Sevgili 2020,

Daha dün 2019'a mektup yazıyordum da, ertesi günü sana bağlamışım gibi bir his içindeyim; öylesine tanıdık, öylesine sıradan sanki her şey. Seni şimdi hem çok iyi biliyorum, hem de ilk kez karşılaştığım bir yabancısın. 365 günlük bir ömrümüz var birlikte. Sonrası, "Aaa 2020'de şöyle bir şey yaşamıştık, hatırlıyor musun?” anısına dönüşüverecek. Gözlerimin etrafına bir çizgi de sen ekleyeceksin. Bana yeni insanlar getirecek, kah güldürüp kah hançerlenişime hiç aldırmayacaksın. Ellerim, ellerim durur mu; sen onları da yaşlandıracaksın. Senden çok şey beklediğimden, bu benim payım işte. Kabul ediyorum. Dönüp dolaşıp hikâyemin olay örgüsü benim kalbimde düğümlense de, büyürken yıllara sığınmadan edemiyormuş insan. Hep mükemmel olsun istediğim anlar, hiç mükemmel olmadığında anladım bunu. Sonra kendi mükemmelime ulaştığımda, şaşkınlığımdan öptüm kendimi. Yıllar, bana kendimi bulmamın yollarını gösteriyordu, gördüm. Bu sanırım en büyük teşekkürüm…

Ama bu yıl biraz daha fazla büyüdüm, sanki daha fazla şey öğrendim. 2019'u, kalbimle tüm ilişkimi düzelten enfes bir yıl olarak hatırlamak istiyorum. Evet, kötü şeyler oldu. Bazen çok kötü şeyler… Ama her sabah kalbime, "Nasılsın?” diye sorduğumda, iyi hissedeyim diye çırpınışını gördüm. Şimdi hakkını yiyemem ki, nasıl bir yıla anlam yüklemeyi anlamsız bulurum? Nasıl "2019'un payı yok!” derim? Var elbet. İyi ki var…

Hadi gel yamacıma da, şimdi seninle neler yaparız onu konuşalım. Sana biraz biz insanlardan bahsedeyim. Benim ütopyomda, insanların dünyasında istekler bitmez. Zor bir 365 gün seni bekliyor…

Hazır mısın?

2020'ye mektup

2019 çok zor geçti

Bu cümleyi son günlerde ne çok duydum. Cümlelerini çok sevdiğim ne çok insanın sosyal medyasında okudum. 2019'u uğurlarken hayıflanan çok ses yankılandı kulaklarımda. Oysa geçen yıllar için de aynı cümleleri iç geçire geçire, bazen kanaya kanaya kurmuştuk, hatırlar mısınız? Şimdi 2020'ye karşı şeffaf olma zamanı. Belki bu kez bir şeyler değişir, taşlar yerinden oynar, içimizin balonları gökyüzüne uçar… Neden olmasın?

Bitsin gitsin de, yenisinin umudu sarsın, ne çok istiyoruz, değil mi? Biz böyleyiz işte, insan yanımıza yenik düşüp, her geçen yıl hafızamızdan siliniversin istiyoruz. Sonra bir yanımızın da hiçbir şeyi unutmaya tahammülü yok. Mesela ben, eskilerden çok sevdiğim bir şarkının sözünü hatırlayamadığımda bile uykularım kaçıyor. Bu duyguyu çok insanla paylaştığımı biliyorum. Şarkı sözlerini unutmaya bile dayanamadığımız dünyada günlerin hafızamızdan eksilmesinin nöbetini tutuyoruz. Deli miyiz neyiz ya hu?

Aslında çok da unutkanız. Belki biten her yılın ardından, belki yeniye umudu pek sevdiğimizden, onu kötüleyip yenisi daha iyi olacak diye bir bekleyişe giriyoruz. Daha düne kadar 2019'dan çok şey beklerken, şimdi ona kızıyoruz. 2020, Cancağızım, tam da burada sana yükleneceğiz. İşte bu, insanlarla bir arada yaşama konusunda öğreneceğin ilk şey. Biz pek severiz umudu, sen de umudumuzun en tatlı detayısın şimdi. Ama yine de her şeyi eskitiyor olmanın damak çatlatan tadına varırken, bir yandan da senin rutin oluşuna kızacağız mesela. Hiç şaşırma, sen usulca "Hepsi geçecek!” de, biz inanırız nasılsa. Sonra da sen alıp başını giderken, "Ah be, 2020 ne zor geçti!” deriz.

İnsanız biz, aldırma!

2020'ye mektup

2020'den neler bekliyorum

Peki şimdi, biz senden ne mi bekliyoruz? Şöyle bir tanıştığımıza göre ben en azından kendimden, ütopyalarımdan bahsedeyim sana. Üstüne alınan alınır, alınmayan sessizce kendi isteklerini düşünür…

Başlıyorum…

"Her sözcük, sabah kalkınca şiir olacağını sanırmış.” Nicedir şiir olacağım sabahlara uyanmanın özlemi içinde bir sözcük gibi hissediyorum. Sanırım insan olduğum yanımın yılsonu yorgunluğunu taşıyorum omuzlarımda. Bu yıl da artık şaşırmam dediğim pek çok şeye şaşırdım. Artık beni üzemezler diye çelikten zırhlandığım anlarda bile ağlama krizlerine girebildim. Ağız dolusu güldüm. Çok sevdim. Sevildim. Sarıldım. Üstelik tembellik edip hemen son aya girince de bırakmadım kendimi, biliyor musun? İnanmazsan 2019'a sor, o sana söyler. Hiç vazgeçmedim. Yıl bitti deyip, hayatımı ötelemedim. Dün mesela, acının yeni bir tanımını öğrendim, canım acıdı. Oh be ne güzel acıdı hem de; hissettim. Ama bu başka bir yazının konusu, bir sabah uyandığımda şiir olmaya hevesli sözcüklerimle anlatırım. Şimdi senden ilk isteğim, her duyguyu yine iliklerime kadar hissetmek ve hikâyemin başkahramanı olmaktan bir an olsun vazgeçmemek! Kaç tanım öğrenirsem öğreneyim üstelik!

Vazgeçmediğimde bana güç olur musun?

Hayata hangi noktadan bakıyorum, bu hep değişiyor. Bazen bir çocuğun gözünden, bazen annemin gözünden, -ki bu en zoru-, bazen yaşlı bir devin, bazen de bir balonun gözünden, bazen çalışma masamın dördüncü bacağından bakıyorum. Bu merakımı hiç yitirmek istemiyorum. Birlikte oyunlar kurduğumuz güzel bir yıl geçirelim diliyorum.

Oyun arkadaşım olur musun?

Yine ısrarla sevgiden bahsedeceğim. Biliyor musun, ben her yeni yılın sevgi dolu olduğunu düşünüyorum. Sen de öylesin, eminim. Ruhundan o sevgiyi çalan bizleriz. Belki de daha çok Cemal Süreya okumalıyız. Bize yardım etsen, bu yıl çoğaltsak, belki sen bize önayak olursun. Neden olmasın?

Sevgimi çoğaltan, kalbimi büyüten yanım olur musun?

Sonra çok sevdiğimiz şeylerin peşinden koşma cesaretimiz hiç bitmesin istiyorum. Koşmaktan yorulduğumda dinlenip yeniden yol almayı, düştüğümde kalkmayı, tökezlediğimde devam etmeyi istiyorum. Biri beni dibe çekmeye çalışırken, ona en güzel cümlelerimle karşılık verme gücünü bulup, egomla savaşımı kazanmak istiyorum.

Savaştığımda kılıcım, düştüğümde kaldıranım olur musun?

Bazen hayatı not almayı bilmediğimizden sürekli ertelediğimizi düşünüyorum. Bugün önemli olan pek çok şey zaman aktıkça dönüşüp yerini başka şeylere bırakıyor. Hem her şeyin bir zamanı var diye düşündüğümden bu dönüşüme bayılıyorum, hem de bu bir tembellikse ona bulduğum kılıfa kızıyorum. Bu yıl, aldığım tüm notları içime sindirerek yol almak istiyorum.

Yolum olur musun?

Bazı yıllar daha dolu dolu yaşanıyor sanki. Çocuk yaşlarımızdan sonra gelen, büyüdüğümüzü fark ettiklerimiz hani. "Yaşadım!” diyor insan. Bu hissi, hep yaşamak istiyorum.

Yine de bazen çocuk yaşım olur musun?

Gözümün önünde duranlar, göz göre göre yaşananlar pek çekmiyor beni. Ben göremediklerimi hayal edip, onlara hayret etmek istiyorum. Şaşkınlığım önüme sayısız sözcük döksün, ben anlamlı cümleler kurayım istiyorum.

Bana görünmeyenin ardındaki gizi gösterir misin?

Sevgili 2020,

Bize insan olmanın dayanılmaz çaresizliğinde yeni lezzetler vereceksin biliyorum. Çoğumuz o tatlara nankörlük edecek. Kimimiz sana sevgiyle sarılacak. Dedim ya, insanız biz, sen aldırma. Ama seni sevene de kucak açıp isteklerini geri çevirme. Nankör bir insandan sebep hepimizi yakma.

Şimdi ben hiç koşulsuz, seni seviyorum.

Ve seni çok sevenler adına, kocaman sarılıyorum.

Bu dünyaya ve ütopyama,

Hoş geldin…

Sevgimle…

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.