11 Mayıs 2014

Ada, tüm sakinliğiyle sessiz bir güne daha uyandı. Sessiz, ama içten içe şaşırtıcı. Sabaha kadar şeytanın yüzünü yalamasına aldırmadan önce mutfağa gitti. Küçükken babaannesinden öğrenmişti bu detayı. ''Kızım'' derdi babaannesi, ''Sabahlara kadar şeytan yüzümüzü yalar durur. İşte bu yüzden her yeni güne insan yüzünü yıkayarak başlamalı''

Ama bu sabah bir başkaydı işte, öylesine bir his... Bir günlük babaanne nasihatlerine ara vermekten kimseye zarar gelmezdi. Babaannesinin Adaçayım diye sevdiği kızının hisleri ne kadar tarifsiz de olsa, bu belki de sadece üşengeçlikten ibaretti; kim bilir. Bugün hayatına küçücük dokunuşlarla farklılık getirmenin peşindeydi.

Önce bir fincan kahve hazırladı. Bu da aslında rutin değildi. Ada, kahve içmekten pek hazzetmezdi; hele de bu saatte. Bugün onun için aksiyon dolu başlamıştı ve ilerleyecekti belli ki.

Bir pazar kahvaltısı

Bütün işlerini hallettikten sonra yüzünü yıkayabildi ve kendini sıfır makyajla dışarı attı. Okul, iş, ev rutininde günlerinin aksine bugün dolu dolu bir Pazar yaşayacaktı. Yoğun günlerinin içinde derin bir nefes almak ona iyi gelecekti.

Can arkadaşı Adem ile buluştular mükellef bir pazar kahvaltısı için. Garipçe'de, tertemiz havanın ve balıkçıların yakınında, mis gibi bir kahvaltı. Fatma Ana'nın ellerinden mısır ekmeği yediler, peynirin çeşidine doydular. Sahanda yumurtanın asıl tereyağı ile yapılacağını öğrendiler. Rüyadan ötesiydi bu Ada için, alınmış derin bir nefesti.

Çapa ve dümen

Kahvaltıdan sonra Karadeniz'i tepeden izlemek, yürüyüş yapmak bile vardı menüde. İşte bu yürüyüş sırasında bugünün gecesinde onu kaderine bağlayacak bileklikleri gördü Ada ve hemen aldı. Bakıldığında sıradan bilekliklerdi, ama gece olduğunda bileklikler adeta ihtişama bürüneceklerdi. Siyah deri ipler üzerinde birinin üzerinde çapa, diğerinde dümen vardı. Birinden birini seçemeyip ikisini de aldı.

Dönüp çapalı olanı Adem'e uzattı, ama o kabul etmedi. Yine babaannesinden öğrendiği gibi, karşısındakinin gönlünü yapmak için 3 kez sordu. Ama Adem üçünde de kabul etmedi. Çok seviyordu Adem Ada'yı, gördüğü ilk andan beri, ona bakmaya bile kıyamıyordu. Birden içinde bir his doğdu ve o bilekliği kabul etmedi.

Anlam yüklü hayat

Hayat sen bir şeylere anlam yükledikçe şekilleniyordu. Adem, o bilekliği almayarak bir şekilde Ada'ya birçok şeyin iznini verdiğinin, birçok yolun kapısını açtığının farkında değildi.

Bu şansı ikinci bir soru karşısında, akşamüstü Zeynep Ada'yı kendi doğum günü partisine götürmek için geldiğinde, tekrar kaçıracaktı. Zeynep geldi, Ada hazırdı. Zeynep, Adem'i de davet etti, ama Adem kabul etmedi. İşte bu Adem'in şansını kaçırdığı ikinci soruydu.

Zeynep Ada'yı da aldı ve önce evine gittiler. Makyajlar, saçlar yapıldı, yeni arkadaşlarla tanışıldı. Her şey hazır olduğunda taksi kızları gece kulübüne götürmek için kapıdaydı. Bu kadarı aslında Ada için çok fazlaydı. Çünkü o daha naifti; resim yapar, bir şeyler yazar, kendini hayat çemberinin tam üzerinde tutardı. Ne içindeydi çemberin, ne dışında; tam üzerinde dönüyordu dünya.

Zeynep, Ada ve Bengü taksiden indiler. Gayrettepe'de bir kulüptü burası. Ada sabah uyandığı hissiyatla kapıdan içeri girdi. Hissediyordu, hayat başka akacaktı…

Arkası yarın…

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel haberidir.