İstanbul Psikiyatri Enstitüsü'nden Uzman Klinik Psikolog Ayşegül Denizci, Yaprak Çetinkaya'nın sorularını yanıtladı.

Biz kadınların en temel sorunu nedir?
Modernleşme süreci içerisinde kadın ve erkek arasındaki cinsel ayrımcılık her ne kadar dengeye doğru gidiyorsa, kadının sosyal hayata, iş hayatına aktif katılımıyla kişisel gelişimi ile ailenin dışındaki dünyayı kavrayışı artıyor ve erkek egemen olan alanlarda kadınların egemenliği artıyorsa da sorun devam ediyor. Kültürel olarak yetiştirilişten itibaren kadın cinselliği sürekli bastırıldığından, erkek cinselliği sürekli yükseltildiğinden büyük bir asimilasyon yaşanıyor ve ne kadın ne de erkek bunu bir türlü aşamıyor, buluşma olmuyor. İlişkilerin çatırdamasındaki en temel neden bu...

Evliliğin insan doğasına aykırı olduğu doğru mu?
Buna asla inanmıyorum. Evlilik denilen şey hukuksal mekanizma değildir. Hukuk yapalım diye mi imza atıyoruz? Hukuk ancak boşanırken aklımıza geliyor. Biz güzel hayallerle, dışardaki can pazarına karşı dayanışma için birliktelik oluşturuyoruz. Ancak çok ekolojik olan bir şeye ihanet ettiğimiz için evlilikler yıkılıyor.

Mutlu kadınlar olmak için ne yapmalı?
Kadın kendine ihanet etmesin yeter. Bunun için de öncelikle bir ilişkiden neler beklediğini kendine sorması gerekiyor; "Bu ilişkiye neden ihtiyacın var, ona bir daha bak. Sen yaşadıklarından, paylaşımlardan memnun olmak istiyorsun; hakaret edilmek, bastırılmak, yok sayılmak, şiddete, tacize uğramak değil... Çalışıyorsun, paranı kazanıyorsun, birçok alanda erkeklerden daha fazla para kazanıyorsun, o halde hiç kimseye ihtiyacın yok." Ancak özgürleşmenin bedelinin yalnızlık olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Evlenmek isteyen taraf gerçekten hep kadınlar mı?
Bu söylem erkeğin işine geliyor. Hiçbir adamla evlenmeyin bakalım ne olacak? 30 yıl önce adamlar kızların peşinden nasıl koşardı? Nasıl liselerin kapı önlerinde beklerlerdi değil mi? Ve şimdi nasıl ferahladılar... Bu nasıl mı oldu? Kadının kendine ihanet etmesi ile oldu. Erkekler de şimdi beş tane sevgilim olur, çocuğa da bakmam, gel yapış bana diyebiliyorlar. Bütün bu adamlar işte bu hezeyanlı kadını tarif ediyorlar. Eğer insan kendi gerçekliğinin farkında değilse hezeyana düşer çünkü kendi çığlığını kendi bile duymuyordur. Bu durumdaki kadın hep daha yüksek bağırıyor, her şeyi kontrol etmeye çalışıyor çünkü hiçbir şeye hakim olmadığını düşünüyor. Birçok kadının her şeyi kontrol etme çabası da buradan kaynaklanıyor. Kadının kendi ekolojisine bakması, 'Hep veriyorsun ey kadın, titre ve kendine gel' demesi gerekiyor.

Bir de annelik sorumluluğu var...
Modern kadının işi çok zor... İçerde de dışarda da çalışacak, hem de iyi anne olacak. Ama böyle bir dünya yok. Kadın çocuk doğurduktan sonra hala stres alt›nda para kazanmaya çalışıyorsa o zaman o adamla ilişkisinde bir problem vardır. Babanın görevi geçinebilecek parayı kazanıp getirmek ve maddi yükü daha fazla yüklenmektir. Kadın da erkeği, dışarıdaki can pazarından para kazanıp getirmesi için destekler. Bu aşamada erkeğin de kendisini saf dışı bırakılmış hissetmemesi gerekiyor. Aldatma yoktur dediğimiz yer de burası. Adam gideyim de aldatayım demiyor, saf dışı bırakıldığı, dışarda kaldığı için gidiyor.

EKOLOJİNİZE DÖNMENİZ İÇİN 5 TEKLİF

1 - ŞİDDETİ GÖRMEZDEN GELMEYİN

Bir erkek size bir kez kaba davranır, görmezden gelirsiniz. Bir sonrakinde desibel biraz daha artar ama kaybetmemek uğruna yine görmezden gelirsiniz. İşte bir adamın şiddeti adım adım artırması bu aşamalardan geçiyor. Aslında adam şiddetle bir şey ifade etmek istiyordur. Bu adam ne anlatıyor, bir durun ve dinleyin. Örneğin küçükken annesinin babası tarafından ezilmesi nedeniyle annesiyle özdeşlik kurmuştur ve bir kadında daha aynı şeyleri görmeye tahammül edemiyordur. O eski acılar köpük köpük kabarıyordur ama o farkında bile değildir. İlişkinizin neşeli dilinde 'Sen bana kaba davranıyorsun, bana başka bir şey mi anlatmak istiyorsun? Neyin var, birlikte bulalım. Sana nasıl destek olabilirim?' diye sorun. Çünkü erkeğe ancak kadın destek olabilir. Böylece hem erkek anlaşıldığını fark edecek hem de kadın ilk defa bir erkekle insani boyutta gerçek bir ilişki kurmuş olacak. Seks herkesle yapılır, yemek herkesle yenir ancak bu duygusal travmaların içinden geçmeyi herkesle yapamazsınız. Uzun soluklu, gerçek, ekolojik bir ilişki de ancak böyle kurulur.

2 - EKOLOJİNİZE İHANET ETMEYİN

Bedensel sağlık ile ilgili ne varsa duygusal sağlıkla ilgili de o vardır; yani duygusal sağlığın da beslenmesi gerekir. Beden ekolojik gıdalarla, ruh da ekolojik duygularla beslenir. Tabii ki çatışma olacak, acı olacak yeter ki sağlıklı bir açıklık ve netlikle doğamıza uygun yaşansın. Beton binaların, kulelerin içinde yaşayabiliriz yeter ki duygusal ekolojimize ihanet etmeyelim. Kendinize sorun, 'Nedir beni tatmin etmeyen? Niçin bir şeyler eksik içimde?' Bu eksikliğin içinden geçebilen kadın, erkeği suçlamak yerine nasıl olursa iyi olacağını erkeğe tarif edebilir hale gelecek. Beni mutlu edemiyorsun demek yerine, nasıl mutlu olabileceğini anlatacak.

3 - AŞKIN TUZAĞINA DÜŞMEYİN

Kadınların düştüğü bir başka tuzak ise aşk beklentisi tuzağı... Aşk söylemi o kadar abartılı ki sinemada beş filmin dördü aşk üzerine, kitaplar da öyle... Peki nedir bu aşk? Bir kaos ve kaosta bir ilişki olmaz. İlişki ve evlilik bir disiplindir, kutsaldır. Onu kutsal saymazsak hayatta başka bir anlam kalmaz. O kutsallığa ihanet kendimize ihanete dönüşüyor. İlişkiyi disiplinle, saygı duyarak, zamanın akışında paylaşımla, destekle, ortak dil kullanarak yaşamak, aşkı da güzel yemekler pişirmek için bir malzeme deposu gibi kullanmak gerekiyor.

4 - İŞ İLE İLİŞKİ ZAMANINI AYIRIN

İş hayatı, yoğun rekabet nedeniyle hızlı akan zamanı kullanıyor. Oysa ilişki başlıyor ve bir bulut gibi devam ediyor. Çalışan kadınlar kocalarıyla ve çocuklarıyla olan ilişkilerini de iş kimliği ile yönetiyor. Örneğin herkese onu getir, bunu yap, bu tiyatroya gideceksin, bu kursa devam edeceksin diyen bir kadın insan ekolojisine uygun davranmıyor. Bu tür ilişkiler de zamanla sağlığını yitiriyor.

5 - BAŞKALARI İLE KIYASLAMAYIN

Yetersizliklerinizi değil, yetkinliklerinizi ön plana çıkartın. Yetersizliklerinizi de yetkinliklerinizi örten değil, onları destekleyecek unsurlar olarak görün. Bir defter tutun, bir tarafa varlıklarınızı, diğer tarafa geliştirmek istediklerinizi yazın. Varlıklarınızı çoğalttıkça varlık bölümüne ekleyin. Varlıklarınızın arttığını görmek sizi rahatlatacaktır. Geliştirmeniz gerekenler konusunda kıyası kullanın ancak varlıklarınız için asla kullanmayın. Ne annenizle, ne arkadaşlarınızla ne rakiplerinizle kendinizi kıyaslamayın. Varlıklarınızı nasıl hazza dönüştüreceğinize odaklanın. Kadını mutlu görmenin erkeği de mutlu ettiğini unutmayın ve ona nasıl mutlu olacağınızı tarif edin, başardığında da bunu ona gösterin.

Yaprak ÇETİNKAYA-Formsanté