Yaşadığımız aydınlanma çağında bile, kadınların dünya üzerindeki varlıklarını kabul etmeye yönelik eylemlerin bulunması, ne kadar acınası bir durum. Öyle ki, geçmişten günümüze asıl zulmü yaşayan kız çocuklarının farkındalığını artırmak için '11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü' adı altında bugünü kutluyoruz. Rakamlar gerçekleri gözler önüne seriyor ve sonuç çok acı.

Son zamanlarda üzerine kitaplar okuduğum ve kafa yorduğum bu konuda, asıl sorunun kız çocuklarının olmadığı, tedavi edilmesi gereken bir toplum düzenin olduğu bir gerçek. Siz toplumu ne kadar çok önemserseniz, o sizi o derece içerisine çekiveriyor. Sorgulamayan, kendi değerlerini yok etmiş, koyunlaşmış bir birey kılıfına sokuveriyor ve bundan haberiniz bile olmuyor.

Kadın nüfusu azalıyor

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Başdanışmanı Upala Devi, 'Erkek Çocuk Tercihinin ve Kız Çocuklarının Değersizleştirilmesinin Önlenmesi Küresel Programı' araştırmasında 2019 yılı itibarıyla dünyada 130 milyon kız çocuğunun doğumdan önce veya sonra yok edildiğini söyledi. Okuduğumda tüylerimi diken diken eden bu vahşetle ilgili Devi, çalışma hakkında, "Özellikle dünya nüfusunun üçte birini oluşturan Çin ve Hindistan gibi ülkelerde kadın nüfus azalırken erkek nüfus giderek artıyor, kadın nüfusun azalması nedeniyle Hindistan'ın Pencap gibi bazı eyaletlerinde 2-3 kocası olan kadınlar gördük" diye de ekledi.

En yaygın yöntem: Kürtaj

Kürtaj, bizleri, kız çocuklarını yok etmeye yönelik en yaygın yöntemmiş. UNFPA Başdanışmanı Devi, "Peki, kaybolan kız çocukları nasıl ortadan kaldırılıyor? Birincisi ve en yaygın yöntemi doğmadan önce cinsiyeti öğrenerek kürtaj yaptırmak suretiyle, ikinci olarak da doğduktan sonra boğarak öldürmek suretiyle yok ediliyor. Eğer bir kız çocuğu doğumda kürtaj olmaktan kurtulup doğarsa ve öldürülmezse bakımsızlıktan, aşılarının yapılmamasından, beslenme yetersizliği gibi her türlü kız çocuğuna ayrımcılık ve ihmal sonucunda hayatını kaybediyor. Bugüne kadar 3 temel sebep yüzünden dünyada erkek nüfusunun aşırı arttığı bilimsel olarak kanıtlandı: Ultrason gibi modern teknolojinin çok küçük köylere kadar ulaşması sonucunda pek çok aile bebeğin cinsiyetini önceden öğrenebilmesi, ataerkil toplumların kurallarıyla erkek çocuğa daha fazla değer verilmesi ve tüm dünyada doğurganlığın azalması, en başta gelen sebeple” değerlendirmelerine ekledi.

Cinsiyetçi yaklaşım her yerde

Nihan Kaya'nın 'İyi Toplum Yoktur' kitabında da söylediği gibi "Dünya bir kız çocuğunun kız olduğunu bildiği andan itibaren, onun bütün sınırlarına müdahale etmeyi müdahaleden saymıyor. Dünya, kadını, en baştan tanımlıyor”. Hal böyleyken, bugünü dünyaca kabul edermişçesine kutlamak ironi değil mi? Dünya, kız çocuklarıyla dalga mı geçiyor? İnanın bu bana hiç samimi gelmiyor. Bu günü kutlamak bile ortada su götürmez bir cinsiyetçi ayrımcılığın olduğunun kanıtı.

Toplumumuzda birçok örnekle gözlemlenebilecek bu cinsiyetçi yaklaşım, evlerimizde, komşularımızda, ailelerimizde, iş yerlerimizde ve aklınıza gelebilecek bulunduğunuz her ortamda sizi istismar etme yöneliminde. Ruhsal ve fiziksel anlamda kız çocuklarını değersiz kılanlar ise aslında toplumun dayatmasıyla yine kadınlar. Annelerimiz, anneannelerimiz, kayınvalidelerimiz, teyzelerimiz vs. Bizi sevdiğine koşulsuz inandığımız bütün kadın kahramanlar değil mi yine bize zarar veren? Bir kız çocuğu olarak şunu söyleyebilirim ki, ben yakınlarımdan bu muameleyi görürken dünyanın neden umurunda olayım?

Gizem Bozdağ

[email protected]

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.