Evlilik mevsimi geldi. Yakın çevrenizde olduğu gibi işyerinde de düğünler peşpeşe gelecek. Bir yandan çalışırken evlilik hazırlığı yapanların Allah yardımcısı olsun! İşiniz zor, kendimden biliyorum. Mesainizin, tatillerinizin, dinlenmek için size kalan zamanın ciddi bir kısmını ev aramak, mobilya seçmek, nikah şekeri, davetiye, kuaför, makyöz ayarlamak, gelinlik provası gibi bir yığın işle geçireceksiniz. Yorulacaksınız, strese gireceksiniz. Tabii bu arada işinizi de aksatmayacaksınız.

Editörüm 'Senin durumunda, iş ile evlilik hazırlığını bir arada götürmeye çalışan binlerce genç kadın var. Bunu bir haber yapalım. En iyisi tecrübeni bizimle paylaş!' deyince, aşağıdaki blog-yazı ortaya çıktı.

İŞ - EVLİLİK HAZIRLIĞI SÜRDÜRMEK ZOR

Geçen yıl tam bu hafta almıştım evlilik teklifini. Ocak ayında yapılan nişanımızdan sonra bir taraftan ev kurma ve düğün hazırlıkları diğer taraftan da iş güç derken, heyacan, mutluluk, stres, gerginlik, yorgunluk dolu bir 5 ayı geride bıraktık. Hem çalışıyor olmak hem de evlilik için hazırlık yapmak çok stresli bir iş. Haftasonunuzu, akşamlarınızı, mesainizin bir bölümünü, misal işten bir iki saat erken çıkmak suretiyle, ev arayarak, mobilya bakarak, gelinlik provasına giderek ve daha sayısız pek çok detayla uğraşarak geçiriyorsunuz. Bütün bunlar yetmezmiş gibi tam bir toplantıya girecekken gelen bir telefon, mesela nikah şekerlerinizde çıkan bir sorun, sinirlerinizi zıplatıyor.

Asıl koşuşturmaca nikah tarihi belli olduktan sonra başlıyor. Nikah başvurusu için bir sürü evrak toparlamanız bekleniyor sizden, ikametgah, sağlık raporu, nüfus cüzdanı sureti vs. Eğer herşey yolunda giderse bu evrakları bir günde toparlayabilirsiniz. Ama bazı aksilikler çıkabiliyor, mesela sağlık raporu için gerekli olan kan testlerini ve akciğer filmini her yerde yaptıramıyorsunuz, sağlık ocağı kabul etmeyebiliyor. Bir de evrak işleri yavaş ilerleyebiliyor. Aksilikler üst üste gelince, dakika bir gol bir, acaba evlenmeyelim diye mi yapılıyor diye düşünüyorsunuz. Şaka bir tarafa sağlık raporu, bu kadar bulaşıcı hastalığın olduğu bir devirde, son derece gerekli bir uygulama.

Soyadını muhafaza etmek isteyenler, dikkat!

Evraklarımızı hazırladıktan sonra başvuru için belediyenin yolunu tuttuk. Nikahı, ikamet ettiğimiz yerin belediyesinde kıymayacağımızdan, oradan bir izin belgesi alıp, başka bir ilçenin nikah dairesine başvurduk. Aaaa bak burası çok önemli, sevgili gelin adayları, başvuru yaparken soyisiminizin kalmasını istiyorsanız, bunu sizin belirtemeniz ve bir form imzalamanız gerekiyormuş. Siz söylemezseniz kimse size sormuyor, uyarmıyor. E ben bunu nereden bileyim, o koşuşturmacada insanın da aklına gelmiyor ki canım. Neyse ki arkadaşım Seda tam zamanında yetişti. Tesadüfen bana bir arkadaşının bu vesileyle nasıl soyisimini kaybettiğini anlatınca bir anda tutuştum. Hemen aradım nikah dairesini, yarım saat sonra da soluğu orada aldım. Bu arada Serdar da (müstakbel damadımız) bu kadar atılgan ve iş bitirici olmama çok şaşırdı.

Meğer ev bulmak ne zormuş!

Nikah tarihini alınca, ev arama çalışmalarımız daha da hızlandı. Ev bulmak çok zormuş. Bir kere hangi semtte oturacağınıza karar vermek bile zor. Şehir dışında, sessiz sakin bir sitede mi, yoksa şehir merkezinde, içe içe mi yaşamak istiyorsunuz? Annenize babanıza ne mesafede? Biz o kadar çok ev baktık ki örneğin bizim semtteki tüm emlakçılar bizi tanır.

Ev aramak ilk zamanlar çok keyifli, evlilik tarihi yaklaştıkça çok stresli bir iş. Şimdi diyeceksiniz o kadar konut projesi var, niye bu kadar zor olsun ki? Valla içinize sineni bulmak kolay olmuyor. Ya merkeze uzak oluyor, ya bina eski oluyor, ya odalar küçük oluyor, ya çok pahalı oluyor, ya bahçesi olmuyor... Her defasında takıldığınız bir şey çıkıyor. O nedenle haftasonları full, haftaiçi de işten bir iki saat erken çıkıp hava karardıktan sonra bile ev bakmışlığımız çok. Bir gün içinde bir semtte 100 kilometre yaptığımız oldu. Tabii işyerinde ve evde internet üzerinden yapılan ev arama çalışmaları da cabası.

İtiraf edeyim mesaimin ciddi bir kısmını da internette ev arayarak geçirdim. (Bakınız editörümün aşağıdaki yorumu!) Bu arada hani emlak fiyatları son dönemde çok uygun diyorlar ya, o koca bir yalanmış, bunu da görmüş olduk.

Ve sonunda ev bulundu!

Aradığımız evi nihayet düğüne 3-4 hafta kala bulduk. Paramızı denkleştirip, kredimizi çekip eve girdik. Ev bulmuş olmak ne büyük bir huzur. O günden sonra rahat bir uyku çekmeye başladık. Sonrasında mobilya seçimi, halı, tül vs derken haftasonları full, haftaiçi akşamları hazırlıklarımız tam gaz devam etti. Bir de, benim gibi bu tarz işlerle uzaktan yakından alakanız olmadıysa, işiniz çok zor. Mesela aman Allahım ne çok perde türü varmış, store perde, jaluzi, japon perde, kumaş perde, rustik perde... Bu liste böyle gidiyor. Neyseki aileler destek oluyor.

Ha bir de dışarıdan destek olayım derken sizi strese sokan bir grup vardır. Onlar da "ay zaman kalmadı", "nasıl yapacaksın", "çok geç kaldın", "onu yapma, bunu yap" diye başınızın etini yerler, olur olmaz akıl vermeye kalkarlar. Sizi strese sokmak için yaratılmışlar sanki...

Kuaför ve makyöz

Gelinliğinizin dikilmesi ortalama 2 ayı buluyor. O nedenle çok geç kalmamakta fayda var. Bu süre içinde 3-4 kez provalara çağrılıyorsunuz. Hemen ardından kuaför ve makyözü netleştiriyorsunuz. Bu en özel gününüzde saçınız ve makyajınız çok önemli. Eğer bildiğiniz bir yer yoksa, çok güvendiğiniz kişileri referans alın, veya daha önce yaptığı işi gördüğünüz kuaförleri. Ama mutlaka ve mutlaka gelin saçı ve makyajı için prova yaptırın, böylece sonradan bir sürprizle karşılaşmayın.

Son dönemde dış mekan fotoğraf çekimleri çok rağbet görüyor. Ama mekan bulmak büyük dert, İstanbul trafiğinde nikaha geç kalmamak için kuaför, fotoğraf çekimini ve nikah üçgenini iyi organize etmek gerek.

İştekilere sabır

Ev bakma, mobilya seçme, tadilat, ustalar, nikah şekeri, davetiye, gelinlik provası, ayakkabı seçimi, kuaför, makyöz ayarlamaları, misafirlerin karşılanması, davetiyelerin dağıtılması vs gibi bir sürü iş diğer yandan aileleri memnun etmeye çalışmak... Kimi zaman keyifli kimi zaman stresli bir yığın iş. Tüm bunları yapmak ciddi bir enerji ve zaman gerektiriyor. Genelde bir taraf daha çok üstleniyor. Neyse ki ben bu konuda şanlıydım.

Tüm bu süreçlerde işyerinden sık sık izin almak zorunda kalabiliyorsunuz. Sürekli alınan izinler, artan iş yükü (ki balayına çıkmadan önce işleri yoluna koymaya gayret edeceksiniz) sizi gerebiliyor. Çalıştığınız insanların anlayışlı olması ve esnek çalışma saatleri büyük bir nimet. Ben bu konuda da şanslıydım. Geçenlerde evlilik hazırlıkları yapan bir arkadaşım, izinler konusunda sorun yaşayınca daha fazla dayanamayıp işinden istifa etti.

En zevkli kısım balayı için mekan seçmek

Evlilik hazırlığı yapmanın en zevkli yanı balayı için mekan seçmek. Türkiye'de bir yere mi gidelim, yoksa Avrupa'ya mı, ya da uzaklara mı? İmkanınız varsa, tercih size kalmış. Biz uzaklarda karar kıldık, biraz yorucu olacak ama buna değecek. 15 gün uzaklaşmanın zevkini çıkaracağım. Bu arada öyle bedavadan 2 hafa izin yok tabii, iştekiler sizden stok bekliyor. Son haftaları iki katı çalışıp, stok yapıyorsunuz. Yani siz bu satırları okurken ben çooook uzaklarda olacağım ama haberlerim sizlerle olacak.

Evlilik stresi: Kilit kavram hoşgörü

DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Uzman Klinik Psikolog Hejan Hepözdemir, evlilik öncesi stres konusunda sorularımızı yanıtladı.

◊ Evlilik öncesi dönemde çiftler arasında ne gibi sorunlar çıkıyor?
Kilit kavram "çift olabilmek". O zamana kadar bireysel hayatı olan iki kişi, şimdi birlikte bir yaşam kurma yolunda önemli bir adım atıyor, dolayısıyla bu durumun gerektirdiği değişime de uyum göstermeleri gerekiyor. Örneğin, bu dönemde çiftlerde sıklıkla gözlemlediğimiz şey, birbirlerini değiştirmeye çalıştıkları, birbirlerini kendi isteklerini kabul ettirmeye zorladıkları, ortak çözümlerle değil, kendi en iyi bireysel çözümleriyle, ilişkideki güçlükleri aşmaya çalıştıkları. Bu durum doğal olarak ilişkilerde pek çok sıkıntıya neden olabiliyor.

◊ Bu stresi en aza indirmek için neler tavsiye edersiniz?
Türkiye'de evlilik kurumu iki eşden ziyade, adeta aileler arası bir akit gibi. Aileler evlilik hazırlıklarında başrolü oynuyor. Çiftin ev kurması, düğün hazırlıkları gibi pek çok konuda ellerinden geldiğince çocuklarına maddi ve manevi destek olmaya çalışıyorlar. Bu noktada aileler anlaşıyorsa ne âlâ; ancak aileler arası bir takım anlaşmazlıklar varsa, bu çifte de yansıyor. Dolayısıyla özellikle sözlülük-nişanlılık döneminde ailelerin uzlaşması büyük önem taşıyor. Bu noktada çiftin birbirine karşı hoşgörülü olması, gerektiğinde aile üyelerini incitmeden gerekli mesafeyi koruyabilmesi ve tabii ki ailelerin de mümkün mertebe sağduyuyu kaybetmemesi gerekiyor. Bunun dışında çiftin bu geçiş dönemi ile ilgili olarak evlilik öncesi danışmanlık alması oldukça anlamlı.

◊ Evlilik öncesi stresi işteki performansa nasıl yansıyor?
Evlilik öncesi yaşanan güçlükler, şüphesiz bireylerin üstesinden gelmekte zorlandıkları her türlü olayda olduğu gibi, bir takım stres tepkilerine neden olabilir. Bu stres tepkileri, kişinin iş, aile ve sosyal hayatına da yansıyabiliyor. Konsantrasyon güçlüğü, gerginlik, çabuk sinirlenme, duygusal iniş-çıkışlar, bir takım yorgunluk belirtileri ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerin de en belirgin gözlemlendiği alan, iş hayatı olabiliyor ve hatta bu durum kişinin işteki performansını da olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor.

Burada unutulmaması gereken nokta, bunun bir süreç olduğu ve taşlar yerine oturmaya başladıktan yani çift, yaşamlarındaki bu değişime adapte olmaya başladıktan sonra bu belirtilerin kendiliğinden ortadan kalkacağıdır. Aksi halde, durum, olağan bir evlilik öncesi güçlükten çıkmış ve profesyonel yardım almayı gerektiren bir duruma dönüşmüş demektir zaten.

◊ Evlilik hazırlığında olanlara ve iş arkadaşlarına tavsiyeniz?
Eğer evlenecek olan kişi çalışıyorsa, evlilik hazırlıkları, iş yaşamına paralel olarak devam etmek durumunda kalıyor ve bu durum tabii ki birey için çok daha yorucu olabiliyor. En basiti, ev eşyası almak bile işten arta kalan bir zamana, yani kişinin dinlenme zamanına bırakılmak durumunda kalıyor. Bu durum kişi yeterince dinlenememesine ve iş performansının düşmesine bile neden olabiliyor. Bu noktada, iş arkadaşlarının yardımı ve iş ortamındaki esneklik, kişinin bu süreci daha rahat atlatabilmesi için ayrı bir önem kazanıyor. Ve yine kilit kavram "hoşgörü". Eğer mümkünse, kişiye evlilik hazırlıkları için belirli bir süre izin vermek, bu süreçteki ufak-tefek hatalarını ya da performans düşüşünü anlamaya çalışmak ve genellememek, yardımcı olmak, onu dinlemek evlilik telaşında olan çalışan için hayat kurtarıcı oluyor.

Evlilik öncesi tavsiyeler

◊ Çiftler birbirine karşı hoşgörülü olmalı

◊ Evlilik öncesi dönemin bir süreç olduğu unutulmamalı

◊ Evlilik öncesi yapılması gerekenler planlanmalı

◊ Çiftler yapılması gerekenlerle ilgili sorumlulukları paylaşmalı, tüm yükü eşlerden biri üstlenmemeli

◊ Çifti ilgilendiren konularda, çift ortak karar almalı

◊ Aile üyeleri çocuklarına destek olmalı

◊ Çiftler tıkandıkları noktada evlilik öncesi danışmanlık almalı

Çalışanı evlilik hazırlığı yapan yönetici için rehber

Öyle ya, evlilik telaşı içindeki kadın çalışanın bir de yöneticisi var. Hürriyet İK'da biz, bu süreçte, yöneticinin marifetini kullanmasını gerektirecek en küçük bir sorun yaşamadık. Arkadaşımız sorunlarını hissettirmedi, sadece heyecanını paylaştı. Ama sorun yaşayan işyerleri var. İşte evlilik hazırlığı yapan çalışanın yöneticisi ve mesai arkadaşları için birkaç kural.

Kural 1- İletişime ve empatiye açık olacaksın!Ki çalışanın evlilik gibi önemli bir karardan seni zamanında haberdar etsin, sorunlarını seninle paylaşsın. Ki neden aklının işinde olmadığını, niye akşamları bir an önce işi bitirip kaçtığını anlayasın!

Kural 2- Sabırlı ve hoşgürülü olacaksın! Evlilik hazırlığı genç bir kadın için çok önemli bir dönem. En küçük detaylar hayati, en küçük sorunlar gözünde büyüdükçe büyüyor... Sinirliyse alınmayacaksın. Söylediğini dinlemiyorsa sabırla tekrar edeceksin.

Kural 3- Anlayışlı ve kolaylayıcı olacaksın!Çalışanın önce utana sıkıla, sonra (sen evet dedikçe ve bıçak kemiğe dayandıkça) giderek daha sık izin isteyecek senden: Ev bakmak için, şeker seçmek için, gelinlik provasıydı, gelinlik başıydı, gelinlik tacıydı, yok yüzüktü, yok düğün salonuydu... İdare edeceksin! Yalan söylemeye mecbur etmeyeceksin! Kanuni hakları biraz zorlayacaksın!

Kural 4- Yokluğuna hazırlanacaksın! Evlenen kadın çalışanın iki 'yokluk' dönemi olur: Düğünden önce, kendisi işte, aklı hazırlıklardadır; düğünden sonra, izindedir. Sen ve diğer çalışanlar, iyi niyet ve anlayış gösterecek, onun eksikliğini hissettirmeyecek, açığını kapatacaksınız.

Not: Bizim yöneticileri iyi bilirim. Pek çok 'çalışırken evlilik hazırlığı yapan' veya yapmış kadın erkek çalışanın, yukarıdaki satırları okurken 'Amin!' diyeceğini biliyorum. Bu söylediklerim 'olması gerekenler'. Uygulaması başka mesele...

Serdar DEVRİM