hayatın ritmi

Bebekler kendilerini belli ritimde güvende hisseder

İnsan yaşam döngüsünün başından itibaren, dünyaya gelişiyle beraber belirli bir ritme ihtiyaç duyar. . Doğanın bu saydığımız döngülerine aşina olur, tanır ve bu döngülerin ritmik düzeni içinde kendini güvende hisseder. Ne zaman uyuyacak, ne zaman beslenecek, bakımı kimler tarafından gerçekleşecek bunların hepsinin, bugün psikologlarca yeni anne-babalara belirli bir düzen içerisinde yapılması tavsiye edilir. Bu özellikle bebeklerin kendilerini güvende hissetmeleri ve anne-babaya güvenli bağlanma süreçlerini olumlu etkileyen düzenler olarak değerlendirilir.

Yetişkinler de sürprizler karşısında kaygılı

İnsanoğlu büyüdükçe, ritmik hayatların verdiği güven duygusu biraz farklılaşıyor. Belki günlük anlamında ani planlar yapabiliyoruz, bunlara uyum sağlayabiliyoruz. Çünkü, bebeklerden ve çocuklardan farklı olarak, hayatlarımızdaki her şeyin sorumluluğu bize ait, dolayısıyla tercihi kendimiz yapıyor, kararı kendimiz veriyoruz. Ancak yine de yeni insanlar, yeni mekanlar, yeni süreçler bizi son derece endişelendirebiliyor. Hemen olası tehlikeleri, ihtimalleri hesaplamaya başlıyoruz. Bu nedenledir ki mesela, bazı insanlar uzun yola çıkacakları günün gecesinde ya da yeni bir işe başlamak üzereyken uyuyamaz, heyecanlanır ve de hatta kaygılanır.

İlişkiler de tutarlılık gerekli

İnsan ilişkilerinden de ayrı bir ritim beklentimiz var. Karşımızdakinin tepkilerinden de belirli bir tutarlılık bekliyoruz. Aksi durumlar, fevri davranışlar, beklenmedik çıkışlar iletişimdeki ritmi bozar ve hızla o kişiden uzaklaşma hissi uyandırır. Aksine, tutarlı insanlar, olgun, ses tonu belli, tepkileri tahmin edilebilir, ne huzur verir insana...

Ritmi korumak çok zor

Gelişen teknoloji ile birlikte belli bir ritme sadık kalmak zorlaştı. Gece yarılarına kadar uyumuyor, Tv-internet arasında dolanıp dururken öte yandan her an her yerde ulaşılabilir olduğumuz için işveren-arkadaş-aile üçlüsü arasında müdahale edilebilir alana hapsolmuş durumdayız. Bu karmaşada istediğimiz, önceden planladığımız ritme sadık kalabilmek oldukça zor Hiç beklemediğimiz, anlarda hiç beklemediğimiz yerlerde bulabiliyoruz kendimizi, istemeyerek. İnsan bu anlarda telefonunu kırıp atmak istiyor bazen ya da telefonu icat eden kişiye saygılarını sunmak.

Hayatı sadeleştirmekle başlıyor her şey

Hayatlarımızda belli bir ritmi korumak biraz da hayatlarımızı sade yaşamayı gerektiriyor, aktiviteden aktiviteye koşmak, uzun saatler boyunca çalışmak ile pek mümkün değil. Her şeye bir sınır getirmek ve bu sınırlarda kendi ihtiyaçlarımızı programlamak… Dahası bence birçoğumuz günlük hayatlarımızda ordan oraya savrulurken hangi ritimde yaşamak bizi mutlu kılar, neler bizi rahatlatır, nelere ihtiyacımız var bunu hiç düşünmeye bile fırsat bulamıyoruz.

Ritim, güvendir, beklenendir… En kısa zamanda kendi mutlu ve huzurlu ritmimizi bulabilmek umuduyla…

Hülya Akhan

hulya.akhan@kadinvekadin.net

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.