40'ın üzerinde ödülü ve birçok prestijli özel fotoğraf koleksiyonuna kabul edilen çalışmaları bulunan Türk fotoğraf sanatçısı Nevzat Yıldırım, Alhaus dergisi için İngiliz gazeteci, yazar Emily Cathcart ile bir röportaj gerçekleştirdi.

İşte röportajdan dikkat çeken bölümler.

"Her çocuk bir sanatçıdır"

- Çocukken fotoğrafla ilgilendin mi?

Her çocuk aslında bir sanatçıdır. Merak bütün sanatların ve bilimin özü ve ilk öğreticisidir. Çocuk merakın ustasıdır. Mecrasını, seyircisini bulan çocuk kaybolmaktan kurtulur ve bir sanatçı ya da bilim insanı olur. 16 yaşımdaydım. Adapazarı, küçük, ama büyük sanatçılar yetiştirmiş iyi insanların olduğu içine kapalı bir şehirdi. Sözcüklerle fotoğraf çeken yazar, Sait Faik gibi. O yaşlar herkes için zordur. Denedim ama resimde istediğimi ortaya koyamadım. Arkadaşımın fotoğraf makinesini ödünç alarak katıldığım bir fotoğraf yarışmasında birincilik ödülü kazandım. Bu ödülle birlikte ilk fotoğraf makinemi satın aldım. O zamandan beri ışığın peşinden gidiyorum. Tıpkı oyuncağının peşinden koşan bir çocuk gibi heyecanla. Sanat çocuklukta başlamasa bile sanatçıyı daima çocuk merakıyla yaşatır.

"Sanatçı ve eser tesadüfen karşılaşmaz"

- Fotoğrafçı olarak sana neler ilham veriyor?

Sanatçı, her insan gibi geçmişte yaşadığı, gördüğü olayları biriktiriyor. Gelecekte yapacağımız işleri nasıl yapacağımızı yaşarken belirliyoruz. Aslında bir derdin var mı? Bir umudun var mı? Eser sanatçıyla birlikte yürür, hayat bulur. Hiç bir sanatçı ve eser tesadüfen karşılaşmaz. Onları buluşturan şey, ikisinin de özüdür ve bu birbirinden hiç ayrılmamış olduklarının kanıtıdır. Yaşamadığınız duyguyu yaşatamazsınız var olamazsınız. Yaşadığım coğrafyanın kendisi bir ilham kaynağı. Türkiye, büyük sanatçı ve bilginler yetiştirmiş bir ülkedir. Homeros'tan Mevlana'ya, Troya'dan, Köroğlu'na, Nasreddin Hoca'ya, Mimar Sinan ve Itri'ye, Yunus Emre'den Nazım Hikmet'e kadar kimler kimler. Saymakla bitmez. Beni yetiştiren işte bu zenginliklere dolu güzel bir ülkedir. Güzellik tek başına olmuyor. Biliyorsunuz ülkemde milyonlarca mülteci var. Tarihten bu güne kendi coğrafyamızda fakirlik ve cehalet bizim gölgemiz gibi yakın ve karanlık. Sadece güzellikler değil sorunlar da bana işimi yaparken ilham vermiştir. Yaptığım işi durup düşünmemi ve dünyayı dikkatle algılamamı sağlamıştır. Bununla beraber kaplumbağalar da bana ilham verir. Onların yavaşça ve sabırla ilerlemelerinden, sırt üstü döndüklerinde düzelmek için vazgeçmeden kurtulmayı denemelerinden her zaman çok etkilenmişimdir. Kaplumbağalar vazgeçmez.

Kısacası benim ülkem ve coğrafyam dünyanın en hızlı koşan, en güzel ceylanlarının memleketidir. Bu güzellik beni etkiler. Dünyada ne yazık ki birileri de kaplumbağaları ters çevirip eziyet ediyor. Ayla bebeğin sahile vuran küçük bedeni de bana üzüntüyle birlikte bir baba ve sanatçı olarak ilham veriyor, düşündürüyor. Ceylanlar koşmaya devam eder. İnsanlık iyilikten ve güzellikten vazgeçmez. Türkiye'nin özellikle mülteciler için ortaya koyduğu çabayı bütün insanlık için çok değerli buluyorum.

"Sözü ve derdi olan bir proje üretmek"

- Ortalama bir iş gününde ne tür bir ekipman getirirsiniz

Çalışmanın içeriğine bağlı olarak genelde fotoğraf çekimlerimde beş farklı objektif, tripot, çeşitli ışıklar ve asistanlarım oluyor. Kullandığım objektifler genelde en iyi sonucu aldığım kalitedeki lenslerdir. Basit gibi gözükse de konuya en uygun objektifi seçip onu kullanmak çözebileceğim bir sorun ama bazen saatlerimi alabiliyor Fotoğrafı görmeden değerlendiremediğimiz için farklı lenslerle çekimler yapılıp daha sonra en iyisini seçip doğru kararı vermek çok önemlidir. Hepsinden daha önemlisi tecrübemi evde unutmamam gerekiyor. Bir işi kolay kılmak için altın nokta tecrübedir.

- Son yıllarda en sevdiğiniz proje neydi?

2018 yılı başında İstanbul'da gerçekleşen uluslararası "Z Fotofest Fotoğraf Festivali" nde sergilenen 2011 yılından bugüne kadar dünyanın 10 farklı ülkesini ziyaret ederek çalıştığım, ''Dünyanın Yetim Çocukları'' isimli projemin bir kısmının ilk kez sergilenmesi ve izleyiciyle olumlu temas kurması beni çok mutlu etti. Sadece estetik olanın değil sözü ve derdi olan bir proje üretmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu projemi kitap olarak yayımlamak istiyorum.

"Kalbimle fotoğraf çekmeye çalışıyorum"

- Gelecekte neyi başarmak istersiniz?

2010 yılında ABD, New York'da ''Genç Fotoğrafçılar Ödülünü'' kazanan ilk Türk oldum. Bunanla beraber yarışma jurisi ve Boston Güzel Sanatlar Müzesi, fotoğraf küratörleri eserlerimi müze koleksiyonuna aldı. Gelecekte dünyanın farklı ülkelerindeki saygın sanat müzelerinin koleksiyonlarına eserlerimin girmesini ve küresel yayıncılarla projelerimi gerçekleştirmek istiyorum. Tasarımı, baskısı, cildi ve içeriğiyle ve kağıdıyla klasik olabilecek nitelikte sanatçı kitapları hayal ediyorum. Bunu yapabileceğime inanıyorum. Ben sadece fotoğraf çekmiyorum. Hayatı, dünyayı tıpkı İstanbul'da, Londra'da olduğu gibi önce içime çekiyorum sonra fotoğrafını çekiyorum. Fotoğraf makinesi sadece bir araç. Fotoğraf makinem ve aklım, bilgim ve tecrübemle çekiyorum ama bunlar birer iddia aslında. Subjektif ve değişken veriler. Ben bunlardan daha çok hislerime güveniyorum. Kalbimle fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Akıl şaşar, tecrübe yanıltır, teknoloji eskir ama duygular kalıcıdır. Kalbimiz doğruyu söyler. İyi işlerin mutlaka alıcısına ulaşmasını sağlayan da insanlığın ortak kalbi, ortak duygularıdır.

Röportaj Alhouse dergisinde yayınlanmıştır.

Nevzat Yıldırım Biyografisine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.