11 Mayıs 2014

Zeynep biraz olsun ayılmış, Ada'nın da içindeki korku dağılmıştı. Onu o halde gördükçe gözlerinden bulutlar geçip dağılıyordu.

Neyse ki artık evlerine dönebilirlerdi. Zeynep kendine gelmişti artık, sadece yorgundu.

İstiklal caddesi

İstiklal Caddesi'nin ortasındalardı. Taksi bulacakları bir yere kadar yürümelilerdi. Ama Ada'nın önce yapması gereken bir şey vardı. Bu gecede olanı burada bırakmalıydı. Ali artık gitmeliydi. Şimdi sadece o kalmıştı ve onun varlığı nedense Ada'yı rahatsız ediyordu.

İçinde anlamlandıramadığı bir şeyler vardı ve hala yüzünü yakıyordu. Ali'ye gitmesini söyledi, ama Ali suskundu. Sanki duymuyor gibiydi, sadece Ada'ya bakıyordu öylece. Ada, Zeynep'in koluna girdi ve yürümeye başladı. Ama Ali'nin gövdesi arkalarında, gölgesi onlardan da önde ilerliyordu.

İçinde hırs biriktirerek birkaç adım daha atabildi Ada ve sonra durup arkasına döndü. Olanca öfkesiyle ve sert bakışıyla ''Gelme'' dedi, ''Gelme diyorum sana''. Ali önce bir sessizdi, ama sonra dünyasını gördüğü ilk anda değiştiren kıza bir yanı kararlı, bir yanı cılız kalmış bir sesle "Gelmek istiyorum” diyebildi.

Ne yani aşık mı oldun

Ada'nın öfkesi daha da artmıştı. O kimdi ki onlarla birlikte gelmek istiyordu. Zeynep bu hallerde olmasa bu kadarına da izin vermezdi ya, neyse.

Bir anda daha da sinirlendi ve "Benden ne istiyorsun diye bağırdı”. Sokakta yok denecek kadar az insan vardı ve Ada şu yaşadığı anın bir rüya olmasını diliyordu. Ama değildi işte ve Ali yine sessizdi. Çok uzunmuş gibi geçen şu kısacık zaman diliminde kızcağız neredeyse öfkeden delirecekti.

Ada en sonunda "Ne yani aşık mı oldun?” diye bağırdı. Bu sefer Ali cılızlığa asla mahal vermeyecek kararlı bir sesle, "Evet, evet sana aşık oldum” diye karşılık verdi.

Ada sustu, biri onu ilk kez böylesine derin susturuyordu. Sonra köşedeki bir genç sabaha hatırlamayacağından emin olunan bu olay karşısında ıslıklar eşliğinde bir alkış tuttu. Işıkların yayıldığı mekanların gürültüleri de ona eşlik etti.

Ada bir an bocalasa da bir hırsla geri döndü ve hiçbir şey söylemeden yoluna devam etti.

Az sonra meydana geldiklerinde Zeynep, Ali ve Ada bir taksiye binip Zeynep'in oğlunu almaya gittiler…

Ada abla çok uykum var

Zeynep takside, Ali de onun yanında aşağıda beklediler. Ada da gidip Zeynep'in oğlu Ali'yi aldı. Asansörde sızlanıyordu Ali: "Ada abla, çok uykum var”

Taksiye döndüğünde Ali çoktan taksiden çıkmış, Ada'ya yardıma koşmuştu. Bu his çok tuhaftı işte. Hiç tanımadığı biri için gecenin şu saatinde buraya yürüme mesafesindeki evine gitmek yerine yanlarındaydı Ali. Üstelik sanki elinde sımsıkı tuttuğu balonları varmış gibi, yorgunluğuna inat aydınlık yüzü ile bekliyordu.

Önce Zeynep'i ve oğlunu evlerine bıraktılar. Taksiyle Ulus'a vardığında Zepnep de oğlu da derin bir uykudaydı. Ada onları yatırdı ve evden çıktı. Artık sabah olmuştu ve Ada'nın işe gitmesi gerekiyordu ve önce eve uğramalıydı.

Yol sohbeti

Ada, Zeynep'in evinden çıktığında karşısında yine Ali'yi gördü. Artık hissizdi bu ısrar konusunda, bir şey söylemedi. Bir yanı bütün gece Ali'ye söylenmiş olsa da aslında ona bir teşekkür borçlu olduğunun yine sinirlerini zıplatarak farkındaydı, ama bu sefer tüm duygusunu kendine sakladı. Başını kaldırıp Ali'nin yüzüne ilk kez gün ışığında baktı, yüzü ne güzeldi.

Yokuşu tırmanıp otobüs durağına yürüdüler ve bindikleri otobüs onları Levent'e kadar götürdü. Kalan mesafe kısaydı ve Ada geri kalanını yürüyecekti. "Seninle yürümek istiyorum” dediğinde artık Ali'ye "Gelme” demedi. Biliyordu, gelecekti.

Yol boyunca sohbet ettiler; hep kendilerini anlattılar. Ada yaptığı resimlerden birkaçının fotoğrafını dahi gösterdi telefonundan. Bu özel bir konuşmaydı ve aslında ikisi de aşık olduğunu o an fark etmişti. Sadece bu itiraf edilmesi güç bir konuydu; Özellikle Ada için.

Kararını oracıkta verdi; köşe bucak kaçmalıydı…

Arkası yarın

Damla Karakuş

(Bir tutam hayat: Gecenin nefesi - Üçüncü bölüm için tıklayınız)

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.