Yapılan araştırmalara göre antideprasan kullanımı her yıl artarken, İstanbul Aydın Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Engin Eker, antidepresan kullanımını tetikleyen depresyon oranlarındaki artış için, "Kişilerin depresif bozukluk yaşamaları göründüğü kadar kötü bir durum olmayabilir. Tüketim çılgınlığının, piyasa koşularının, sürekli tüketim ve alışveriş zincirinin mengenesindeki modern insan, hızla akan hayat, ilişkiler, sosyal etkinlikler ve sosyal medya rüzgarı içerisinde hiçbir şeyin derinine inemeden, hiçbir duyguda makul süreler ikamet edemeden yani hissetmeden, yüzeysel temaslarla hayatını ve ilişkilerini ikame ettirmeye çalışırken depresyon bu muazzam hızı kesecek, modern hayatın peşinden koşulsa da asla yetişilemeyecek rüzgarına kement vuracak bir duygusal sığınak olabilir. Durmak, yavaşlamak, ruhsal mekanın, toprağın ve varoluşun ağırlığını hissetmek için depresyona tutunuyor insanoğlu.”

Antidepresan kullanım oranları tutarlı değil

Araştırmalar antidepresan kullanım oranlarıyla ülke halklarının mutluluk oranları arasında bir korelasyon bildirmemektedir. Ayrıca depresyon tanısı konma oranlarıyla antidepresan kullanım oranları da tutarlı değildir. Ayrıca mutluluk kavramı da tartışmalı bir kavram. Haz ve iç ferahlığı farklı duygu durumları gösterir ve antidepresanların beyindeki etki mekanizmaları da bu duygu durumları için farklı yollar ve nöronal ajanlar kullanırlar.

Velhasıl antidepresanların kullanım oranlarıyla ilgili kayıtlar da güvenilir değildir. Antidepresan Kullanım Bozukluğu denen bir rahatsızlık mevcut ve bu bozukluğu olan kişiler, reçetesiz usulsüz bir şekilde bu ilaçları eczaneden ya da antidepresan kullanan bir yakınından temin edebilmekte ya da doktor doktor dolaşarak reçeteli bir şekilde de bu ilaçlara ulaşabilmektedirler.

Sorunlar, teknolojik aletlere yöneltiyor

Teknolojik gelişim, insan ilişkilerinin çatlaklarına hunharca sızmaktadır. Bebeğinin neden ağladığını tercüme eden cihazlar anne ve bebeğin otantik ve ahenkli dansını bozmakta güvenli bağlara saldırmaktadır" dedi ve ekledi: Yetişkinlerin, çiftlerin, ebeveyn ve evlatların yaşadıkları sorunlarda teknolojik cihazlar ve onlara dönük ilgilinin aile bireylerine yönlendirilmemesi meselesi en başta gelen konulardandır.

Bu durum temelde güvenli bağlar kurmamızı engellemektedir. İlişkilerde güvenli hissetmeyen kişiler de kolaylıkla bu tip cihazların hükmüne girmektedir. Bu da ilişkilerdeki kopuşu ve yalnız hissedişi arttırmakta, sorunlar çıkarmakta, sorunlar da kişileri daha çok teknolojik cihazlara yöneltmekte ve döngü büyüyerek devam etmektedir. Güvenli bağların eksikliği, kişilerin depresif hissetmelerinin de birincil sebeplerinden sayılabilir. Güvenli bağlanma, ruh sağlığının birincil garantilerindendir.