Değer;

Başakasının gözünden kendimize değer biçen bir toplumuz maalesef. Aldığımız takdir ve onay veya eleştiri ile kendimize, onların gözüyle bakıyoruz. El alemi sürekli suçlayan ama onların da ne dediğine aşırı takılarak kendi düalizmimizi yaşıyoruz. İlginçtir ki el alem olarak tanımladığımız kitle, bizim aşırı önemseyerek, izin vererek oluşturduğumuz kendi tribünümüzdür.

Peki başkasının gözünde değerli hissetmek nasıl bir durum yaratır?

1. Hep onay alacak şeyler yapmak zorunda hissederiz. ( İdare etmek, alttan almak, hayır diyememek, sosyal medyada da beğenilecek paylaşımlar yapmak ya da hiç yapmamak)

2. Onay ve ilgi ile iyi hissetmek kadar, eleştiriye de aşırı hassasiyet geliştirmek. ( Eleştiriyi kafaya takmak, eleştirenleri hemen silmek ya da kendini onlara kanıtlamaya çalışmak)

3. Değerli hissetmek için sürekli çabalamak zorunda kalmak ( işkolizm, akkolizm, estetik, fedakarlık veya fanatizm)

Durum böyleyken ruh halimizi başkalarının insafına bırakmanın verdiği dışa bağımlılığın bedelini, mutluluğu başkalarına bağlamakla öderiz. Böyle bir durumda cam ile elmas ayrımını yapmayanların tuzağına en çok bizler düşeriz. Kendimizi sürekli kanıtlama isteğimiz nedeniyle eleştirel, insanları dış görüntüsü, hataları, statüsü, başarısı veya düşüncesi-inancı ile yargılayanların avı oluruz.

Mevlana'nın dediği gibi, onlar "değer kavramını” bilmediklerinden seni cam görecek ve sende elma olmana rağmen kendini cam sanacaksın.

Değerlilik derinliğimizi geliştirmedikçe, sığ olmanın bedelini, en küçük eleştiri veya başarısızlık ile suyun bulanması (kafa karışıklığı) ile öderiz.

Serhat Yabancı

Aile – Evlilik Danışmanı

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.