Sosyal birliktelik yerine sosyal izolasyonu deneyimlediğimiz bu günlerde toplum olarak psikolojimizin de derinden etkilendiğini dile getiren Uzman Psikolog Burcu Subaşı, bu dönemde kişilerin verdiği psikolojik tepkilerin; güçsüz ve stres altında hissetmek ve stresin etkileri içinde sayabileceğimiz öfke, sinirlilik, içe kapanma, ağlama nöbetleri şeklinde kendini gösterebileceğini söyledi. İzolasyon, kısıtlanmışlık hissi, yakınlarımızdan ve sosyal çevremizden belirsiz süreyle ayrı kalmak, birçok kişide kaygılı, öfkeli ve depresif hissetme gibi durumlar yaratabilirken; dikkat dağınıklığı, unutkanlık gibi semptomlar da bu durumlara eşlik edebilir.

Subaşı, hem evde hem de sosyal hayatta çatışmaların yaşanmaması adına bir takım tedbirlerin alınmasının faydalı olacağına vurgu yaptı. İçinde bulunduğumuz salgın sürecinde oruç tutarken fizyolojik olarak zorlanırken, sağlımızın ve yakınlarımızın sağlığının tehdit altında oluşu da ekstra bir psikolojik zorluk oluşturabilir.

Rutininizi bozmayın

Öncelikle bilmeliyiz ki, tıpkı bizler gibi milyonlarca kişi aynı duyguları hissediyor ve benzer düşüncelerle karantina sürecini atlatmaya çalışıyor. Bu yüzden bu dönemde gündelik yaşam rutinini bozmamaya çalışmak, ruh sağlığımızı rahatlatmak açısından bize çok yardımcı olacaktır. Geniş zamanlarımız olduğunu zannederek uyku ve yemek saatlerimizi geciktirmek bize iyi gelmeyeceği gibi, vaktinde uyuyup uyanmamak da bağışıklık sistemimizi ve sinir sistemimizi zayıflatacaktır. Bu iki sistemin doğrudan etkilenmesi dayanaklılığımızı da azaltır. Ramazan ayının getirdiği uyku ve yemek rutinlerine sadık kalmak, düzenli ve yeterli gıda almak, sevdiğimiz ve sohbetinden hoşlandığımız kişilerle iletişimde olmak, evde yapılabilecek egzersizleri düzenli ve her güne yayarak yapmak, vücudumuzun bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği gibi kişiye mutluluk hormonları salgılatarak psikolojik ve bedensel dayanıklılığımızı da artırır.

Üreten olmak kişiyi her durumda ruhsal ve zihinsel olarak sağlıklı hissettirir. Yarım kalmış kitaplarınızı ve işlerinizi bitirmek eski eşyalarınızı ayıklamak için uygun bir zaman olabilir. Bazı bilimsel çalışmalar, müzik ve dansın da iyileştirici etkisi olduğunu kanıtlamıştır. Ayrıca mizahı da unutmamak gerekir. Mizah böyle zor dönemlerde ruhumuza iyi gelen bir ilaç ve stresle baş etmek için çok güçlü bir silahtır. Mizah zor durumlarda dayanma gücümüzü artırır.

Kişisel alan oluşturun

İzolasyon süreciyle birlikte çiftler ilişki süreleri ne olursa olsun; ister 6 aylık birliktelik, ister 20 yıllık birliktelik, daha önce hiç geçirmedikleri kadar uzun süre birlikte vakit geçirme durumunu deneyimlediler. Şunu bilmek gerekir ki, bu dönemde bireysel arzu ve isteklerin öne çıkması sanılanın aksine tartışma yaratmayıp herkesin kendine kişisel alan yaratabilmesine yardımcı olur. Çiftler bu dönemde yine zannedilenin aksine sürekli aynı şeyleri yapıp birlikte vakit geçirmek yerine kendilerine kişisel alanlar yaratmalı, evdeki rutin işler ile ilgili iş bölümü içinde olmalılar. İlişkilerde eşit sorumluluk almamak, sorumluluk konusunda eşler arasında adaletsiz dağılımın olması öfke sorunları yaratır. Eş olmak, ilişkide olmak demek aynı zamanda aynı şeyleri hissedip aynı şeyleri düşünmek değildir. Örneğin, taraflardan birinin kaygılandığı bir duruma diğeri o denli kaygılanmayıp tedbir almak konusunda o denli ihtiyatlı davranmayabilir. Anlayışlı olmaya çalışmak, kişisel alanlara, fikirlere saygılı olmak ve kişilerin kendi kişisel alanlarına yatırım yapmaları her durumda olduğu gibi bu dönemde de ilişkilere iyi gelecektir.