En son "Kulağıma hikayeler fısıldayan fotoğraflar" diye yazmışım. Bugün de gözüme ilişen iki fotoğraftan sonra bunları da yazmak istedim. Çünkü çok şey anlattı, kayıtsız kalamadım.

Sanırım insan bir fotoğraf karesinde çocukluğunu özlüyor ya da ne bileyim büyümek istemiyor işte. Ben de istemiyorum demek. Korku sarıyor böyle zamanlarda içimi. Ama yine de öğretilmiş bir yanım da biliyor ki, içimin çocuk yaşını kararında tutmak yetecek aslında bana bir ömür.

Ne zaman kararsız kalsam, ne zaman canım yansa ya da ben yaksam bir canı dönüp onun vicdanına sığınacağımı bildiğim bir çocuk var içimde. Belki 9, bilemedin en fazla 10 yaşında. Sizin çocuk yaşınız kaç, hadi bir düşünün. Bulamıyorsanız fotoğraflar çok yardımcı oluyor.

Bu arada ilk fotoğraf sizin için...

Limon küfü

Anladım ki, hayat tamamen olmasa da çoğunlukla patika yollarından geçirerek seni umut ettiğin şeylere ulaştırıyor ve bu yolda sana eşlik eden insanların gerçek olma olasılığı yok denecek kadar az.

Bilirmisiniz ki, bir limon sarının en canlı tonuyken zaman geçtikçe, kullanılmadıkça küf tutar ve ölür. Her şeye bambaşka bir gözle bakmak, farklı bir duyguyla yaklaşmak benim hayat felsefem oldu. Bu sefer de limonları düşündüm. İşe yaramadığını hissettiğinde nasıl da küf tuttuğunu. Tıpkı insanlar gibi...

Bir insan işe yaradığını hissettiği ve içinde sevgi barındırdığı sürece renginin en canlısını yansıtır dünyasına. Ya sevgi kalmazsa içinde, öldürürlerse onu? ... Önce yürekler ölür, küf tutarak. Tıpkı bir limon gibi. Sevginin bağışlanmadığı her yürek küf tutmaya ve cennet bahçesindeki yerini almaya mahkumdur.

Bir limon gibi bünyeye faydalı olmak önemli şeydi halbuki. Bir insanın göz bebeğine vitamin olmak gökte salınan balonun görevi değildi ya... Ama öğretildim ki, cennet bahçeleri içimizdeydi ve öyle her yürek çarpıntısına, her dost bildiğine bağışlanmazdı dalından bir limon çiçeği. Zehir zemberek kışların C vitamini, tişötümüze kalp takıp dolaştığımız yaz aşklarımızın limonlu dondurması olmak kolay değildi. Her şeyin başı sevgiydi ve hayat aslında öyle uzaklardan göründüğü gibi uzun değildi. Her şey bir anda dost bildiğin bir elin sana sırtını dönmesiyle tuzla buz olabilir ve hayat küf sarısına dönerdi.

Çocukluğumdan beri hep sevdim limonlu dondurmayı ve limon tuzunu yüzümü ekşite ekşite ağzıma atıp bunu oyun saymayı... Şimdilerde korkar oldum çocuk yanım küf sarısına döner mi diye!

Eyvah!

Ya sevemezsem limonlu dondurmayı bu yaz? En sevdiğimle paylaşamazsam onu!

Dahası ya en sevdiğim deyip güveneceğim kimsem yoksa!

Ya kalbim limon küfü olursa...

Babacığımın emekleriyle yetişmiş şu limonların bile içimi ısıtamayacağı kadar büyürsem...

Kiraz çocuk

Bir dal kirazın eşini de yanına alıp toka olup saçına dokunuvermesi sevinç olur bazen. Dönüp çocukluğunun sokaklarında bir yol koşar da nefes nefese dönüverirsin.

Okulun karşısındaki Şaşkın Bakkal'dan leblebi tozu ve meybuz, karşı komşu Kazım Amca'nın bahçesinden koparılan erikler,dutlar, Horozlu Şekerci Amca'nın başka hiçbir yerde lezzetini bulamayacağımız şekerleri, pamuklu şekerimizi ellerimizle hazırlamamıza izin veren Pamuklu Şekerci Amca, gecelere kadar uzayan oyunlar ; çizgi, sek sek, ip atlama, yakan top, dokuz aylık, yedi kule...

Sonra yenilenen asfalta dökülen ziftin kokusu ve sıcaklığı... Soğumasını beklemeden üzerinde yalın ayak ip atlayışımız. Ve tabi ki, limonlu dondurmalar...

Yıllar geçmemiş gibi tek solukta anıvermek onca şeyi.. Eskiyor muyuz ne? İnsanın her şeyi eskittiği doğru mu? Galiba insan ilk önce kendini eskitiyor. Yaşlı eller, yorgun gözler, ak düşen saçlar... Sahi zamanla hepsi olacak değil mi? İçimin eskimişliği dışıma da vuracak. Peki ya şu saçlarıma dokunmuş, sevgiyle salınan bir çift kiraza ne demeli?

Evet, tüm bu cümleler şu kirazlardan yol alıp çocukluğuma, bugünüme ve yaşlılığıma yazıldı. Çünkü o kirazları ben her yemek isteyişimde kıyamayıp özenle kulağıma yerleştirir küpe yapardım; hepimiz gibi. Bugün görünce dayanamadım, saçlarımı sevmelerine izin verdim. Bugün de gülümsemek için bunları yazdım.

Kendinizi sevmeniz dileğimle❤

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.