Hepimiz bir şekilde şu cümleyi duymuş, hatta yaşayarak öğrenmişizdir: "Birlikte çok sık zaman geçiren kadınların regl döngüleri bir süre sonra eşitlenir” Yani bir arada yaşayan kadınlar bir süre sonra birbirinden etkileniyor ve aynı dönemlerde regl görmeye başlıyor.

Bunu ilk duyduğumda üniversitede yurtta kalıyordum. 6 kızın aynı odada yaşadığı bir yurtta bu cümleyi duymamak olmazdı elbet. Bir süre sonra yaşayarak da gördük ki, evet regl dönemlerimiz neredeyse bir – iki gün arayla birbirine denk düşmeye başladı.

Peki bu fikrin temeli neye dayanıyor

Aslında bu bilgi şehir efsanesinden uzakta bir üniversite araştırması. Yani şöyle ki 1970'lerde "Nature” adında bir dergi Amerika'da bir üniversitede bir araştırma yapmış ve araştırmanın sonucunda kadınların regl döngülerinin eşitlenebileceği kanısına varmış.

Kadınlar da pek zamana mahal vermeden durumu kabullenmiş. Araştırma aslında bir anket niteliğinde tabii, pek bilimsel bir yanı olduğu söylenemez. Ama nasıl olmuş da kadınlar bunu hemen kabullenmiş?

Kabullenişin altındaki gerçek ne olabilir

Benim fikrime göre kadınlar fazlasıyla duygusal varlıklar olduğundan regl düzeni gibi özel bir konuda dostluğunu pekiştirmenin güzelliğini düşünmüş olabilir. Ne yalan söyleyeyim ben düşünmüştüm.

Yani Buse ile yakın arkadaşım, öyle yakınım ki, regl zamanlarımız bile aynı olmaya başlamış. Bu bir kadın için fazlasıyla dostluk, duygusallık ve bağ gerektiren bir durumun yanmış ışığı gibi. Belki biraz psikolojik rahatsızlık gibi de görünmüş olabilir, ama hadi itiraf edin bir şeyleri kendinize. En azından beni yalnız bırakmayın.

Benim fikrimin dışında bugüne gelmiş öngörülerden de bahsetmek gerek elbet. O zamanlar bu kadınlar rivayete göre feministçe bir yaklaşımla şöyle düşünmüş: "Bir erkeğin farklı regl dönemlerinde kadını tekelleştirmesi, yani cinsel anlamda sadece kendine bağlı olmasını sağlaması biyolojik olarak daha kolay”.

Yani en güçlü düşünce olarak, bu kabullenişte kadınların erkek egemen toplumun varlığını reddetmesi olduğu düşünülmüş.

Bilim insanları ne diyor

Yukarıda da belirttiğim gibi bilimsel bir araştırma söz konusu olmamış o dönemlerde. Şimdi ise bilim insanlarının düşüncesine göre bu bilimsel olarak mümkün değil. İşte bu noktada da bu bir şehir efsanesine dönüşüyor.

Bugüne yakışır bir araştırma yapılmış. Akıllı telefonlarda kullandığımız regl periyodumuzu takip eden o sevimli uygulamalar baz alınmış. Özetle uygulamayı kullanan kadınlardan örnek toplum alıp yaşam biçimleri, medeni halleri, çocuk doğurma istekleri vs gibi durumlar baz alınarak bir araştıra yapılmış. Ancak bu araştırmanın sonucuna göre bir arada yaşayan kadınların regl düzeninin eşitlenme ihtimali çok çok düşük.

Araştırmanın önderliğini yapan Dr. Alvergne'ye göre ise bu durum sadece bir tesadüften ibaret.

Gerisi bize kalmış

Yani bundan sonrasına biz karar verelim artık, ne yapalım. Bana sorarsanız hala bu duruma inanmak daha çok hoşuma gidiyor. Yani bir de şimdi bunca zaman inanmışım, hissetmişim, öyle davranmışım, niye hayal kırıklığına sürükleneyim ki, değil mi?

Tamam canım, o kadar da elzem bir durum değil. Sonuçta en sevdiğim şarkının bir sandviçe yazıldığını öğrenmedim. Bu gerçekle de yaşayabilirim. Ama ne bileyim insan böyle şeylere inanıp insani duygularını maksimum düzeyde tutmak ve yaşamak istiyor galiba.

Ne yani şimdi gün batımında kiminle Galata'ya çıkmışsak onunla evleneceğimize inanmaktan da vazgeçelim. Nisan yağmurunun saç uzattığına inanmaktan vazgeçeyim de çocukluğumun Nisan yağmurlarında ıslanışım mı heba olsun hafızamda?

Yok yok bu böyle olmaz, tarafımızı seçelim.

Neyse bugün de incir çekirdeğinin içini bu konuyla doldurdum çok şükür…

Hayat dediğin senin ne düşlediğinle ilgili sonuçta. Elbette araştırmalar önemli, ama senin hayatında "senin" neyi düşlediğin değerli…

Hoşça kal…

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel haberidir.