Gül Hanım, kendini yaşamı boyunca en iyi yazarak ifade ettiğini düşünüyor. Bir insanın kendini tanımlayabilmesi ve özellikle bu şekilde ifade etmesi ne güzel, değil mi? Kavuşmasız bir aşkı anlattığı "Kavuşmak”, Gül Hanım'ın son romanı. Romanda "Andığında gözünden yaş getirecek bir aşk yaşamamışsan eğer... Yaşadım deme!” diye söyletiyor kahramanı Dürdane Hanım'a. Aşkı, romanında adeta yeniden tanımlıyor. Sohbetimiz de böylece aşk üzerine kuruldu aslında. Kendisiyle romanı ve aşkın halleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik…

KENDİMİ YAZARAK İFADE ETMEYİ HEP SEVDİM

- Klasik olarak hep bu soruyla başlıyorum: Gül İrepoğlu kimdir?

Gül İrepoğlu yazmayı yaşantısının önceliği olarak gören biridir diyebiliriz. Yazmak onun için âşık olmak gibidir, heyecanıyla. Gözyaşı dökmek gibidir, hem sevinci hem de hüznüyle. Düşsel bir yolculuğa çıkmak gibidir, sonunun belli olmayışıyla. Sihirli sarayı inşa etmek gibidir, sözcüklerin bezemesiyle.

- Kendinizi ne güzel ifade ettiniz. Yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Okumaya başlamadan desem?

- Nasıl yani?

İçimden gelen şiiri babama dikte ederek. Kendimi yazarak ifade etmeyi hep sevdim, ömrüm boyunca, akademik kitaplarım olsun, romanlarım olsun...

- Peki yazma rutininiz nedir?

Yazma rutinim diye bir şeyden söz etmek kolay değil, çünkü hemen her koşulda yazabilirim. Kitaplar ve tablolarla çevrili dağınık masamın başı en sevdiğim mekândır gerçi; ama balkonda, bahçede, vapurda, uçakta, kafede, plajda, ormanda, parkta... Yazasım varsa yazarım. Günün ve gecenin her saatinde çalışırım, kuralım yoktur bu konuda, önemli olan esinlerle kucaklaşmamdır. Mutlak sessizlik de aramam, kalabalık bir aile apartmanında büyüdüğümden gürültüye alışkınım. Yalnızken müzik eşlik eder bana yazarken, türüyse o anki ruh durumuma göre değişir: Caz, klasik Batı müziği, eski pop, klasik Türk müziği... Ve ille de kendi seçtiğim müzikler olmalıdır bunlar, dolayısıyla radyoda bir kanalı açıp dinlemektense, kendi bilgisayarımda kayıtlı listelerimden dinlerim, ki o listelerin çılgın sayısını ve türlü çeşitli/tuhaf başlıklarını söylemeyeyim!

Gül İrepoğlu, son romanı

ROMAN KAHRAMANLARIM BİRKAÇ KEZ RÜYAMA GİRDİ

- Kavuşmak romanını ne kadar bir sürede yazdınız? Nasıl bir süreçti, bizimle paylaşır mısınız?

Kavuşmak romanını zihnimde tasarlamak, araştırmak, ara ara notlar almak birkaç yıl sürdü. O sırada başka kitaplar üzerinde de çalışıyordum; aynı zamanda birden fazla konu açıktır tezgâhımda çoklukla. Sonra tümüyle yoğunlaşma zamanı gelir, ki işte bu romanı aralıksız yazmam, -günde ortalama 10 saat çalışmaktan söz ediyorum, rekorum 18 saattir- bir yıldan uzun sürdü. Duygusallık dozu çok yüksek bir süreçti, hatta ağlayarak yazdığım yerler oldu.

- Peki ya bir anınızı paylaşmanızı isteyebilir miyim yazma sürecinden?

Roman kahramanlarım birkaç kez rüyama girdi. Bu benim için olağan bir durum, hep olur, ancak burada bana ciddi ciddi fikir verdiler ve bazen kalkıp bilgisayarımın başına geçtim; bazen de baş ucumdaki cep telefonuma notlar aldım acele acele, sabah kalkınca o notları düzenleyip kullandım.

- Bugüne dek aynı zamanda tarihi roman niteliği taşıyan romanlar yazdınız. Ve yine hepsinin ortak noktası İstanbul… Kavuşmak'ta da İstanbul göze çarpıyor. İstanbul sizin için ne ifade ediyor?

Evet, İstanbul'un benim yaşamımdaki, imgelemimdeki yeri bir sevgili misalidir diyebilirim. İstanbul nesillerdir ailemin kentidir. Doğup büyüdüğüm yerdir, güçlükleri, aksilikleri olsa da sevmekten vazgeçmeyeceğim, hep güzelliklerini görmeyi yeğlediğim yerdir. İstanbul'u tanırım, İstanbul'un melodisine kulak veririm, kadim anılarına saygı duyarım, değerini bilirim. Onu yazmaya da bayılırım. Kavuşmak'ta anlatılan aşk, İstanbul'un rengârenk karakterinin yansıdığı bir aşk zaten. İstanbul'un bin bir yüzü bu aşka bir yanından dokunuyor; benim de yaşamış olduğum tarihi yarımada ve Büyükada... Elbette Beyoğlu, elbette Boğaziçi... Her biri romanın parçaları gibi.

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.