Koronavirüsten kuşkusuz en çok etkilenen kesimlerden biri de hamileler oldu. Birçok anne adayı "Acaba koronavirüs müyüm?”, "Koronavirüs bebeğime geçer mi?”, "Beklemek yerine virüs daha fazla yayılmadan sezaryen ile bebeğime kavuşsam mı?”, "Doğum sonrası emzirirken bebeğime virüs bulaşır mı?” vb. kaygıları yoğun olarak yaşıyor.

Korku ve kaygının temel kaynağı yanlış bilgiye sahip olma ya da düşünce sisteminde öyle olacağına inanmaktır. Korkunun panzehiri ise doğru kaynaklardan alınan bilgidir. Bu konuda en güncel ve doğru bilgiyi doktorunuzdan almanız çok önemlidir.

Bebeğinizi stresten koruyun

Öncelikle bilinmeli ki; kaygı ve korkunuzun bir miktar olması normaldir. Öncelikle oluşan bu kaygıyı bastırmak ve yok saymak yerine kabul ederek işe başlayın. Kaygının belli bir miktarda olması kişinin önlem alması, kendini tehlikelerden koruması için önemlidir ama unutmayın ki; bu durum gündelik işlerinizi olumsuz etkileyecek boyuta geldiğinde kaygı ve korkunuz sizi yönetecektir.

Araştırmalar gösteriyor ki; hamileliği boyunca aşırı strese maruz kalmak sadece anne adayını etkilemiyor, aynı zamanda yaşanan stresten anne karnındaki bebek de etkileniyor. Stresli olduğunuzda, kaygınız normalin üstünde olduğunda ya da korkunuzun esiri olduğunuzda kortizol seviyesi yükselmekte, adrenalin hormonu devreye girmektedir ve plasenta aracılığıyla bebeğe geçebilmektedir. Bu yüzden stresten uzak durmaya özen gösterin.

Telefonla sosyalleşin

Gündemi takip etmek, bilgi almak en doğal hakkınız; fakat sürekli haberleri izlemek, sosyal medyadan olumsuz haberleri okumak yerine gün içinde belirli zaman aralıkları belirleyerek o saatlerde haberlere bakıp, sosyal izolasyon kurallarına mümkün olduğunca dikkat ederek önlemlerinizi alın. Günün geri kalan kısmında sevdiğiniz işlere zaman ayırın. Bu süreçte yalnız kalıp, içe kapanmak yerine sevdiklerinizle online platformlardan gündem dışı konularda sohbet etmek ortamın havasını değiştirmek için güzel bir alternatif olmak ile beraber, yaşanabilecek anksiyetenin ve depresif belirtilerin de önüne geçmektedir.

Uyku ve beslenme düzeninize dikkat edin

Doktorunuza danışarak gün içinde evde egzersiz ya da hamile yogası yaparak hem fizyolojik hem de psikolojik olarak kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. Bunun yanı sıra; nefes egzersizleri ve meditasyon yapmak hem var olan kaygınızın yatışmasına hem de stresinizin azalmasına yardımcı olacaktır. Günün belirli aralıklarını kendinize ve bebeğinize vakit ayırmaya özen gösterin.

Evde kalma sürecini kriz ortamı olarak görmek yerine bu durumu avantaja çevirerek bugüne kadar ertelediğiniz şeylere zaman ayırın. Bebeğinizin odasını düzenlemek, doğum sonrasına dair hazırlıklarınızı tamamlamak ya da bebeğinizle bol bol sohbet etmek kaygı ortamının dağılmasına olanak tanır.

Gün içinde olumsuz düşünceler aklınıza gelebilir ve rahatsızlık uyandırabilir. Bu zamanlarda gelen bu olumsuz düşüncelerin gerçeği yansıtmaktan öte zihninizin ürettiği düşünceler olduğunu kabul ederek, doktorunuzun verdiği doğru bilginin en geçerli kaynak olduğunu kendinize hatırlatın.

Eşinizden destek alın

Yaşadığınız süreci, hislerinizi ve duygularınızı yakınlarınızla ve eşinizle paylaşmaktan çekinmeyin. Eşlerin bu süreçte destekleyici olması, yaşadıklarınızı anlaması, pozitif yaklaşım ile destekleyici olması yaşanılan kaygının azalması için önemlidir.

Unutulmamalı ki; rahim bebeğin ilk yuvasıdır ve bu yuvada öğrendikleri ve hissettikleri hayata dair öğreneceklerinin ilk basamağı olmaktadır. Bu süreçte kaygınızın yoğun olması ve gündelik işlevlerinizi yerine getiremeyecek şekilde kaygı duymanız halinde profesyonel bir destek almaktan çekinmeyiniz.