Koskoca bir yıl nasıl da çabucak geçmiş hissiyatı sarıyor değil mi? Size de oluyor mu? Her 31 Aralık'ta sanki daha dün geçtiğimiz yılı karşılıyor gibi oluyor musunuz? Yaş almanın karşılığı tam olarak bu sanırım. Günler günleri nasıl da kovalıyor…

Çok acı dolu günlerin de olduğu, ama yine de özelinde yüzümüzden gülüşü umarım eksiltmediğimiz bir 2018 geçti, gitti. Kimimizin ne çok kayıpları oldu belki; ama hayat işte, hep devam etti. Şimdi sıra, 2019'dan umduklarımızda! Hepimiz adına, birinci tekil şahısta sunuyorum isteklerimizi…

Sevgili 2019,

Az önce 2018'e yazdığım mektubu okudum. Umduklarımın ne kadarını bulduğumu bile fark edemeyecek kadar yorgun bir yıl geçirmişim. Bence bu hissiyat hepimizde var. Hepimiz bir sonraki güne uyanmak için sebep bulmakta daha başarılı olalım derken rutinleşen hayatlarımızda sıkışıp kalıyoruz sanki. İşte bundan sebep, senin sorumluluğun biraz daha fazla 2019. Hepsinden önce rutinliğin getirdiği bıkkınlığın o ince sızısını yüreğimizden silmek için başlayabilirsin.

Hastaların şifasını, borçluların edasını bulduğu, gözümüzün doymayı bildiği bir yıl ol, olur mu?

Hala her şeyin başı sağlık tabii. Bu su götürmez gerçeğin bize göz kırpışını hep fark ettir; sağlığımızın en büyük hazine olduğunu hep hatırlayalım.

Anladım ki, hayat tamamen olmasa da çoğunlukla patika yollarından geçirerek seni umut ettiğin şeylere ulaştırıyor ve bu yolda sana eşlik eden insanların gerçek olma olasılığı yok denecek kadar az. Büyürken öğrendiklerimiz karşısında dimdik duracak o sihirli gücü ver bize. Sevginin bu güce ulaşmak için en doğru yol olduğunu aklımızdan, hele hele kalbimizden çıkarmamıza hiç izin verme.

2019'a mektup

Ruhumuzun çocuk yanına kapılıp yürüdüğümüz yollarda karşımıza hep Şirinler çıksın. Kalbimize, hayatının zorluklarına inat yüzünden gülüşünü eksiltmeyen Heidi'nin yaşama sevincinden serpiştir, olur mu?

Bir de aşk var; hep var! Huzuru sol yanında bulup bir ömür onunla yan yana yürümeye karar verme deliliğinde ne çok korkunç varlıkla karşılaşacağımızı, bunlar karşısında da yine sağlam durabilmeyi öğret bize. Çünkü biz aklımızdan geçen ne varsa kalbimize sığmadığında anlıyoruz ki, hayat kibrit çaksan yanacak kadar sarhoş bir adamın düz bir çizgi üzerinde yürüyebilmesiyle eşdeğer. Limonlu dondurmanın her yaz damağımızda bıraktığı o tadı unutmanın en acı ihanetler kategorisine girmesi gerektiği kadar da gerçek. Sen bu yaz da damağımızdaki limonlu dondurmanın lezzetini değiştirme.

Değer verdiğimiz ne varsa peşinden koşma cesareti için de yanımızda ol! Hep, ama hep çok severek, önce kalbimizde taşıdığımız, sonra da kendimize duyduğumuz inanca sığınarak – ki bu çok önemli n'olur kendimize inanmaktan vazgeçmeyelim, hatta öğrenelim – yaşayalım bu yılı; bu hayatı…

Ne sevdiklerimiz bizden eksilsin ne de biz onlardan. 2018, kazandıklarımın yanında en çok da kaybettiklerimin yılı oldu. Geri dönmemek üzere benden gitmeyi seçenlerin, kırıp dökenlerin kalbime bıraktığı ağırlığı taşıyabilmek için kalbimdeki sonsuz sevgiyi bu yıl da kalıcı kıl! Hep, ama hep inanmaya devam edebileyim. Yanılmama izin verme demek çok komik olur. Sen yanıldığımda yeniden inanmak için güç ver.

Çünkü ben diyorum ya: "Aslında hem her şey çok değerli, hem de değersiz işte. Anılar biriktirip nesnelere anlamlar yükleyip, bir gidip bir gelip volta atıyoruz yaşadığımız koridorda. Çok da büyütmeden meseleyi, yaşamak, inanarak yaşamak bize farz olan; hepsi bu!

Çünkü hayat, ''Seni seviyorum''dan sonra ''Sana inanıyorum''un hatırına dönüyor…"

İşte bundan sebep, hep sevdiğimiz, çok sevdiğimiz, inandığımız, yanılsak da vazgeçmediğimiz, bizi vazgeçirtmeye çalıştıkları ne varsa direndiğimiz, başımıza gelen kayıplar karşısında ayağa kalkıp, şifalanıp yola devam ettiğimiz ve elbette en çok sağlıklı bedenlerle birbirimize sımsıkı sarıldığımız bir yıl ol 2019!

Seni şimdiden, koşulsuz bir şekilde seviyorum…

Sevgimle…

Damla Karakuş

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.