte serbestti. Araştırma sonunda Facebook'tan kaçan grubun, kendini kontrol grubundan daha az stresli hissettiği ortaya çıktı.

Sosyal medya diyetine ne dersiniz?

Sosyal medyada gereğinden fazla zaman geçirmek bizi yalnızlaştırarak, mutsuz olmamıza neden olabilir. Öyle ki, sanal arkadaşlıklardan ve mesajlarınızdan kısa süreli uzaklaşmak bile size huzur sağlayabilir. Mesajlaşmanın, sosyal ağların ve yeni medya araçlarının birbirimizle etkileşimde bulunma, iş yapma ve hayatlarımızı yaşama biçimimizi değiştirmesinde aslında hiçbir sorun yok diyebiliriz. Ancak bu durum sağlığınızı ve psikolojinizi nasıl etkiliyor? Sosyal medyanın aşırı kullanımı yönetim kurulu üyesi olduğum Yeşilay'ın bağımlılıkla ilgili başlıklarında da yer alan teknoloji bağımlılığını kapsamaktadır.

Teknolojinin insan hayatına getirdiği sayısız fayda olduğu şüphesiz. Ancak kişinin teknoloji kullanımında aşırıya kaçarak kontrolünü kaybetmesi ve teknolojiyi ölçüsüz ve sınırsız kullanması çok ciddi zararlara sebep olabilir. İnternet ve teknoloji bağımlılığı; diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin bağımlısı olduğu konuya ulaşamadığında yoksunluk yaşadığı bir durum olarak tanımlanmaktadır. Yeşilay'ın uluslararası hakemli, akademik dergisi olan Addicta'da (The Turkish Journal on Addictions) yer alan araştırmaya göre; Türkiye'de 12-18 yaş aralığındaki ergenlerin yüzde 3.6'sının internet ve teknoloji bağımlısı olduğu, ergenlerin yüzde 21.8'inin ise bağımlılık sınırında olduğu ifade ediliyor. Bu durumun hayatınızı ele geçirip sizi mutsuzluğa sürüklememesi için yapmanız gereken şey sosyal medya diyetidir.

İlk şey sınırları belirlemek

Facebook'u kapatmadan önce bir-iki dakika geçirin. 15 dakika boyunca bir alarm kurun ve alarm bittiğinde birkaç dakika daha oturum açın. Yavaş yavaş, alarm zamanınızı 15 dakikadan 20-30 dakika arasında artırın. Bu sınırlar, daha az endişeli hissetmenize yardımcı olacaktır.

Mola verin

Küçük bir kahve molası, beyninizi sakinleştirir. Sürekli Facebook'u kontrol etmek yerine, kısa bir yürüyüş veya en sevdiğiniz şarkıları dinleme gibi sakinleştirici aktiviteleri tercih edin.

Arkadaş listenize bakın

Facebook hesabınızda 1000'e yakın arkadaşınız varsa, günde bir ton mesaj ve yazı okuyorsunuz demektir. En iyisi, arkadaş listenizi gözden geçirip eleme yapın.

Doç. Dr Halit Yerebakan

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.