11 Mayıs 2014

Ada, şaşkın ama sanki sıradan bir hareketmiş gibi o kalabalığın içinden sıyrılıp, eli Ali'nin elinde masaya tekrar döndü. Masada herkes bıraktığı gibiydi. Ada dışında kimse bu durumun karmaşasını yaşamıyordu belli ki.

Bir tek Bengü tuvaletten döndüğünden beri bir garipti. Ege'nin çıkıp gelmemiş olması iyiden iyiye canını sıkmıştı. Bir anlık hareketle çantasını, telefonunu kontrol edip gitmek üzere kapıya yöneldi.

Şaşkın Ada

Zeynep, Bengü'nün gidişine aslında çok bozulmuştu, ama bir yandan da önemsemiyordu. Çünkü bu gece onu eken tek kişi olmayacaktı. Ada'nın gitmeyeceğinden ise emindi. Ada da bir an durup, ''İyi ki gelmişim'' dedi içinden. Onun burada yalnız kalması fikri midesini bulandırmıştı ve bir yandan da bu Bengü'yü son görüşleri olacaktı. Artık onunla bir arkadaşlıkları yoktu.

Bütün bunlar bir yana, Ada ellerini nereye koyacağını şaşırmıştı. Sahi normalde bu elleri nerede duruyor, ne yapıyordu? Şimdi buz kesmişti ve öylece evrende asılı kalmış gibiydi. Bir an önce buradan gitmek istiyordu, ama Zeynep kendini iyiden iyiye kaptırmıştı. Bir süre daha içindeki girdapta kendisiyle boğuşmayı tercih etti.

Telefon numarası

Ada kafasında bir masalın içindeydi şimdi. Bir zürafanın boynuna tırmanmış da bulutlara yükseldiğini düşünüyordu. Bulutlardan bir parça koparıp afiyetle yiyor, gökten aşağıya baktığında insanların karınca kadar görünmesinden keyif alıyordu. Ne zaman bir yerden kaçmak istese ve kapana sıkışsa oynuyordu bu masal oyununu. Gökyüzünden aşağılara bakmak ona kendini özgür hissettiriyordu. Zürafalarla bir bulutun lezzetini paylaşmak gibisi yoktu.

Kendini masalın ortasında kaybettiği bir sırada Ali bir kez daha telefon numarasını almak istediğini söylüyordu. Neden sonra masalından ayrıldı Ada ve Ali'nin kendisine numarasını vermesini, bir ara kendisini arayacağını söyledi. Yine yüzü kızarmıştı, ama bu sefer yalan söylediği için. Ne zaman yalan söylese kızarırdı, ama neyse ki Ali bunu bilecek kadar tanımıyordu Ada'yı.

Ada, Ali'yi asla aramayacaktı; içindeki yangın onu kül etse bile.

Gecenin nefesi

Sonunda Zeynep buradan çıkmayı kabul etmişti, ama pek ayakta duracak güçte değildi. Onu bu hale getiren alkol değil, boşanmanın eşiğindeki bir kadının iç dünyasıydı ve bunu orada bilen tek kişi Ada'ydı.

Önce iyi gibi görünse de Zeynep dışarıda aldığı nefesle daha da dibe battı sanki. Artık bir yandan da ağlıyordu. Sicim gibi boşalan gözyaşlarına aldırmadan, Ali'yi görmek istediğini söylüyordu. Zeynep'in dünyalar tatlısı oğlu, Ada'yla tanışma ve abla kardeş olma sebepleri, canları Ali.

Onu gecenin şu kör vaktinde Ali'nin karşısına bu halde çıkaramazdı Ada. Ali ve diğer iki arkadaşıyla Zeynep'i önce Taksim'e bir çorbacıya götürdüler. Zeynep yine bütün gün pek bir şey yememişti, ama şimdi çorba da içmedi. Sonra da kahve içsin, biraz ayılsın diye bir kafeye gittiler.

Orada Zeynep yine ağlamaya devam etti, kustu… Ada her iyi kız arkadaşın yaptığı gibi o kusarken saçlarını tuttu.

Zaman aktı…

İnsan yaşadığından pek bir şey eksiltemedi…

Arkası yarın

Damla Karakuş

(Bir tutam hayat: Aşk bu mu - İkinci bölüm için tıklayınız)

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.